Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! [ Kayıt Yap | Giriş Yaprss

Ankara Masaj Salonlari



     


 

   

Ak Parti Genel Başkar Yardımcısı Ve Parti Sözcüsü Çelik:

| Ankara Haberleri | 03 Ekim 2013

Ak Parti Genel Başkar Yardımcısı Ve Parti Sözcüsü Çelik:AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, okullardan andımızın kaldırılmasıyla ilgili MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin eleştirilerine sert tepki göstererek, “Her sabah minicik çocukları soğukta, karda kıştı sıraya geçirip bunu yapmanın ne manası var. Bahçeli, andın unutulmamasını istemiyorsa MHP’nin her grup toplantısında kendisi söyleyip orada katılanlar da tekrarlayabilirler” dedi.AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, Genel Merkez binasında basın toplantısı düzenleyerek gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Demokratikleşme paketinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanmasının ardından MHP ve CHP tarafından gelen eleştireler sert tepki gösteren Çelik, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun açıklanan paketteki önerilerin kendi önerileri olduğu yönündeki açıklamaları olduğunu hatırlatarak, “Sayın Kılıçdaorğlu, ‘bu bizim önerilerimiz arasında vardı’ diyor. İyi ya işte desteklesene… Hayır desteklemeyiz. Madem sizin ödevleriniz arasında vardı, madem AK parti bunu öneriyor, bu bir ortak payda demektir. Buyurun destek olalım. Sadece oy kaygısıyla hareket etmeyelim. Sorumluluk bunu gerektirir” dedi.“HZ. İSA’NIN NEFESİ TÜRÜNDEN GELİRSE KUSURA BAKMAYIN BU KARŞILIK BULMAZ”Partisi adına, TBMM’deki müzakereler esnasında muhalefetten gelecek makul meşru mantıklı taleplere açık olduklarını ifade eden Çelik, “Ama öyle davul tozu minare gölgesi Hz. İsa’nın nefesi türünden gelirse kusura bakmayın bu karşılık bulmaz. Biz uçuk şeylere kapalıyız, aşırılıklara kapalıyız. Türkiye şartlarını gözetmeyecek olan ve hakikaten bizim 76 milyonun birliğini bütünlüğünü kardeşliğini esas almayan tekliflere kapalıyız” diye konuştu.“BAHÇELİ, O BAYRAMLIK AĞZINI BİR KEZ DAHA AÇTI”Demokratikleşme paketinin açıklanmasının ardından pakete tepki gösteren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi de eleştiren Çelik, Bahçeli’nin kendilerinin alışık olduğu ve bildik o üslubunu kullandığını dile getirdi. Bahçeli’nin AK Parti’ye, Başbakan Erdoğan’a ve kendilerine hakaret ettiğini sözlerine ekleyen Çelik, “O bayramlık ağzını bir kez daha açtı. Bize ettikleri haksızlıkları hakaretleri bühtanları kendilerine aynen iade ediyoruz. MHP şunu da bilmelidir; iktidara, başbakana hükümete küfrederek, hakaret ederek, tahkir ederek kendi sözünü geçiremezsiniz, diyalog bu değil, ortak paydalarda buluşmak bu değil. Sayın başbakanımız veciz bir şekilde ifade etti, programımızda ne varsa, sonraki hükümet programlarımızda, seçim beyannamelerimizde ne varsa, son olarak 2011’de yayınladığımız hedef 2023 isimli seçim beyannamemizin ileri demokrasi bölümünde ne varsa, 2023 siyasi vizyon belgemizde ne varsa, akil insanların vatandaşın nabzını tutarken getirdikleri 7 bölgeden ne varsa, olması gereken, olmaması gerekenler, bunlar derlenip toparlanmış ve bir paket olarak halka arz edilmiştir. Eksiği var mı fazlası var mı? Elbette var. Yeryüzünde hiçbir siyasi irade yoktur ki bir asırda birikmiş tahribatı, bütün sorunları sihirli bir dokunuşla bir anda halledebilecek, yeryüzünde bir siyasi irade yoktur.”“DARALTILMIŞ BÖLGEDE 5 MİLLETVEKİLİ YARIŞACAK DİYORUZ YA ORADA DA NİSPİ TEMSİL UYGULANACAK”Demokratikleşme paketinin siyasetin alanını, meşruiyetin alanını genişlettiğinin altını çizen Çelik, “Niye bunları yaptılar. Siyasetin alanını ve meşruiyetin alanını genişletirseniz gayrimeşruluğun illegalitenin alanını daraltırsınız. İnsanımız siyasete yönelsin. Siyaseten beklenti içinde olsun” şeklinde konuştu. Paketteki seçim barajıyla ilgili üz seçenek sunduklarını dile getiren Çelik, şunları kaydetti:“Arkadaş biri çıktı dedi ki barajı kaldırıyorlar deniz getiriyorlar. Yüzücü acemi olursa havuz bile olsa boğulur, havuz da olsa ırmak da, göl de olsa baraj da, olsa, deniz de olsa fark etmez. Bunlar siyasetin acemisi, hangi seçim sistemi yüzde 2, 3, 5 oy alan partiyi iktidara taşır? Efendim çoğunluk sistemi getirecekmişiz de bu da felaket olacakmış. Demokrat partinin 52’de iktidara gelmesi gibi olacakmış. AK Parti’nin çoğunluk sistemi getirmek gibi bir niyeti yok, biz nispi temsil sisteminden hiç vazgeçmedik. Daraltılmış bölgede 5 milletvekili yarışacak diyoruz ya orada da nispi temsil uygulanacak. Siyasetin cahili olanlar televizyonlarda konuşuyor hayretler içinde kalıyorum. Barajlı sistem nispi temsil devam edecek. 5 vekili olan bölgede baraj otomatikman yüzde 20’ye çıkmıyor mu? Hayır çıkmıyor. Kaça çıkıyor. En yüksek oy alan partinin oyunun beşe bölünmesinden çıkan sonuç neyse ona çıkıyor. Ha biz bunu istemiyoruz. Dün bir gazeteci yazmış. 3 seçenekle bizi niye karşı karşıya bırakıyorsunuz. Ben de o arkadaşa nazikçe dedim ki sayın x, işte buna dar bölge diyorlar. Biz zaten bunu önermişiz. Dolayısıyla bilmeden fikir ve bilgi zemininde olmadan konuştuklarımız boşa gider. Çok alan partinin lehine olur. Bugünkü sistem öyle değil mi? Hangi sistemi getirseniz böyle olur. Yüzde 10 barajı fiilen anlamını yitirmiştir. CHP’nin baraj problemi yok, MHP’nin yok, AK Parti’nin zaten yok. BDP de etrafından dolanarak hallediyor o işi zaten. Yüzde 10 barajının pratikte bir faydası yok zaten.”“BİZE EŞ BAŞKANLIK LAZIM DEĞİL”Eş başkanlık eleştirilerine de cevap veren Çelik, AK Parti’nin eş başkanlık derdinin olmadığını söyledi. Çelik, “Bizim böyle bir derdimiz yok. Bize eş başkanlık lazım da değil. Baktık ki muhalefet liderleri partilerini yönetemiyorlar onlara bir imkan hazırlayalım dedik, yanlarına bir adam getirsinler yedek medek bir şey yapsınlar. Sayın Sarıgül bekliyor şimdi. Kılıçdaroğlu ne zaman çağıracak gel ben bu işi yapamıyorum bu işi beraber idare edelim demesini bekliyor. Ama AK Partinin böyle bir niyeti de yok böyle bir planlaması da yok” dedi.“CEZAEVİNDE BULUNAN ÖĞRENCİLERDEN 81’İ HÜKÜMLÜ”CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tutuklu öğrenciler ile ilgili bilgiler verdiğini anımsatan Çelik, şuanda Türkiye’de 356 cezaevinde 157 üniversite öğrencinin bulunduğunu kaydetti. Cezaevinde bulunan öğrencilerden 81’inin hükümlü olduğunun altını çizen Çelik, “Yargı 81 öğrenci ile ilgili kararını verdi. Onlar hükümlü de olsa, olsun biz onları çıkaralım. Öğrenci değil mi girmesin cezaevine. Ben öğrenciyim burayı yakıp yıkacağım. Ben öğrenciyim arkadaşımı öldüreceğim. Neymiş peki bu hükümlülerin suçları? Yaralama, yağma, uyuşturucu madde alma kullanma satma neyse…Terör. Terör birinci sırada, öldürme veya öldürmeye teşebbüs. Bunlar hükümlü. Tutuklu olan 76’sı nedir. Sebebi nedir bunların içeride bulunmasının. Terör, uyuşturucu, adam öldürme yaralama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma” dedi.“KAÇ TANE ÇARŞAFLI VAR ÜNİVERSİTEDE? BU TOPLUM AKLİ OLANI BULUR”Hiç kimsenin hayat tarzına müdahale etmediklerini, etmeyeceklerini söyleyen ve demokratikleşme paketinin bunun garantisi olduğunu ifade eden Çelik, “Gazeteciler bana, ‘Başörtüsü serbest bırakıldı. Peki endişeli laiklerin endişesi ne olacak’ diye soruyor. Onlar da bizim vatandaşımızdır, endişeleri varsa onu gidermek de bizim boynumuzun borcudur. Hiçbir şekilde insanların hayat tarzına ilişilemez maddesi bunun için getirilmiştir. Ayrımcılığa tabi tutulamaz hiç kimse. Ben içmiyorum, ama içki içene karışma hakkım yoktur. Öyle giyinirim veya böyle giyinirim kimse karışamaz. ‘Başörtüsü serbest olursa üniversiteler çarşaflılar dolacak’ diyorlar. Kaç tane çarşaflı var üniversitede? Bu toplum akli olanı bulur. Başına örtü takmak çarşaf giyeceği anlamına gelmez. Toplumu rahat bırakalım. Herkesin inancı devletin garantisi altındadır. Bizim bütün çabamız budur” dedi.“BAHÇELİ HER GRUP TOPLANTISINDA ANDIMIZI SÖYLESİN”Demokratikleşme Paketi içerisinde yer alan Andımızın kaldırılmasıyla ilgili gelen eleştirilere de cevap veren Çelik, şunları kaydetti:“Hani şunu anlarım diploma törenleri esnasında Meclis’te milletvekilliği yemini bazı mesleklere girerken bu yapılır. Dünyada örnekleri var. Ama her sabah minicik çocukları soğukta, karda kışta sıraya geçirip bunu yapmanın ne manası var. Ben 2003’te ilköğretim yönetmeliğini değiştirip ‘yabancıların and içme mecburiyeti yoktur’ hükmünü getirdim diye kıyamet kopardılar. Antalya’da yaşayan Alanya’da yaşayan Almanlar, Bodrum da yaşayan İngilizler bana müracaat ettiler Sayın bakan biz çocuklarımızı, torunlarımızı sizin okullarınıza gönderiyoruz her sabah çocuklarımızı sıraya geçiriyorlar ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım, varlığım Türk varlığına armağan olsun…’ şimdi bu hızlı hamasi ulusalcı nutuklar atan ulusalcılardan birine dedim ki Almanya’daki Türklerin çocuklarını sıraya geçirseler her sabah ben ‘germenim varlığım germen varlığına armağan’ olsun dedirtirlerse ne yaparsın dedim Almanya’yı başlarına yıkarız dedi. Tutarlı olalım, empati yapalım. O zaman söyledim; Almanın çocuğu Türküm diye başladığı zaman her çekimli cümle bir fiil cümlesidir. Birinci cümle bir hüküm cümlesidir. Arkasından doğruyum birincisi yalan olduğu için ikincisi otomatikman yalan. Her sabah başkasının çocuklarına yalan söyletmek zorunda mıyız. Bahçeli Andın unutulmasını istemiyorsa MHP’nin her grup toplantısında kendisi söyleyip orada katılanlar da tekrarlayabilirler.”

75 Toplam, 1 Bugün

Chp Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin:

| Ankara Haberleri | 02 Ekim 2013

Chp Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin:CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ilişkin, “ Tavrımız açık. Biz 2011 yılında yüzde 10 barajıyla ilgili kanun teklifi vermişiz” dedi.CHP’nin MYK toplantısı Genel Başkan Kılıçdaroğlu başkanlığında çalışmalarını sürdürürken, Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin bir basın toplantısı düzenledi. Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Tekin, bir gazetecinin “Genel Başkan dün ‘seçim barajı yüzde 3′ dedi. Bir taraftan bakılınca CHP’nin önerileri ve AK Parti’nin önerileri birbirine paralel gibi görünüyor. Adalet Bakanı’nın da açıkladığı gibi ‘çok yakın bir zamanda paket meclise gelecek’ dedi. Paket meclise geldiğinde CHP’nin tavrı ne olur” sorusuna şu cevabı verdi:“Demokrasiyi kirletmeyelim. Başbakan Erdoğan’ın demokrasi içeriğini iyi okuması gerekiyor. Demokrasinin birinci önceliği milletin kendi kaderini kendisinin tayin etmesi demektir. Bir demokrasi paketinde siyasi partiler yasası olmaz mı? 100 yaşındaki Evren ile hesaplaşmayı bırak, 12 Eylül döneminde parti hukukunun önünü kesmiş anti demokratik bir siyasi partiler yasasını hadi değiştirelim. Demokrasi önce siyasi partilerin mutfağında işlenir. Yüzde 3 ile ilgili niye itiraz ediyor. Evrensel ülkelerde hukuk demokrasisinin işlediği ülkelerde kurallar neyse aynı kuralları işletelim. Bizim yüzde 10 barajıyla ilgili vermiş olduğumuz kanun teklifi var. Bunun hayata geçirilmesi mücadelesine devam edeceğiz. Tavrımız açık. Biz 2011 yılında yüzde 10 barajıyla ilgili kanun teklifi vermişiz.”

67 Toplam, 1 Bugün

Dsp Genel Başkanı Masum Türker, Temiz Seçim Platformu Üyeleriyle Görüştü

| Ankara Haberleri | 27 Eylül 2013

Dsp Genel Başkanı Masum Türker, Temiz Seçim Platformu Üyeleriyle GörüştüDemokratik Sol Partisi Genel Başkanı Masum Türker, Temiz Seçim Platformu üyeleriyle DSP Genel Merkez binasında görüştü.Temiz Seçim Platformu Sözcüsü Yaşar Okuyan ile eski bakanlardan Agah Oktay Güner, Enis Öksüz, Ramazan Mirzaoğlu, Temiz Seçim Platformu Ankara Temsilcisi İlke Çakar, Prof. Dr. Ali Ercan’dan oluşan Temiz Seçim Platformu heyeti DSP Genel Başkanı Masum Türker’i DSP Genel Merkezi’nde ziyaret etti.Yaşar Okuyan bir sunum yaptıktan ve görüşlerini açıkladıktan sonra seçim sistemimizdeki olumsuzluklar ve önerileri bir rapor halinde DSP Genel Başkanı Türker’e verdi.Temiz Seçim Platformu Sözcüsü Okuyan, yaptığı açıklamada şunları ifade etti:“Nüfus sayımı yapılsın. Parmak boyası tekrar gelsin. Seçimlerin temiz olması lazım. Demokrasinin namusu sandıktır. Sandığın namusu da temiz ve dürüst olmasıdır. Biz platform olarak hiçbir partinin lehinde aleyhinde bir derdimiz yok. Derdimiz gerçekten dürüst bir seçim olsun şaibeden uzak bir seçim olsun ve bu seçimin sonuçlarına hepimiz rıza gösterelim. Yüzde 10 barajını mutlaka kaldırılması gerekir. Yüzde 5’e inmesine yarar görüyorum.”Genel Başkan Masum Türker de, kabulde yaptığı konuşmada, “Türkiye’de demokrasinin yeşermesi varlığını sürdürmesi açısından sivil toplum örgütü çok önemli. Özellikle Türkiye’de başka yönlerden baskılar oluşturacak bir hareketin olduğu bir dönemde demokratikleşme adına yapılan platformu destekliyoruz” dedi.

72 Toplam, 1 Bugün

Başbakan Yardımcısı Arınç, Dmd Yönetimiyle Bir Araya Geldi

| Ankara Haberleri | 06 Eylül 2013

Başbakan Yardımcısı Arınç, Dmd Yönetimiyle Bir Araya GeldiBaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP’nin Mısır ziyaretine ilişkin, “Esad’a ‘Ne olur artık kan dökülmesin’ deseler yararlı olur. Mısır’a gitseler, ‘Mursi’yi serbest bırakın’ deseler, ‘İhvan’ı yasaklamayın, bizim için Mısır’ın bütünlüğü önemlidir, seçimlere gidin, bizde size kendi tecrübelerimizden bir şeyler katalım’ deseler fevkalade güzel olur” dedi.Başbakan Yardımcısı Arınç, Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD) Başkanı Serkan Demirtaş ve Yönetim Kurulu üyelerini Başbakanlık Merkez binada kabul etti. Arınç, kabulde yaptığı konuşmada, DMD’nin başarılı bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, diplomasi muhabirlerinin önem kazandığını ifade etti. Diplomasinin geçmişteki değerinden hiçbir şey kaybetmeğini vurgulayan Arınç, diplomasi muhabirlerinin de ülkeler arasındaki sorunlarının çözümündeki rolüne dikkat çekti.Basın mensuplarının sorularını da cevaplandıran Arınç, PKK üst yönetiminin açıklamalarıyla ilgili bir soru üzerine, “Ben Cemil Bayık’ın muhatabı değilim. Ben Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Başbakan Yardımcısıyım. Benim ona cevap vermem, onu bana muhatap yapar. Kim nasıl açıklama yaparsa yapsın, herhalde cevabını verecek, bunu tahmin edip sonuçlandıracak bir merci vardır. O şu anda ben değilim” şeklinde konuştu.Çözüm sürecinin takipçisi olduklarını belirten Arınç, “Hükümetimiz Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başlattığı süreci olumlu ve soğukkanlılıkla devam ediyor. Öcalan’ın verdiği talimatları yerine getirirler ve ya getirmezler, çekilme yaşanır istediğimiz sürece gelmiş olur. Bunların hepsi takibimizde olan konulardır. Ancak terör örgütünün lideri, söz sahibi olduğunu iddia eden kişilerin günlük söylemlerine karşı bizim söyleyeceğimiz hiçbir şey yoktur. Biz soğukkanlılıkla bu meseleyi götürmek ve sonuçlandırmak istiyoruz” diye konuştu.Mısır’da Müslüman Kardeşler grubunun dağıtılması kararını yorumlayan Arınç, “Beklenen bir gelişme, olumsuz bir gelişme. Olumsuz görüyorum. İhvan hareketi, 1920-30’lı yıllardan bu yana hiçbir şekilde şiddete bulaşmamış bir harekettir, bilimsel bir harekettir. İhvan’ın son zamanlarda siyasi hareket olarak ortaya çıkması da, onların şiddetten uzak kalmasının bir sonucudur” ifadelerini kullandı.Müslüman Kardeşler grubunun kapatılmasının kötü sonuçlar doğuracağını belirten Arınç, “Halkı şiddet kullanmaya teşvik edecektir. İhvan bunu onaylamayacaktır. Ama bu kadar zulüm ve haksızlıklara karşı halkta yeni bir bilinçlenme olacaktır. İhvan hareketinin yasaklanması, seçimlerinde yine ayrımcılık kokan bir seçim olacağını ortaya koyuyor” ifadesini kullandı.CHP’NİN MISIR ZİYARETİCHP milletvekillerinin Mısır ziyaretini değerlendiren Arınç, şunları söyledi:“Darbe rejimi var, bu darbe rejiminin yöneticileri ile görüşme yapılacak. Bu görüşmeden nasıl bir fayda sağlanabilir? Mursi’nin kendi seçtiği Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı yaptığı insan ona karşı darbe yapıp, kendisini ceza evine göndermiş ve hala özgürlüğünden mahrumsa, o kişilerle konuşmasının Türkiye adına nasıl bir fayda doğurabileceğini şahsen merak ediyorum.”CHP heyetinin İran’a da gitmesi gerektiğini söyleyen Arınç, “Avrupa Konseyi’ne gittikleri zaman, Konseyin Genel Sekreteri kendilerine randevu vermemiş olabilir. Birlikte basın toplantısı yapamamış olabilir. Demokratik Avrupa ülkeleri veya Amerika Birleşik devletleri çok yakın ilişki de kuramıyor olabilirler. Çünkü bir sosyal demokrat parti olmanın dışında Avrupa’da başka özellikleriyle de biliniyorlar. Bazı üyelerinin bazı davranışlarıyla bir faşist parti hürriyeti ile tanınıyorlar ama Ortadoğu’da bu tür ilişkileri kurabilecek hatta bunda başarı sağlayabilecek noktadalar. Irak’la Bağdat’a gittiler ama bölgenin dışına çıkamadılar, bir Kerkük ziyareti olamadı, bir Necef ziyareti olamadı. Hemen Esad’la görüşmeye gitmeliler, ‘Bu zulüm yeter, silahları susturun, ülke parçalanmasın, mezhep kavgası çıkmasın, Suriye’nin toprak bütünlüğüne birlikte, farklılıklarıyla birlikte yaşayan bir ülke olmasını istiyoruz, kimyasal silah da kullandınız. Artık yeter’ diyebilirlerse, yararlı olur, Esad’a ‘Ne olur artık kan dökülmesin’ deseler, yararlı olur. Mısır’a gitseler, ‘Mursi’yi serbest bırakın’ deseler, ‘İhvan’ı yasaklamayın, bizim için Mısır’ın bütünlüğü önemlidir, seçimlere gidin, bizde size kendi tecrübelerimizden bir şeyler katalım’ deseler, fevkalade güzel olur. İyi karşılanıp, güzel ağırlanıp, sırtları sıvazlanıp Türkiye dönerlerse, bundan fayda görmeyiz” dedi.“CAN HAVLİYLE KAÇANLARI BİZ KONUK ETMEYE ÇALIŞIYORUZ”Sınır kapılarında tedbir alınıp alınmadığı sorusuna Arınç, Türkiye’ye gelenlerin sayısının 550 bine ulaştığını belirtti. Arınç, “Sınırlardan can havliyle kaçanları biz konuk etmeye çalışıyoruz. Biz mümkün olduğu kadarıyla can kaybı korkusuyla Türkiye’ye sığınmak isteyenlere bu imkanı vereceğiz. Suriye içinde güvenli bir nokta oluşturulabilirse, kaçmak isteyen, hayatını kurtarmak isteyen insanlar için bir güvenli alan meydana getirilebilirse, uçuşa yasak bölge olacaksa, ondan sonra bu sığınmacıların sayısında azalma olabilir” şeklinde konuştu.

60 Toplam, 1 Bugün

Feyzioğlu: Çarşaf Listemiz, Ergin’in Seçildiği Genel Seçimlerden Daha Demokratik

| Ankara Haberleri | 03 Eylül 2013

Feyzioğlu: Çarşaf Listemiz, Ergin'in Seçildiği Genel Seçimlerden Daha DemokratikTürkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasındaki polemik devam ediyor. Feyzioğlu, adli yıl açılış töreninde yaptığı açıklamaları eleştiren ve kendisine ‘Koltuğa çoğunlukçu yöntemlerle geldiği’ yakıştırmasında bulunan Sadullah Ergin’e cevap verdi. Seçimlerinin çarşaf liste ile yapıldığını açıklayan Feyzioğlu, “Bizim çarşaf listemiz, Sayın Bakan’ın milletvekili seçildiği genel seçimlerden çok daha demokratiktir. Eminim ki, bu gün çarşaf liste olsa idi, iktidar ve muhalefet partisinden de milletvekillerinin önemli bir kısmı herhalde parlamento da olmazdı. Çünkü, çarşaf liste bire bir tanıdıklarına oy vermesidir. Bizim seçimimiz, demokratik bir şekilde olmuştur.” dedi.Feyzioğlu, sabah Ankara Barosu’nun düzenlediği ‘Yeni Adli Yıldan Beklentiler’ konulu konferansa katılmadan önce gazetecilerin sorularını cevapladı.Bir gazetecinin dünkü adli yıl açılış töreninde yaptığı konuşmaya cevap veren Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in açıklamalarının hatırlatması üzerine Feyzioğlu, dünkü konuşmasında “Bindikleri dalı kesmesinler. Birlikte yaşamayı öğrensinler. Kendilerini eleştiren demokratik kitle örgütlerini yok etmeye, çalışmasınlar.” dediğini hatırlatarak bu cümlesinin üzerinden 33 dakika geçmeden, Bakan Ergin tarafından ağır bir salvoya ve “Senin yetkilerini budarım. Seçim yöntemini de değiştiririm. Canımı sıkan bir açıklama yaptın.” şeklindeki bir açıklamaya, maruz kaldıklarını savundu. Bakan’ın ifadelerinin Türkiye’deki demokrasinin ölçülerine dönük ifade ettiklerinin ispatı olduğunu vurgulayan Feyzioğlu, bunu ispatladığı için Bakan Ergin’e de teşekkür etti. Feyzioğlu, Bakan Ergin’in ‘Kendisi de çoğunlukçu sistemle seçildi. ’açıklamasına da cevap verdi. Kendisinin sandıktan sandığa demokrasinin, gerçek demokrasi olduğunu anlattığını, Bakan’ın sandıktan sandığa bir demokrasi modelinin anladığını kaydeden Feyzioğlu, “Ergin’in sandığın nasıl olması gerektiğini anlattığını belirtti. Kedilerinin, ‘Çoğunlukçu, katılımcı demokraside, herhangi bir kanun yaparken demokratik kitle örgütlerine sorun, basının haber verme özgürlüğünün önünü açın.’ dediklerini ifade eden Feyzioğlu, “Tamam peki. Sandığa gelelim. Yalnız avukatlık kanununu doğru okumamız lazım. Avukatlık kanunu, siyasi partilerin seçimlere girmesine izin veren bir kanun değildir. Baroda, siyasi partiler seçimlere girmez. Barolarda seçimlere bireyler girer. Bireylerde kendi aralarında fiili gruplara girebilirler. Bu fiili grupların, resmiyeti yoktur. Siyasi parti değildir. Sayın Bakan bunu, milletvekilleri genel seçimleri ile karıştırdı. Bizim seçimlerimiz, çarşaf liste ile yapılır. Bu listeye avukat olan herkes adaylığını koyup, seçilme hakkına sahip olur. Ama aramızda bazıları, seçimlerde kolaylık olması için çarşaf liste yapar. O anahtar listeler, çarşaf listenin olduğu her yerde vardır, Bizim çarşaf listemiz, sayın Bakan’ın milletvekili seçildiği genel seçimlerden çok daha demokratiktir. Eminim ki, bu gün çarşaf liste olsa idi, iktidar ve muhalefet partisinden de milletvekillerinin önemli bir kısmı herhalde parlamento da olmazdı. Çünkü, çarşaf liste bire bir tanıdıklarına oy vermesidir. Bizim seçimimiz, demokratik bir şekilde olmuştur.” diye konuştu. “DEDİĞİNİ HÜKÜMETİNE YAPSIN BAKANLIKLARIN YARISI MUHALEFETİN OLUR”Ergin’in yürütme organının, yönetim kurulunun da gruplara göre belirlenmesini istediğini hatırlatan Feyzioğlu, bütün kanuna aykırı, yanlış açıklamalara rağmen Ergin’in istediğini, “Dediğini kendi hükümetine uygulaması” şartı ile yerine getirebileceğini belirtti. Bunun uygulanması durumunda, sonucun, bakanlıkların yüzde 50’sini muhalefet partilerine bırakılması ile sonuçlanacağını anlatan Feyziğlu, şöyle devam etti: “Demokrasiden bunu anladıysa Sayın Bakan, ‘baronun yürütme organı, yönetim kuruludur. Türkiye’nin yürütme organı, hükümettir.’ Dediğini kendi hükümetine yapsın. Bakanlıkların yarısını muhalefet partilerine dağıtsın. Bu dediği ne kadar anlamlı veya anlamsız ise sayın bakanın önerileri de o kadar anlamlı veya anlamsızdır. Kendisi karar versin””BAKAN İKTİDARI EZEREK KULLANACAĞINI DEMEK İSTEDİ”Konuşmasında, “Türkiye’yi mezheplere bölmeyin, yüzdelere bölmeyin. Mısır’da, Suriye’de Rojava’da olanları kınamak ve dünyaya karşı katliamlara karşı ayağa kaldırmak istiyorsanız, kendi ülkenizde demokratik haklarda lider olun. Kendi ülkesinde, demokratik barışçıl gösteri hakkını kullananlara, plastik mermilerle, gaz bombaları ile karşılık veriyor, sokak ortasındaki vatandaşları, polis sopaları ile öldürüyor ve ardından bunu gurur tablosu olarak sunuyorsanız, çağdaş dünya söylediklerinizi ciddiye almaz. Türkiye’nin demokrasi ve insan haklarında liderliğe oynaması lazımdır. Gelin bunu birlikte yapalım.” dediğini de hatırlatan Feyzioğlu, “Bu içten bir çağrıydı. Bütün bunlara bir cevap değil de. ‘Ben senin seçim sistemini değiştiririm’ diye, karşılık verildiğinde, iki sonuçtan biri ortaya çıkmaktadır: Ya dediklerim kabul edilmiştir. Tamam, biz bugüne kadar çok yanlış yaptık, bunlara cevap vermeyi bile gerek görmüyorum, haklısın denmiştir ya da ‘Sen ne söylersen söyle. Mutlak iktidarımı, ezerek kullanmaya devam edeceğim.’ Hangisi olduğunu birlikte göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

62 Toplam, 1 Bugün

Başbakan Erdoğan: “reformlarla Türkiye’yi Güçlendirdik, Toplumsal Huzurun Arttığını Gördük”

| Ankara Haberleri | 03 Eylül 2013

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaptıkları reformların engellenmeye çalışıldığını belirterek, “Ancak bu kaygıların, eleştirilerin tam tersine bu reformlarla Türkiye’yi güçlendirdik, toplumsal huzurun artığını hep birlikte gördük” dedi.Başbakan Erdoğan, Ankara’da düzenlenen ‘Uluslararası Kamu Denetçiliği’ konulu sempozyuma katıldı. Erdoğan, hükümet olarak 11 yıl boyunca Türkiye’de devlet-vatandaş ilişkilerini böyle bir temel üzerine inşa etmek için çok büyük bir mücadele verdiklerini belirterek, “Hükümet olarak birçok kararlarımızın önünde bürokratik oligarşiyi bulmamıza rağmen, reformlarımızın bürokrasi kanallarında zorlandığını görmemize rağmen, bugüne kadar kararlılıktan hiç taviz vermedik. Bundan sonrada reformlarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz bürokrasinin de toplumun hızına yetişebilmesi için samimiyetle cesaretle mücadele edeceğiz” dedi.”Devleti milletin hizmetkarı olarak yeniden şekillendirebilirsiniz. Yargıyı en ideal anlamda bağımsız hale getirebilirsiniz. Özgürlükleri temel hakları anayasa ve yasalarla kayıt altına alabilirsiniz. Ancak zihniyet devrimi gerçekleşmediği sürece yapılanlar sadece kağıt üzerine kalacak ve pratik teorinin çok arkasından gidecektir” diyen Erdoğan, “Devlet şeffaf olabilir, eşit olabilir. Devlet kağıt üzerinde en ileri hakları vatandaşına temin edebilir. Ancak bürokrasinin zihniyeti değişmiyorsa, kendisini yeni şartlara hazırlamıyorsa, işleyiş mutlaka eksik kalacaktır. Şunu açık yüreklilikle ifade etmek durumundayım, son 11 yılda önemli reformlar yaptığımız halde, zihniyet devrimi geriden geldiği için, reformlarımızın topluma yansıması zaman almaktadır. Bunun vakit alacağını elbette biliyoruz. Ancak er ya da geç zihniyet devriminin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Bundan sonra da reformlarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz. Samimiyetle cesaretle mücadele edeceğiz. Türkiye 1946’da ilk kez çok partili seçim yapmıştır. Seçmen ve sandık kültürü toplumda karşılık bulmuştur. Çok partili sistem Türkiye’de son derece hızlı şekilde kabul görmüş, seçmen ve sandık kültürü çok hızlı şekilde toplumda karşılık bulmuştur. Türkiye içinde bulunduğu zor coğrafyada sandığın, milli iradenin demokrasinin gücüne inanan bunu özümseyen bunu çok hızlı yaşam tarzı haline getiren örnek bir ülke olmuştur. Son 11 yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz birkaç reformu burada söylemek isterim. Devlet Güvenlik Mahkemelerini biz kaldırdık. Ülkemizin belli bölgelerinde devam eden oğlan üstü hale son verdik. Vatandaşlıktan çıkarılanlara halklarını biz iade ettik. Yerleşim yerlerine eski isimlerinin verilmesinin önünün biz açtık, bürokrasiyi biz azatlık. Cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesi talebini biz yerine getirdik. Askeri yargının yetki alanının daraltılmasını, yüksek askeri şura kararlarına karşı Yargı yolunun açılmasını biz sağladık. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru hakkını biz getirdik. İşkenceye sıfır telorans dedik ve kararlılıkla uyguladık. Kültürel hakların, çocuk ve kadın haklarının kullanılmasında adeta sessiz devrimleri biz gerçekleştirdik. Yargı da ifade hürriyetinde temel hak ve özgürlüklerde tarihi nitelikte reformları hayata geçirdik. Bunlar 11 yılda yaptığımız reformların sadece bir kısmıdır. Bize neler demediler ki Türkiye bölünür, parçalanır, toplumsal huzur bozulur, devlet gücünü kaybeder, hiçbir temeli olmayan eleştiriler yapılmış, engeller önümüze çıkarılmış bu reformlar engellenmeye çalışılmıştır. Ancak bu kaygıların, eleştirilerin tam tersine bu reformlarla Türkiye’yi güçlendirdik, toplumsal huzurun artığını hep birlikte gördük. Engelli vatandaşlarımıza görülmemiş imkanları her alanda biz getirdik. Türkiye’de siyasi partiler medya dahi reformlara karşı çıkarken, hükümetimiz bu reformları gerçekleştirmiştir.Şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Bundan 11 yıl önce, bir siyasetçinin, bir siyasi partinin her konuda konuşma özgürlüğü yoktur. Belli konular adeta mayınlı araziydi. Şahsım, ben Talim Terbiye Yüksek Kurulu’nun övgüyle bahsettiği kitaplarda yer alan bir şiiri okuduğum için mahkum oldum. Bundan dolayı ben hapiste yattım. Kimse şu anda bunu görmüyor, bize saldıranlar. Burası çok manidardır. Şu anda yazarken çizerken bırakın eleştiriyi, eleştiri sınırlarını açarak bize hakaret etme özgürlüğüne sahip olanlar şuan da bizi, bizim düşünce özgürlüğümüz yok diye eleştiriyor, bunu anlamak mümkün değil. Küfre varıncaya kadar bunları yapabildikleri halde hala kalkıp özgürlüğümüz yok diyebiliyorlar. Fakat biz şu ne der bu ne der diyerek, siyasi partiler dahi kendilerini kısıtlamak zorunda kaldılar. Biz doğru neyse o istikamette yürüdük. Bundan 11 yıl önce gazetelerde her manşeti atabilmek, her konuda yazabilmek mümkün değildi. Özellikle devlete sirayet etmiş çetelerden korkuluyordu. Hükümetimiz medya yazarlar üzerindeki tüm bu korkuları ortadan kaldırılmıştır. Gösteri basın açıklaması yapmanın neredeyse imkansız olduğu, çok sert karşılıklar bulunduğu Türkiye’den, şimdi ise şiddete başvurmadığı sürece vatandaşların haklarını kullanmaları imkan dahilindedir” şeklinde konuştu.TÜRKİYE’NİN AB ADAYLIĞIAB adaylığı konusunu da değerlendiren Erdoğan, “AB’ye üye olmak için aday durumundaki Türkiye. Bizden sonra gelen çıraklar usta durumuna gelip AB’ye alındılar. 11 yılda çok önemli reformlar yaptığımız halde, AB standartlarını yakalamış ve bazı standartları aşmıştır. Bakınız 23 ve 24. Fasılları açılması noktasında, AB’nin şartı ki, hak ve yargı konusunu ilgilendiriyor. Biz hazır haldeyiz şu an. Faslı engelleyen kimdir güney Kıbrıs. Siyasi nedenlerle AB’ye üye yapılan, daha sonra AB üyesi bazı ülkelerin, ‘biz yanlış yaptık’ diyenlerdir. Bunun başında sayın Merkel gelmektedir. Güney Kıbrıs’ın konumu durumu bellidir. Burada yabancı misafirlerimizin katıldığı bu toplantıda özellikle değinmek istiyorum. Özellikle de AB’nin veyahut da bazı çevrelerin hükümetimize karşı karalama kampanyası olmuştur. Biz tabi bunun AB’deki dostlarımız tarafından yürütülüyor olması için özel bir gayreti gösteriyoruz. Tutuklu ve hükümlü gazeteciler diyorlar. Tutuklu ve hükümlü gazeteciler konusunda, Avrupa ve dünya yanlış şekilde bilgilendirilmektedir. Türkiye’deki ifade özgürlüğü konusunda yanıltıcı biçimde bilgilendirilmektedir. Biz şu özeleştiriyi memnuniyetle yaparız. Tabi ki yüzde yüz her şeyi çözdük iddiasında değiliz. Örneğin, bir seyahatte Almanya’daydım. Oradan birileri bize doğru yöneldi. Alman polisi hemen gitti, bileğine sarıldı, dirseğinden çevirdi, yere yatırdı ve tekmeledi. Alman polisi. İngiltere’de Londra’da neleri yaşadık. Fransa’da neleri gördük. Bu kötü örnekleri örnek olarak almıyoruz. Ama bizim polisimiz dayak yemiştir. Son anına kadar tahammül etmiştir. Biber gazı sıkmak, AB mevzuatında zaten var. Ha burada, açısını derecesini isabetli bir şekilde kullanmamış olabilir ki, gereği zaten yapılıyor. Ama biber gazı kullanılamaz diye bir şey AB mevzuatında yok. Su kullanılabilir, ama gerçek mermi kullanılamaz. Ama gerçek mermi, polise karşı kullanılıyorsa buna ne demeli? Bunlar karşısında polis ne yapacak? Gerçek mermiyle yaralanan, hatta ölen polislerimizde olmuştur. Ama bunlar görülmeden, bilinmeden veya dezenformasyon yapılıyor” dedi.

71 Toplam, 1 Bugün

Adli Yıl Açılış Resepsiyonunda ‘çoğulculuk’ Polemiği

| Ankara Haberleri | 03 Eylül 2013

Adli Yıl Açılış Resepsiyonunda ‘çoğulculuk’ PolemiğiAdalet Bakanı Sadullah Ergin ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu arasında adli yıl açılış konuşmasıyla başlayan ‘çoğulculuk” polemiği resepsiyonda da devam etti.Yargıtay Başkanı Ali Alkan, 2013-2014 adli yıl açılışı dolayısıyla TBMM Havuzlu Bahçede resepsiyon verdi. Resepsiyonda Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu arasındaki adli yıl açılış konuşmasıyla başlayan ‘çoğulculuk” polemiği devam etti. Feyzioğlu, Adli Yıl Açılış töreninde yaptığı eleştirisel açıklamalarının ardından Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, “Çoğunlukçu yöntemle gelenler, çoğulcu tavsiyelerde bulunamaz” açıklamalarını değerlendirdi.“ELEŞTİRİLERİMİN TAMAMINI KABUL ETMESİNDEN BEN MUTLULUK DUYDUM”“Bu kadar önemli tespitlerin yapıldığı bir konuşmanın içinden sadece bir nispi temsil meselesini bulup çıkarttıysa, kalan hususlardaki örneğin sokak ortasındaki insanların katledilmesi haksızlık kimden gelirse gelsin haksızlıktır” diyen Feyzioğlu, “Ülkeyi yüzdelere bölmeyin, parçalamayın, yurtta sulh cihanda sulh ilkesinden taviz vermeyin, mezhepçilik ve ayrımcılığa yol açacak işlemlere asla taviz vermeyin, komşuyu komşuya kırdırmayın şeklindeki eleştirilerimizin de tamamını kabul etmesinden ben mutluluk duydum. Ben başka bir şey daha ifade etmiştim konuşmamda. Hoşunuza gitmeyen görüşleri dile getiren demokratik kitle örgütlerine yok etmeye kalkışmayın demiştim. Cevabın sadece 45 dakika sonra sopa göstererek, sizi yok ederiz şeklinde sopa göstererek gelmesini ben söylediklerimin bir ispatı olarak görüyorum” diye konuştu.”HÜKÜMETİ NİSPİ TEMSİLLE KURSUNLAR”Feyzioğlu, Ergin’in, “Türkiye Barolar Birliği yönetimi çoğulcu bir sistemle seçilmiyor” sözlerinin hatırlatılması üzerine ise, “Sayın bakanımıza Avukatlık Kanunu’nun maddelerini birlikte okumayı tavsiye ediyorum. Seçim yöntemi çarşaf listedir. Çarşaf liste ile girilir. Herkes seçime girebilir. Avukat olan herkes barolarda, delege olan herkes de barolar birliğinde aday olabilir. Çarşaf liste içinde anahtar listeler çıkar. Dolayısıyla elbette çoğulcu bir sistemdir bu. Ama bu çoğulcu sistemde sizin anahtar listeniz o kadar güçlüdür ki gelirsiniz çıkarsınız” dedi.“İcra organının nispi temsille belirlenmesini öneriyorsa sayın bakan, hükümeti bu şekilde kurmaya razı olduklarında ben de evet diyorum” diyen Feyzioğlu, konuşmasına şöyle devam etti:“Hiç problemim yok. Varsa ben de varım. Hükümeti nispi temsille kursunlar, yüzde 50 oy alan bir parti bakanların yüzde 50′sini alacak, yüzde 30 oy alan bakanların yüzde 30′unu alsın, buna evet diyorlarsa ben bütün gücümle bunu desteklemeye hazırım. Ama kendi işlerine geldiğinde farklı, işlerine gelmediğinde nispi temsil dediklerinden çok da büyütmüyorum. 20 sayfalık demokrasi teorisi niteliğindeki bir konuşmanın içinden nispi temsili bulup ha deyip sopa sallamayı diğerlerinin kabul edildiği olarak anlıyorum. Temcit pilavı gibi önümüze sürülen türban kartını da masaya sürmek istiyor. Ben buradan bir tavsiyede bulunuyorum. Bırakın başka söylemler bulun. Çünkü karşınızda din özgürlüklerine, türbana, başörtüsüne karşı birisi yok. Konuşmanın hiçbiryerinde de türban, başörtüsü geçmemiştir. Kararın gerekçesine atıf yaptım. Gerekçe avukatlıkla tornacılığı aynı kabul etmiştir. Müsaade edin bunu eleştireyim. Tornacılığa bir şeyim yok ama avukatlık bir kamu hizmetidir. Danıştay’ın ilglii kararı avukatlık mesleğini kamu hizmeti olarak görmeyen bir gerekçe kullanmıştır. Benim ağzımdan başörtüsü, türban duydunuz mu? Ben Danıştay’ın kararı verildiği günden beri ağzımı açmadan itiraz etmeden uyguluyorum. Yargı kararını değiştirir onu uygularım. Ben gerekçesini söylüyorum size. Buradan siyasi iktidara başka bir öneri bulun. Başörtüsü, türbanı pişirip pişirip getirmeyin artık tutmuyor bu.”“MANTIK VE YORUM GÜCÜNE HAYRANIM”Adalet Bakanı Sadullah Ergin ise Feyzioğlu’nun “Yüzde 50 oy alan parti, kabinedeki bakanların yüzde 50’sini alsın” sözleri üzerine, “Maşallah, hakikaten buradaki yorum ve mantık gücüne hayranım. Çünkü konuşma içerisinde Yassıada mahkemeleriyle bugün devam etmekte olan darbe ve darbe girişimlerini değerlendiren muhakeme şeklinde uygun bir yorum bu. Hatay 10 milletvekili çıkartır, Hatay’da AK Parti birinci partidir. Ancak oyu almıştır ama 10 milletvekilinin tamamını AK Parti almaz. Ankara’ya AK Parti’den 5 tane milletvekili gelir, CHP’den 4 milletvekili, 1 milletvekili de MHP’den gelmiştir. Kastettiğim budur” şeklinde konuştu.Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’na bu örneğin verilebileceğini söyleyen Ergin, “Elmalarla armutları toplamayı bugün başardı, gene devam ediyor aynı hesaba. Detaya girmeyeceğim ama konuşmanın içerisinde birbiriyle akseden çok sayıda başlık var. Bir Barolar Birliği başkanıyla bu minvalde bir diyalog içerisinde olmak istemem. Sayın Feyzioğlu’nun kendine özgü tavrı, tarzı olabilir ama bulunduğu görev itibariyle tüm bunları birkaç defa düşünerek, değerlendirerek dile getirmesinin daha doğru olacağını düşünüyorum” dedi.

77 Toplam, 1 Bugün

Tobb, Unwto Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığına Tekrar Seçildi

| Ankara Haberleri | 01 Eylül 2013

Tobb, Unwto Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığına Tekrar SeçildiTürkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün (UNWTO) Bağlı Üyeler Yönetim Kurulu’na bir kere daha Başkan Yardımcılığı sıfatıyla girmeye hak kazandı.UNWTO Genel Kurulu, Zimbabve ve Zambiya’nın ortak organizasyonunda 24-29 Ağustos 2013 tarihlerinde iki ülkede gerçekleştirildi. Bu kapsamda, 27 Ağustos’ta Zimbabve’nin Victoria Falls şehrinde yapılan Bağlı Üyeler Yönetim Kurulu seçimlerinde, TOBB, Mart 2012′den beri sürdürmekte olduğu Başkan Yardımcılığı görevine tekrar seçildi.Yönetim Kurulu’na Başkan Yardımcısı sıfatıyla girmeye hak kazanan TOBB, 2 yıl daha dünya turizmine yön veren aktörlerin dünya çapındaki organizasyonlarında en üst seviyede sorumlu görevler almaya devam edecek.UNWTO Genel Sekreteri Taleb Rifai, seçim sonrası yaptığı açıklamada iki kurumun geçmişte başarılı ortak projelere imza attığını, bir dönem daha TOBB’la birlikte çalışacak olmalarının mutluluğunu ve gururunu yaşadığını dile getirdi.

63 Toplam, 1 Bugün

2. Uluslararası Hukuk Eğitim Programı

| Ankara Haberleri | 27 Ağustos 2013

2. Uluslararası Hukuk Eğitim ProgramıBaşbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Avrupa’da son zamanda yükselen ırkçılık ve yabancı düşmanlığına dikkat çekerek, “Çağımızda yaşadığımız en büyük tehlikelerden biride özellikle Avrupa yükselen ırkçılık ve yabancı düşmanlığı tehlikesidir. Bu konuda hepimizin uyanık olması lazım. Avrupa’da yapılan seçimlerde yüzde 30 gibi oy oranlarına ırkçı partilerin ulaştığını görüyoruz. Bu durum Avrupa’da yaşayan milyonlarca vatandaşımız için her geçen gün daha büyük bir tehlikeni ve tehdidin oluşmaya başladığını da göstermektedir” dedi.Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Hukuk Eğitimi Programı Dedeman Oteli’nde düzenlendi. Programa, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal Yurtnaç ve çok sayıda davetli katıldı.Programın açılışında konuşan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Türkiye’nin önemli bir dönemeçten geçtiğini ve ilk defa yurt dışındaki vatandaşların gelecek yıl yapılacak olan seçimlerde oy kullanacağını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti’nin bugün ekonomiden siyasete, eğitimden alt yapı yatırımı, sağlık hizmetlerinden özgürlük alanlarının genişletilmesine kadar çok önemli değişimleri yaşadığını dile getiren Bozdağ, dünyanın buna şahit olduğunu anımsattı. Ulaşılan bu ileri seviyeyi daha ileri seviyeye taşıma konusundaki değişim iradesinin diri ve canlı olması olduğunu sözlerine ekleyen Bozdağ, “Türkiye Cumhuriyeti ulaşılan istikrar ve dinamizmin korunması, demokratikleşme ve hukuk devleti alanında atılan adımların daha ileri noktalara taşınması konusunda kararlıdır” dedi.“TÜRKİYE DAHA GÜÇLÜ BİR NOKTADA”Türkiye’nin bütçe açığının yanında demokrasi açığının da uzun zamanlar var olduğunu hatırlatan Bozdağ, Türkiye’nin hükümetleri döneminde demokrasi açığını kapatma konusunda tarihi adımlar attıklarını kaydetti. Hükümetleri döneminde yapılan düzenlemeleri anlatan Bozdağ, yapılan düzenlemelerle ilgili kendilerini eleştirenlerin dikkatli incelemesini istedi. Yapılan düzenlemelerin tarihi birer adım olduğunun altını çizen Bozdağ, “Türkiye daha bir güçlü noktada. Darbeyi yapanların yargılanması yasaktı. Darbeyi yapanlar bugün yargıda hesap veriyor. 28 Şubat muhtırasını verenler bugün yargıda hesap veriyor. Dünün Türkiye’sinde bu konuda adımların atılması düşünceden dahi uzak olan konulardı” dedi.Türkiye Cumhuriyeti’nin yurt içinde olan vatandaşları kadar yurt dışında olan vatandaşlarının da hakkını ve hukukunu koruma konusunda da büyük adımlar attığını kaydeden Bozdağ, hukuk mücadelelerinde gelinen noktaları anlattı.“AVRUPA’DA YÜKSELEN IRKÇILIĞA DİKKAT”Avrupa yükselen ırkçılığın ulaştığı tehlike boyutlarından bahseden Bozdağ, konuşmasına şöyle devam etti:“Çağımızda yaşadığımız en büyük tehlikelerden biride özellikle Avrupa yükselen ırkçılık ve yabancı düşmanlığı tehlikesidir. Bu konuda hepimizin uyanık olması lazım. Avrupa’nın başka ülkelerinin de uyanık olması lazım. Sadece Avrupa değil ırkçılık ve yabancı düşmanlığı esasında dünyanın bütün ülkeleri için iç huzuru ve barışı tehdit eden büyük bir tehlike durumuna gelmiştir. Her ülkede bunun değişik boyutlarda yansımasını görüyoruz. Dünyanın huzuru için yaşadığımız toplumların huzur ve barışı için hep beraber bu noktada mücadele vermemiz gerekmektedir. Bu mücadelede hukukçuların başta yer alması son derece önemlidir. Avrupa’da yapılan seçimlerde yüzde 30 gibi oy oranlarına ırkçı partilerin ulaştığını görüyoruz. Bu durum Avrupa’da yaşayan milyonlarca vatandaşımız için her geçen gün daha büyük bir tehlikeni ve tehdidin oluşmaya başladığını da göstermektedir. Onun için ırkçılık ve ayrımcılık konusunda hukukçuların ayrımcılıktan, ırkçılıktan herkesin sesi olması ve bu konuda etkin mücadelenin içerisinde olmasında büyük yarar vardır”“ALMANYA’DA OLAYI İNCELEMEDEN IRKÇI SALDIRI YOKTUR AÇIKLAMALARINI KABUL ETMİYORUZ”2009 yılında Almanya’da yaşanan cinayetlere değinen Bozdağ, “Zaman zaman yurt dışındaki vatandaşlarımıza ve soydaşlarımıza yönelik ırkçıların değişik suçlar ortaya çıkmaktadır. Biz Türkiye olarak her defasında bu suçlar söz konusu olduğu zaman ön kabullerle hareket edilmemesi gerektiğini, işlenen suçların ve yapılan saldırıların bütün ihtimalleri kapsayacak, bütün boyutları içine alacak bir biçimde soruşturulmasını ülkelerden her defasında talep ediyoruz. Ama daha olay yeni olmuş, sıcağı sıcağına bir durum söz konusu, bilir kişi inceleme yapılmamış ve olayın olduğu böyleye hiçbir devlet yetkilisi girmemişken yetkililerin çıkıp burada ırkçı saldırı yoktur veya belirtisi yoktur demesini kabul etmiyoruz. Demeleri lazım ki olayı bütün boyutlarıyla araştırıyoruz. Başka sebepleri var mı onların araştırılacağını söylemeleri lazım” şeklinde konuştu.“KOMİSYONUN SAMİMİ ÇALIŞMASINDAN ŞÜPHEM YOK”İşin başında yangının olduğu yere girmeden böyle bir ihtimalin görülmediği gibi açıklamalar yapılmasını nedeniyle bu soruşturmaya güvenmeyeceklerini kaydeden Bozdağ, “daha hiç girmedi, kapıyı açıp bakmadın, nedir bu diye bakmadı bile ve karar veriyorlar. Bu kararların hukuk dışı olduğunu açık açık ifade ediyoruz. Almanya’da Neo-Nazi cinayetlerinin araştırılmasını ilişkin meclisten kurulan komisyonu takdirle karşılıyoruz. Komisyon çok değerli bir çalışma yaptı. Komisyonun samimi çalışmasından benim hiçbir şüphem yok” dedi.“ZAMANINDA BÜYÜKELÇİLERİMİZİN KENDİLERİNE ‘JOSEF’ EŞLERİNE JULİA’ DEDİRTTİKLERİNE ŞAHİT OLDUM”2013 yılında 70 binin kişinin üzerinde Avrupa Birliği’nde eğitim göreceğini dile getiren Bağış, geçen yıl ise 61 kişinin eğitim gördüğünü söyledi. Avrupa Birliği’nde bir çok farklı sorunların yaşandığına dikkat çeken Bağış, “Türkiye’nin ortaya koyduğu bu performans bizim kararlılığımızın bir göstergesidir. Bugün burada yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgili uzun vadeli çözümler ortaya koyacak bir süreci başlatıyoruz” dedi.Bağış, “Eskiden Türkiye bırakın yurt dışındaki vatandaşlarının sorunlarına eğilmeyi, yurt içindekilerle bile kopuktu. 1999 yılındaki depreminde zamanın Başbakanı kendi ülkesinin içerisindeki bazı illerle iletişim dahi kuramamıştı. Ama bugün dünyanın dört bir yanındaki bütün mazlumların, mağdurların umudu haline gelmiş, bütün zalimlerin kabusu haline gelmiş bir Türkiye var. Artık dünyanın neresine giderse gitsin oradaki vatandaşlarıyla, soydaşlarıyla toplantılar yapan Başbakanlarımız, Bakanlarımız, milletvekillerimiz ve bürokratlarımız var. Almanya’da geleneksel bir Türk kıyafetiyle seyahat eden bir annenin evladıyla Almanca konuşması gerçekten hepimizin yüreğini burkar. Ben yıllarca yurt dışında bizi temsil eden bazı diplomatlarımızın da, büyükelçilerimizde, kendilerine ‘Josef’ eşlerine ‘Julia’ dedirttiklerine şahit oldum. Zaman değişti ve bugün artık çok farklı bir noktadayız. Bugün artık bizim Büyükelçiliklerimiz gerçekten bütün vatandaşlarımızın rahatlıkla gidip kendi evi olarak görebildikleri mekanlar haline geldi” şeklinde konuştu.“O GÜNLER ARTIK GERİDE KALDI”Türk vatandaşlarının gelecek yıl hem Cumhurbaşkanlığı seçiminde hem de genel seçimlerinde Türkiye’nin yurt dışındaki temsilciliklerine giderek önemli bir demokratik vazifeyi yerine getireceklerine vurgu yapan Bağış, konuşmasına şöyle devam etti:“Yıllardır bizim anayasamızda yurt dışında yaşayan vatandaşların oy kullanma hakkı vardır ama o hakkın yürütüle bilmesi için gerekli yönetmelikler bir türlü çıkmıyordu. Karar bir türlü alınmıyordu. Adeta birileri yurt dışındaki vatandaşlarımızı bu sürecin dışında bırakmaya çabalıyordu ve geçen seçimlerde Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Almanya’da 20 bin kişiye hitaben yaptığı bir konuşmada bir sonraki seçimde her biriniz Türkiye’deki Genel Seçimler için oy kullanacaksınız diye açıklama yaptı. O zamanın Yüksek Seçim Kurulu hemen toplandı ve aylar evvel kendisine gönderilen bir yazıyı bahane ederek yurt dışındaki Türklerin oy kullanamayacağını birkez daha karara bağlayarak ilan etti. Bu ülkede uluslararası hukuktan bahsediyoruz, hukukun nasıl işletildiğini en üzücü örneklerinden bir tanesi odur ama o günler artık geride kaldı.”“BENİM 28 AVRUPA ÜLKESİNİ DOLAŞARAK ANLATMAK İSTEDİĞİMİ YÖNETMEN BİR FİLM SAHNESİNDE ANLATABİLİYOR”Sinema yönetmeni Fatih Akın’ın ‘Duvara Karşı’ filminin kendisini çok etkilediğini dile getiren Bağış, “Duvara Karşı filminde bir Türk genç kızı Almanya’da siyasi sığınmacı olarak başvuruda bulunuyor. Hakimin önüne çıktığında o filmin sahnesinde neden ülkemize sığınmak istiyorsun diye sorduğunda; ‘Türkiye gidersem işkence görürüm’ diye cevap veriyor. Alman hakim rolünü oynayan hakimin verdiği cevap çok manidardır. ‘Eskiden olsaydı haklıydın ama Türkiye Avrupa Birliği yolunda öyle reformlar gerçekleştirdiki artık işkence kalmadı ülkene döne bilirsin’ diye cevap verir. İşte benim belkide Avrupa Birliği üyesi 28 ülkeyi kapı kapı dolaşıp anlatmaya çalıştığımı çok daha etkili bir film sahnesinde oradaki yönetmen kardeşimiz anlatabiliyor. İşte buda bizim yurt dışındaki vatandaşlarımızın ne kadar önemli bir rol oynadığının bir göstergesidir. Avrupa’ya göçle Türkiye’nin Avrupa Birliği süreci eş zamanlıdır” dedi.“BEN GALATASARAYLI OLMASINA RAĞMEN MÜSTEŞARIMLA ÇOK RAHAT ÇALIŞABİLİYORUM”Artık yurt dışında yaşayan Türklerin yalnız olmadığını ve arkalarında duran bir Türkiye’nin olduğunu sözlerine ekleyen Bağış, artık yurt dışında yaşan vatandaşların sorunlarını önemseyen diplomatlarının olduğunu söyledi. Türkiye’de farklılıkların olabileceğinin altını çizen Bağış, “Bizim yurt dışındaki vatandaşlarımızdan beklediğimiz en önemli adım sevmeleridir. Birbirlerini değiştirmeye çalışmadan kucaklamaları. Bakın aynı hataları bu ülkede bizde yaptık. Belki on yıllardır hatta yüz yıllarca kimi zaman birbirimizi değiştire bileceğimizi zannettik. Halbuki hiçbir zaman birbirimizi değiştiremedik. Hepimizin farklılıkları olacak. Bazen ana dilimiz farklı olacak, bazen etnik kökenimiz farklı olacak, bazen siyasi görüşümüz farklı olacak, bazen de tuttuğumuz futbol takımları farklı olacak. Ben Galatasaraylı olmasına rağmen müsteşarımla çok rahat çalışabiliyorum. Birbirimizi olduğumuz gibi kabul edebilmemiz lazım” diye konuştu.“EN ÇOK VATANDAŞIMIZIN YAŞADIĞI ÜLKE BİZE AB’DE EN ÇOK SORUN ÇIKARAN ÜLKEDİR”Türkiye’nin üyesi olmaya çalıştığı Avrupa Birliği’nde 6 milyon yaşayan insanın bulunduğuna dikkat çeken Bağış, “onlar zamanında iyi örgütlenmiş olsaydı, onların sorunlarına vaktinde eğilinmiş olsaydı bugün Avrupa Birliği üyesi ülkeler içerisinde en güçlü lobi bizim lobimiz olması gerekirdi. Ne acıdır ki en çok vatandaşımızın ve soydaşımızın yaşadığı ülke bizim Avrupa Birliği sürecinde en çok engel yaratan ülke olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yüzden bir ve beraber olmamız çok çok önemlidir” dedi.“OSMANLI’NIN TORUNLARI NEREDESİNİZ”Adalet Bakanı Sadullah Ergin de yaptığı konuşmada, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın Türkiye’nin uzun yıllardır duyduğu ihtiyacı kapattığını söyledi. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın yurt dışındaki Türklere ulaştığını ifade eden Ergin, Bosna-Hersek’te yaşadığı bir olayı anlattı. Bozdağ, yıllarda önce Aliya İzzet Begoviç’in cenaze törenine katıldıklarını belirterek, “Cenaze törenin ardından Saray Bosna merkezde bulunan Başçarşı’da şadırvanın etrafında oturduk çay içiyoruz. Yaşlı bir amca geldi yanımıza Türkiye’den geldiğimizi duyunca ‘Osmanlı’nın torunları neredesiniz. İtalyanlar burada, Fransızlar burada, İspanyol ve İngilizler burada. Siz neredesiniz. Çok beklentiniz, çok bekledik’ dedi. O anda sanki yüreğinize hançer girdiğini hissediyorsunuz. Türkiye Cumhuriyetin kurulmasından sonra kendi sorunlarını aşmaya ve ayaklarının üzerinde durmaya çalıştı ama uzunca yıllar yurt dışında kalmış soydaşlarımız, akrabalarımız ve kardeşlerimizle irtibat kurmakta çok sorun yaşadık. Bu açıdan bu açığı ve yıllarca ihmal ettiğimiz bu buluşmayı sağladıkları için teşekkür ediyorum başkanımıza” diye konuştu.“AİHM’DE 2. ÜLKEDEN 3. ÜLKEYE GERİLEDİK”Geçmişe dönük ihmallerin telafi etmek için büyük bir çalışma içerisinde olduklarını kaydeden Ergin, Adalet Bakanlığı olarak yurt dışında kendilerine bir alan açmaya çalıştıklarını ve ilk etapta çalışmaları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde başlattıklarını ifade etti. Avrupa İnsan Hakları’nda Türkiye aleyhinde açılan davaların tabii ki profesyonel bir kadroya ve yapıya ihtiyaç olduğunu dile getiren Ergin, Strazburg’da mahkeme içerisinde çok sayıda hakim ve savcının görev almaya başladığına dikkat çekti. Türkiye’nin Strazburg’da bekleyen dava sayısının 16 bin civarında olduğunu ve yapılan çalışmalarla 3 bin 300 dosyanın geri çekildiğini belirten Ergin, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde en fazla aleyhine şikayet yapılan ülke sıralamasında Türkiye 2. ülkeden 3. ülkeye geriledi. Araya İtalya girdi. Hemen yakınımızda Ukrayna var. Bu klasmanda olmak istemiyoruz ve bunu aşağıya çekeceğiz” dedi.“3 BİN 300 BAŞVURUNU TÜRKİYE’YE ÇEKİLDİ”Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurunun getirildiğini anımsatan Ergin,bireysel başvurunun getirilmesiyle birlikte Türkiye’den doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne giden müraacatlarını bıçak gibi kesildiğini söyledi. Uzun yargılamalarla ilgili başvuru yapılan 3 bin 300 başvurunun Türkiye’ye çekildiğini aktaran Ergin, “Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde karnesini ve tablosunu düzelten ve vatandaşlarımızın hak arama yollarına yenilerini ekleyen, onları yıllarca Strazburg mahkemelerine gelmekten kurtaran bir kanal açmış oldu. Türkiye’nin dış temsilciliklerinde adli müşavirlerin hizmet yapması yeni bir gelişme. Bunu da 2011 yılının Eylül ayında faaliyete soktuk. Dışişleri Bakanlığımız buna büyük bir anlayış gösterdi. İlk etapta Londora’da, Paris’te ve bir çok yerde başlattık bu hizmetleri” diye konuştu.Yapılan konuşmaların ardından yurtdışında yaşayan vatandaşlara yönelik hukuki çalışmalara ilişkin işbirliği protokolü ve Avrupa Birliği Leonardo Da Vinci Projesi imzalandı.

58 Toplam, 1 Bugün

Bbp Genel Başkanı Mustafa Destici: “yüzde 10’luk Seçim Barajı Kaldırılsın”

| Ankara Haberleri | 21 Ağustos 2013

Bbp Genel Başkanı Mustafa Destici: “yüzde 10’luk Seçim Barajı Kaldırılsın”Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, ülke genelinde uygulanan yüzde 10’luk seçim barajının kaldırılması gerektiğini söyledi.Büyük Birlik Partisi’nin seçimler ve seçim sistemi ile ilgili Meclis dışı partilerden Saadet Partisi (SP), Demokrat Parti (DP) VE Demokratik Sol Parti (DSP) ile yapılan görüşmeler neticesinde mutabık kalınan hususlar ile ilgili genel merkez binasında basın toplantısı düzenleyen Destici, uygulanmakta olan yüzde 10’luk seçim barajının, temsilde adaleti sağlamadığı gibi yönetimde istikrarın da bir garantisi olmadığını belirtti.”ACİLEN KALDIRILMASI GEREKİR”Destici Meclis dışı partiler ziyaretinde mutabık kalınan maddeleri şöyle sıraladı: “Ülkemizde hâlen uygulanmakta olan yüzde 10’luk seçim barajı, temsilde adaleti sağlamadığı gibi yönetimde istikrarın da bir garantisi değildir. 2002 yılında ülkemizde seçmenin yüzde 46′sının yani 20 milyona yakın insanın, bir tane bile temsilcisi Meclis’e giremedi. O dönemde CHP ikinci parti olarak Meclis’e girdi. DSP ile aralarında oyları paylaşsalardı yüzde 34′le tek parti Meclis’e girecekti. Yüzde 34′le tek partinin 550 milletvekiliyle sahip olması demokratik midir? Ülke genelinde uygulanan seçim barajının acilen kaldırılması lazım. Bize göre bunun sıfır olması lazım. Aslında bu, bir pazarlık konusu da yapılamaz. Çünkü demokrasilerde bazı haklar pazarlık konusu olmaz. Bunun verilmesi lazım ama Avrupa’nın bazı ülkelerinde bu yüzde 1 veya yüzde 3 olarak uygulanıyor. Yüzde 10’luk bir baraj hiçbir ülkede yok. Ayrıca bu yüzde 10’luk baraj varken de bu ülke 90’lı yıllarda 5’li, 6’lı, 7’li meclis tabloları; 3’lü, 4’lü koalisyonlar gördü. 1980 öncesi ülke barajı yokken de partiler tek başına iktidar oldu. Diyelim ki önümüzdeki genel seçimlerde bir parti yüzde 11 oy aldı, geri kalan bütün partiler yüzde 9.90’ın altında oy aldı. Bu durumda Türkiye’yi sadece yüzde 11’i temsil edenler mi yönetecek, bunun neresi istikrar. Milletvekilleri tercihli sistemle seçilsin. Hükümetin reform paketinde yer aldığı bilgisi kamuoyuna yansıyan “Daraltılmış Seçim Sistemi”ne karşıyız. Bu, ikinci ve daha yüksek baraj anlamına gelmektedir. Hazine yardımı son genel seçime katılan partilerin aldıkları oy oranına göre Anayasa’nın 68. Maddesi’nde de ifade edildiği gibi adaletli bir şekilde, hakça dağıtılsın. Kanunlar çerçevesinde kuruluşunu gerçekleştirmiş, teşkilatlanma barajını aşmış, ilk büyük kurultayını yapmış ve seçime girmeye hak kazanmış her siyasi parti, bir genel seçime girdikten sonra aldığı oy sayısına göre her yıl devlet yardımı alır. Bütçeden partilere yardım maksadıyla ayrılan miktar, bir önceki seçime esas olan toplam geçerli oy sayısına bölünür. Elde edilen birim her partinin aldığı oy sayısı ile çarpılarak partilere dağıtılır. Bütçeden siyasi partilere yapılan yardım azaltılmalı ve aldıkları oy oranlarına göre adaletle dağıtılmalıdır. Seçime katılmaya hak kazanmış her partiye taban yardım yapılmalı, daha sonra bir önceki milletvekili genel seçimlerinde partilerin aldığı oya göre dağıtılmalıdır.Seçimlerde Yüksek Seçim Kurulu’nca kullanılan yazılım sistemi yenilenmeli ve bağımsız denetçilerle denetlenmelidir. Kamuoyu araştırma şirketleri, denetime tâbi tutulmalıdır. Seçimlerdeki propaganda araçları seçime katılmaya hak kazanan tüm partilere adil kullandırılmalıdır.””BU BİR ANAP AKLIDIR”Daraltılmış bölge sistemi ile ilgili de açıklama yapan Destici, “Hükümet bununla da yetinmiyor, bu barajın üstüne bir baraj koymaya kalkıyor. Daraltılmış bölge sistemine geçiyor. Hükümet mevcut oyu ile ne kadar fazla milletvekili çıkartırım hesabını yapıyor. Bu demokrasinin bir gereği değildir. Bu demokratik bir aklın işi değildir. Bu AK Parti içerisindeki ANAP aklıdır. 1991 yılında ANAP bunu yapmıştır. Bir seçimde bundan istifade etmişlerdir. Ama şimdi ANAP’ın durumu ortadadır. Bu herkese ders ve ibret olması gerekmektedir. Herkes demokrasiyi kendisi için ve partilerinin kendi menfaatleri için değil, ülkenin milletin menfaati ve demokrasi neyi gerektiriyorsa ona göre düzenlenmelidir” dedi.”BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ DEVAM ETMEKTEDİR”Son günlerde tartışılan Meclise Başörtüsü ile girme konusu ile ilgilide görüşlerini açıklayan Destici, “Büyük Birlik Partisi olarak başından beri başörtüsünün her alanda serbest bırakılmasını isteyen bir partiyiz. Millet iktidar partisine şunu sorması lazım, “11 yıldır iktidarsın. Kendi işine gelen, kendi önünü açan bütün değişiklikleri yaptın. Ama başörtüsü ile ilgili hiçbir şey yapmadın” demesi lazım. Başörtüsü zulmü tüm hızıyla devam etmektedir. Hem okullarda öğretmenlerimiz, hem bazı üniversitelerde öğrencilerimiz, kamu alanlarında çalışan bazı çalışanlarımız maalesef bu yasak ile boğuşmaktadır. Bu yasağın her tarafta kaldırılması gerekiyor. Meclise başörtülü milletvekillerinin girmesinin önü açılmalı. Bu bireysel hak ve özgürlüklerin gereğidir. İnsanlar kılık ve kıyafetlerinden dolayı asla dışlanmamalı ve meclise girmeleri engellenmemelidir” diye konuştu.”SURİYE’DE İNSANLIK AYIBI İŞLENMEKTEDİR”Suriye de kimyasal kullanıldığı iddiaları ile ilgilide konuşan Destici, “Eğer bu doğruysa, bu bir insanlık vahşetidir. Batının buna seyirci kalması artık kabul edilemez bir durumdur. Mutlaka bunun uluslararası bağımsız gözlemciler tarafından araştırılması ve gerçekten böyle bir insanlık suçu işleniyorsa buna müdahale edilmesi ve bunu yapanlara derhal gerekenin yapılması gerekir” şeklinde konuştu.’RABİA SELAMI’Destici basın toplantısına Rabia selamı vererek sonlandırdı. Destici, “Mısır da şuanda büyük bir insanlık ayıbı işleniyor. Her zaman demokrasiden, insan haklarından yana olduğunu belirten batı, Mısır’dakine darbe diyemediği gibi binlerce insanın hayatını kaybettiği saldırılara da katliam diyememiştir. Bu insanlık ayını, insanlık dünya üzerinde var olduğu sürece batının yüzüne çarpılacaktır. Batı, emperyalist güçler bunu her zaman yapmıyor” dedi.

58 Toplam, 2 Bugün

AK Gençlik Istişare Kampına Girdi

| Ankara Haberleri | 19 Ağustos 2013

AK Gençlik Istişare Kampına GirdiAK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanlığı 18-20 Ağustos tarihleri arasında Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde istişare ve değerlendirme kampı için toplandı. Programa Gençlik Kolları MKYK üyeleri ve 81 ilden Gençlik Kolları başkanları katıldı. Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanı Zafer Çubukcu’nun açılış konuşması ile başlayan kampta, AK Gençlik’in tüm Türkiye‘yi kapsayan genel politika stratejilerine karar verildi.Yaklaşan yerel seçimler hakkında değerlendirmelerde bulunularak, seçim stratejileri belirlendi. Türkiye’yi 6 teşkilat bölgesinde detaylı değerlendirmeler sonucunda seçime yönelik planlamalar gerçekleştirildi. Üniversitelerin açılmasıyla birlikte üniversitelerde AK Gençlik’in etkinliğinin artırılması için öğrencilerle birlikte yapılacak programlar üzerine istişarelerde bulunuldu.İÇ VE DIŞ SİYASİ GELİŞMELER KONUŞULDUUlusal, yerel ve sosyal medyada AK Parti icraatlarının ve Gençlik Kolları faaliyetlerinin en etkili şekilde halka aktarılması için gerekli planlamalar yapıldı. Özellikle AK Parti’nin sosyal medya çalışmasını yürüten ve koordine eden Genel Merkez Gençlik Kollarının bu alandaki yeni projeleri İl Gençlik Kolları başkanlarıyla değerlendirildi.Başbakanın Siyasi Başdanışmanı ve Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, kampa katılarak iç ve dış siyasi gelişmelerin değerlendirilmesini yaptı. Akdoğan, AK Gençlik’in en üst düzeydeki yöneticileri olan katılımcıların kendisine yönelttiği soruları cevapladı.

71 Toplam, 1 Bugün

Altındağ Belediyesi Kentsel Dönüşümün Lideri

| Ankara Haberleri | 17 Ağustos 2013

Altındağ Belediyesi Kentsel Dönüşümün LideriAltındağ’a modern bir görünüm kazandırmak için kararlı mücadelesini sürdüren Altındağ Belediyesi, kentsel dönüşüm adına önemli adımlar atmaya devam ediyor.Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’nin göreve geldiği günden itibaren 25 binden fazla gecekondunun yıkıldığı Altındağ’da yapılanmanın önündeki engeller ortadan kalkıyor.PLEVNE MAHALLESİ’NDE YIKIMLAR SÜRÜYORPark, okul, hastane ve sosyal donatı alanlarına büyük önem veren Altındağ Belediyesi, bu alanları zapt eden kaçak yapılara göz açtırmıyor. Plevne Mahallesi’nde bu yıl içinde daha önce 250 gecekondu yıkan Altındağ Belediyesi Fen İşleri Gecekondu Şube Müdürlüğü, Aydos Sokak üzerinde bulunan ve yeşil alanda kalan 6 gecekondunun yıkımını da başarıyla gerçekleştirdi.“ALTINDAĞLILAR YAŞANAN DEĞİŞİMİ GÖRÜYOR VE BİZ İNANIYOR”Seçim yılı olmasına rağmen kaçak yapı yıkımlarının süratle devam ettiğini belirten Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, “Bu kolay bir iş değil… Kolay olsaydı, çok önceden yapılırdı. Biz Altındağ’da 25 binden fazla kaçak yapı yıktık. Ancak gene de Ankara’da en çok oyla seçilen belediyeyiz. Çünkü insanlar bize güvendi. Bizim bu yıkımları insanlara zulmetmek için değil, Altındağ değişsin diye yaptığımızı biliyorlar. Yaşanan değişimi görüyorlar ve bize inanıyorlar” dedi.

88 Toplam, 1 Bugün

Ak Parti’de Bayramlaşma

| Ankara Haberleri | 10 Ağustos 2013

Ak Parti’de BayramlaşmaRamazan Bayramı’nın 2. gününde AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen parti içi bayramlaşmada AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz, partililerle bayramlaştı.AK Parti Genel Merkezi’nde yapılan bayramlaşmaya Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz’un yanı sıra milletvekilleri ve Ankara İl Başkanı Murat Alparslan ile partililer katıldı. AK Parti olarak her alanda bugüne kadar önemli başarılara, sessiz devrimlere imza attıklarını belirten Kapusuz, “AK Parti iktidarında Türkiye güven ve istikrara kavuştu. Çözüm sürecini başlattı ve herkesin hakkını ve hukukunu koruyan, ekonomide ayakları üzerinde duran bir gayret içinde olduk. Halkımızın karşısında her zaman yeni bir proje ile hizmet etmenin gayretinde olduk. Böyle bir Türkiye karşısında dünyanın gıpta ile takip ettiği, bölgesinde ve dünyada güç sahibi olan güçlü Türkiye’nin sadece kendi milleti için değil mazlum miller içinde güvenilir liman olduğu herkes tarafından kabul edilmiştir” dedi.Türkiye’nin elde ettiği başarıların milleti memnun ederken, bundan rahatsızlık duyan, bu gelişmeler karşısında içeride ve dışarıda kıskanan kesimlerin olduğunu ifade Kapusuz, “Gezi Parkı tecrübesi yaşadık. Basit bir olaydan yağma, yıkma, sokakları terörize etmek gibi olayların çıktığını birlikte yaşadık. Sokaklar terörize edilse de uluslararası sermaye ve bir takım medya kuruluşları bunu zirveye taşımak için çaba sarf etseler de bunun üstesinden gelen bir millet ve devlet var. Biz bunun farkındayız, milletimiz de farkında. Bunların yapmak istediklerini bilen ve bu oyunu bozan bir teşkilat ve bilinçli bir millet olarak bunu engellemiş durumdayız. Bu millet büyük bir millettir, büyük millet karşısında küçülmüş çevrelerin yapabilecekleri çok şeyin olmadığı bilinmelidir. Demokrasilerde sandık ve seçim çok önemlidir. Gizli oy denilen demokrasinin altın prensibi çok daha önemlidir. Bunu küçük göstermek isteyen iç ve dış çevreler ne yaparsa yapsınlar, sandıktaki mağlubiyetlerini hangi sebeplerle örtmeye kalkarlarsa kalksınlar ilerleyen günlerde aynı hezimeti yaşayacaklardır. Bunlar basit oyunlarla millete farklı yönde istikamet vermek isteseler de bunda başarılı olamadılar, olamayacaklar” diye konuştu.Büyük devlet olmanın vizyon sahibi olmayı gerektirdiğini ifade eden Kapusuz, “Niye dünya ile bu kadar ilgilisiniz’ diye soruyorlar, biz dünya milletleri ile ve dünyadaki gelişmelerle yakından ilgileniyoruz çünkü; Türkiye devleti, milleti, medeniyeti, tarihi ile çok büyük bir ülkedir. Dış dünyayı bilen, takip eden, bundan sonrası için projeleri olan, onlarla irtibat kuran bir devlet olmak mecburiyetindeyiz. Bölgelerine duyarsız kalan devletler büyüyemezler. Büyük devlet olmak büyük vizyon sahibi olmayı gerektirir, adam gibi adam olmayı gerektirir. Biz ülkemizin geleceği için bu milletin tarihinde layık olduğu şerefli levhayı uygun olan yere asabilmek için teşkilat olarak 2023 hedeflerine kilitlendik. Bunun için gayret ediyoruz” şeklinde konuştu.AK Parti Genel Merkezi’nde yapılan bayramlaşmaya AK Parti Yenimahalle Kadın Kolları Teşkilatı ile birlikte kimsesiz çocuklar da katıldı.

77 Toplam, 1 Bugün

Chp’den Bdp’ye Bayram Ziyareti

| Ankara Haberleri | 10 Ağustos 2013

Chp’den Bdp’ye Bayram ZiyaretiCumhuriyet Halk Partisi, Barış ve Demokrasi Partisi’ne bir bayram ziyareti gerçekleştirdi.BDP Genel Merkezi’nde bayramlaşma programına BDP Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, parti meclisi üyeleri Selahattin Esmer ve Zeki Altun, CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, CHP Parti meclisi üyeleri Gaye Usluer ve Faruk Demir katıldı. Mutlu, umutlu bir bayram yaşandığına dikkat çekerek, Türkiye ve Ortadoğu’nun hızlı bir süreç içinde olduğunu ifade etti. Parti olarak verdikleri mücadelenin tüm farklılıkların mücadelesi olduğunu söyleyen Mutlu, herkesin kendini bulduğu bir Anayasa’nın herkese gerekli olduğunu belirterek, “Artık 21. yüzyılda ulus devlet zihniyeti 21. yüzyıla sığmıyor. Bu zihniyetin artık değişmesi gerektiğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.“Alevilerin uğradığı ayrımcılığın son bulması gerekiyor” diyen Mutlu, şunları kaydetti:“Kürtlerin uğradığı ayrımcılığın artık son bulması gerekiyor. Bunun yolu da çok açık ve net; yalın olarak yeni Anayasa, demokratikleşmesi, herkesin kendini ifade edebilmesi. Yine Kürtlerin anadilde kendilerini ifade edebilmelerinin önünün açılması gibi. Düşünce özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, KCK tutuklularının serbest bırakılması dahil olması, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması gibi önerilerimiz var. Önerilerimizin gerçekleştirilmesi için parti olarak mücadelemizi sürdüreceğiz.”Suriye’de yaşananlara da dikkat çeken Mutlu, halkın kendi kendilerinin iradelerini seçme hakkının olduğunu belirtti.Toprak ise, anti demokratik baraj uygulamasın ülkeden kalkması gerektiğini vurgulayarak, “Demokratik bir ülkede bu çalışmalar tüm partilerin katılımıyla olur. Hepsi fikirlerini beyan ederler ve parlamento ile açılır” dedi.CHP olarak barajın düşürülmesinden yana olduklarını kaydeden Toprak, önerilerini verdiklerini ancak karşılık bulmadığını ifade etti. Suriye konusuna da değinen Toprak, şunları dedi:“El Nusra’nın Türkiye üzerinden geçip o bölgede komşumuzun sınırlarında kan dökmesini üzüntüyle karşılıyoruz. Rojava’da olan olay bizim için de üzüntü kaynağı. Türkiye etrafında dost bırakmadı. O bölgenin huzurunu kaçırdı.”Rojava’da Müslümanların hunharca katledilmesi doğru bulmadığını kaydeden Toprak, en başından beri uygulanan politikaların yanlışlığının bu noktaya getirdiğini söyledi. Bölgedeki vatandaşların hakları için birçok adım attıklarını ifade eden Toprak, “Türkiye’de fail-i meçhuller aydınlanmalı, Uludere’de ölenlerin katilleri bulunmalı” diye konuştu.“O bölgede en az oy alan partiyiz ama o bölge sorunlarına en çok kafa yoran partiyiz” diyen Toprak, iktidarın bu konuda ne düşündüğünü gerçekten bilmediğini iddia ederek, “Bunun çözüm yeri parlamentodur. Bizim hiç kimseye boyun eğmeden o bölgedeki vatandaşların ihtiyaçları neyse parlamento yasa olarak çıkarır, beklemeye gerek yok” ifadesini kullandı.Mutlu ise seçim barajı konusunda açıklamalarını önemli bulduklarını belirterek, “Yüzde 10 seçim barajı dünyanın hiçbir yerinde yok. Aslında ben sizin oyunuzu saymıyorum demektir. Yüzde 10 seçim barajı problemdir. İnsan siyaset yaparken kendi ana dilinde konuşabilmelidir. Kürtçe hitap edebilmelidir. Türkçe bilmeyen bir seçmene ne demek gerekir, bir adayın kendisini tanıtması lazım. Kürtler vardır ve dilleri var, dillerinde eğitim almak istiyor, bunun üzerindeki yasal engeller kaldırılmalıdır. CHP köklü ve eski bir partidir, devlet partisidir, sizin vereceğiniz mücadele önemlidir, bir nevi yol haritasıdır” diye konuştu.

66 Toplam, 1 Bugün

CHP’den MHP’ye Bayram Ziyareti

| Ankara Haberleri | 10 Ağustos 2013

CHP'den MHP'ye Bayram ZiyaretiCumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak ve beraberindeki heyet, bayramlaşma için Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Merkezi’ne geldi. MHP ve CHP bayramlaşmasının ana gündemi Ergenekon davası kararları oldu. MHP Genel Merkezi’nde gerçekleşen bayramlaşma programında MHP Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, siyasi parti temsilcilerini tek tek kabul etti. Bayram mesajlarının verildiği ziyaretlerde gündemdeki konular da ele alındı. MHP’ye bayramlaşmaya gelen CHP heyetinde, Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak ile Parti Meclisi üyeleri Faruk Demir ve Gaye Usluer yer aldı. CHP’nin bayramlaşmasının ana gündemi Ergenekon davası oldu. Erdoğan Toprak, Ergenokon davasına ilişkin eleştirilerini dile getirirken, iktidar partisi üyelerinin ‘çok ileri gidiyorsun seni de yargılarız’ mesajını vermesini üzüntüyle karşıladıklarını ifade etti. Kendilerinin ve Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu‘nun yargılanmaktan korkacak bir şeylerinin olmadığını kaydeden Toprak, “Bu kadar haksızlık yapmış bir iktidarın, herhalde iktidar değiştiğinde yargının karşısında vereceği çok hesap olduğunu düşünüyoruz.” dedi.İlker Başbuğ’un durumuna üzüldüğünü ifade eden iktidar üyelerinin ‘timsah göz yaşı’ döktüğünü ileri süren Toprak, MİT Müsteşarı Hakan Fidan için bir günde yasal düzenleme yapıldığını belirterek, benzer düzenlemenin istenmesi halinde Başbuğ için de yapılabileceğini söyledi. Toprak, iktidar erkinin önemine dikkat çekerek, insanların güce hükmetmesini bilmesi halinde adil olabileceğini bildirdi. MHP’li Türkeş de dava konusunda hükümeti eleştirerek, hukuki sürecin adil olmasını istedi. Türkeş, Ergenekon davasının yanı sıra bölgede yaşanan gelişmelere de değindi. Bayramlaşma için gelen partilerden biri de BBP oldu. BBP adına genel başkan yardımcıları Tevfik Eren ve Ünsal Karabulut ile Genel Sekreter Yardımcısı Hikmet Karaca’dan oluşan heyet MHP’yi ziyaret etti. Ünsal Karabulut, parti olarak seçim çalışmalarına şimdiden başladıklarını belirterek, siyasetçilerin ayrıştırıcı dil yerine birleştirici dil kullanmalarının önemine dikkat çekti. Saadet Partisi (SP) ve Demokrat Parti (DP) de MHP’ye bayramlaşmaya gelen partiler arasında yer aldı. Partilerin hemen hemen hepsinin gündeminde ülkedeki ve bölgedeki gelişmeler vardı.

81 Toplam, 1 Bugün

Ak Parti’den Bbp’ye Bayram Ziyareti

| Ankara Haberleri | 10 Ağustos 2013

Ak Parti’den Bbp’ye Bayram ZiyaretiSiyasi partiler arası bayramlaşma programı kapsamında AK Parti heyeti BBP’yi ziyaret etti.AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, Kadın Kolları Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) üyesi Filiz Kozan, Gençlik Kolları Üyesi Üzeyir Arda Ener’den oluşan heyet, BBP Genel Sekreteri Üzeyir Tunç, BBP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Hüseyin Bozok ve BBP Teşkilat Başkan Yardımcısı Nihat Erdoğan’ı genel merkez binasında ziyaret ettiler.Ziyarette konuşan Üzeyir Tunç, 5. yargı paketinin olup olmadığı, yeni anayasa çalışmaları ve seçim yardımıyla ilgili bilgi aldı. Tunç, “Kan akmasın, şehitler gelmesin. Ama bunun neyin karşılığında yapacağız. 8 aydır şehit cenazeleri gelmiyor. Ama ortada da biten bir şey yok” dedi.AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler ise, önceden Kürt sorunu denildiği zaman kıyamet koptuğunu ancak şimdi de denildiğini ama bir şey olmadığını belirtti. İşler, “Şehitlere bakın aralarında ne bakanın, ne bürokrasinin, ne de paşaların çocuğu var. Ölenler hepsi gariban ailelerin çocukları. Olan hep gariban çocuklarına oluyor. Bunun için Türkiye’de huzur ortamı olmalı. 785 bin metre kareden bir metre kare toprak vermeyeceğiz. Geçmişte yapılan hatalar ve yaşanan acılar bir daha yaşanmayacak” diye konuştu.

68 Toplam, 1 Bugün

Bakanlar Kurulu Toplantısı Sona Erdi…(1)

| Ankara Haberleri | 06 Ağustos 2013

Bakanlar Kurulu Toplantısı Sona Erdi…(1)ANKARA (İHA) – . Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç,Ergenekon davası kararlarıyla ilgili, “Kararı beğenmek veya beğenmemek noktasında değiliz. Bir yargı kararıdır. Bu yargı kararına hepimiz beğensek de beğenmesek de uymak mecburiyetindeyiz” dedi.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu toplantısı sona erdi. Başbakan Yardımcısı Arınç, toplantının ardından yaptığı basın açıklamasında, toplantıda AB Bakanı Egemen Bağış’ın son 1 aylık süreç içerisinde AB’de gelinen noktayı takdim ettiğini, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile ilgili yaptığı görüşme hakkında kurula bilgi verdiğini söyledi. Arınç, Mısır ve Suriye ile ilgili gelinen aşamanın bakanlar tarafından görüşüldüğünü söyledi.”BU KARAR 3 ERKTEN BİRİSİ OLAN BAĞIMSIZ YARGIYA AİT BİR KARAR”Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Bir soru üzerine Ergenekon Davası’nda verilen kararları değerlendiren Arınç, verilen kararlarla ilgili olarak şunları söyledi:”Beraat edenler oldu, ceza görenler oldu. Yurt dışına çıkış yasakları kondu. Haklarında davaları tefrik edilenler, yani yurt dışında olduğu için sorgulaması yapılamayanlar oldu. Karar sonrasında haklarında tutuklama kararı çıkarılanlar veya orada hazır değillerse yakalama kararı çıkarılanlar oldu. Bunların hepsinin bilgisini sizler gibi bizde aldık. Benim söyleyebileceğim şu; tabi herkese geçmiş olsun. Öncelikle bir dava sonuçlandı. Bu ağır ceza mahkemesinin özel yetkiyle yaptığı soruşturma ve kovuşturmaya dayalı bir karar. Bu karar bir yargı kararı. Bu yargıda anayasamızın ister 61, ister 1982 Anayasası olsun, üç erkten birisi olan bağımsız yargıya ait bir karar. Bu bir bidayet kararı. Biz öyle diyoruz hukukçular olarak. Bundan sonraki safhalar bildiğiniz gibi Yargıtay‘daki temyiz safhasıdır. Ondan sonra da olağanüstü kanun yolları, eğer şartları varsa bunlardır.”"BEĞENSEK DE BEĞENMESEK DE KARARA UYMAK ZORUNDAYIZ”Bülent Arınç, Ergenekon Davası’nın gerekçesinin en kısa sürede yazılarak tebliğ edileceğini söyledi. “Bazı kararların bazı kişiler için çok fazla olduğu söylenebilir” diyen Arınç, “Yakıştırılanlar vardır, yakıştırılmayanlar vardır. Bu kararların pek çoğunda bildiğiniz gibi sadece tek suç yok. Birden fazla suçla isnat edilen ve bu suçların sübut bulmasıyla da haklarında karar verilenler var. Bazılar hakkında yüz yılı aşıyor, bazıları hakkında 40 yılı aşıyor, bazıları hakkında belki 25-30 yıllık bir süreç söz konusu” diye konuştu.Sanıklar hakkındaki suç iddialarını hatırlatan Arınç, şunları kaydetti:”Şöyle bazı suç nebilerini söyleyebilirim. Ana tema ‘Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olmak. Ergenekon silahlı terör örgütüne yardım etmek, kişisel verileri kaydetmek’. Bunların her biri Türk Ceza Kanunu’nda ayrı ayrı suçlardır. Kişisel verileri vermek ve ele geçirmek. Yasaklanan bilgileri açıklamak. 6136 yani ateşli silahlar hakkında kanuna muhalefet. Hatta uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ticari amaçlı depolamak. Belki bir kaç sanık hakkında. Resmi belgede sahtecilik, silahlı terör örgütüne silah temin etmek ve belki onun yanında on tane daha ayrı Ceza Kanunu’nun maddelerinin ihlal edildiği iddiasıyla verilen bir karar var.Kararı beğenmek veya beğenmemek noktasında değiliz. Bir yargı kararıdır. Bu yargı kararına hepimiz beğensek de beğenmesek de uymak mecburiyetindeyiz. Şüphesiz aleyhine karar alındığını bilen, duyan herkesin kendileri veya müdafileri temyiz edeceklerdir. Bu temyiz hakkında savunmaya mütalik bir haktır. Mutlaka Yargıtay’da en iyi şekilde incelenecektir ve Yargıtay’ın vereceği kararda daha sonraki aşamalarda bitmek suretiyle kesinleşmiş bir karar olacaktır. Şu anda kesinleşmiş bir hüküm yok bilebildiğim kadarıyla. Ancak önemli bir aşamadayız. Türkiye son yıllarda böyle bir davayla doğrusu karşılaşmamıştı.”"BİZ KİMSENİN TUTUKLANMASINDAN SEVİNEN İNSANLAR DEĞİLİZ”Arınç, Ergenekon Davası’nda tanınmış, bilinen kişilerin de bulunduğunu söyleyerek, “Bu da hukukun bir gereği. Kimsenin bir suç işleme imtiyazı yok. Yargı kendine göre en doğru kararı verdi. Bundan sonrasını aşamalarda hep birlikte göreceğiz” dedi.”Biz kimsenin mahkum olmasından, kimsenin tutuklanmasından şahsen sevinen, el çırpan insanlar değiliz” diyen Arınç, “Ama bir yargı kararı var. Buna herkes şu anda saygı göstermek zorunda. Ben sanık veya yakınları tarafından yapılan eleştirilerin daha çok duygusal olduğunu düşünüyorum. Önemli olan siyasetçilerin ve üçüncü kişilerin, yani dışarıda bulunanların maksadını aşan ifadeler kullanmaması ve olaya daha objektif bakabilmesidir. Şimdilik herkese geçmiş olsun demekten başka ifade edeceğimiz husus yok” şeklinde konuştu.”HİÇBİR SİYASETÇİ MAHKEMELERİ AĞIR SÖZLERLE SUÇLAYAMAZ”Bülent Arınç, bir gazetecinin Kılıçdaroğlu’nun Ergenekon kararlarını ‘Gayrimeşru’ olarak değerlendirdiğini hatırlatması üzerine, “‘Gayrimeşru’ sözü, maksadını aşan, fazlasıyla aşan bir söz. Bir genel başkana yakışmaz, bir siyasetçiye yakışmaz” dedi. Kılıçdaroğlu daha önce bu sözün çok daha ağırlarını söylediğini hatırlatan Arınç, şunları söyledi:”‘Bu örgüt nerede, bana adresini gösterin gidip üye olayım’ deyinceye kadar, ondan önceki genel başkanın bu örgüte avukatlık yapmasına kalkışmasına kadar, CHP‘nin hemen hemen pek çok milletvekilinin, bugün zannediyorum sayıları 30 civarındaymış, oraya giderek mahkeme basmaya varıncaya kadar yaptıkları eylemleri hepimiz biliyoruz. Bu konuşmalara, o eylemlere bakıldığı zaman da bugünkü sözü biraz daha hafif kalıyor ama o toptan yanlış, tümden yanlış. Hiçbir siyasetçi Türkiye’deki adli yargıyı, mahkemeleri, 3 erkten birisi olan gücü böylesine ağır sözlerle suçlayamaz.”MISIR’DAKİ DURUMBaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir gazetecinin Mısır’da darbe yapan Genelkurmay Başkanı Sisi’nin ABD Başkanı Barack Obama’dan yardım beklediklerine ilişkin sözlerini hatırlatması üzerine değerlendirmelerde bulundu. Mısır konusunun bütün ayrıntılarıyla değerlendirildiğini kaydeden Arınç, Mısır’da toplanma ve protestoların devam ettiğini, şuana kadar bunlara silah kullanılmadığını hatırlattı.Sisi’nin ABD Başkanı Obama’ya karşı ‘Beni bir kez bile aramadı’ diyerek kırgın olduğu yönünde beyanatlar verdiğini hatırlatan Arınç, “Darbenin mimarı bu kişi bildiğiniz gibi Mursi tarafından göreve getirilmişti. Hem Genelkurmay Başkanı hem de Milli Savunma Bakanı’ydı. Ancak daha sonra bazı güçlerle işbirliği yaparak darbeye gerçekleştirdi. Ve şimdi de o gerçekleştirdiği darbede kendisine görev verdiği insandan yeni bir darbe aldı. Böylesine gülünç durumlar ortaya çıkınca söyleyecek fazla bir söz kalmıyor. Ancak rejim halka karşı şiddet kullanması, silah kullanması ve seçimlere giden süreci olabildiğince kısaltır, derhal yeni bir seçim kanunu ve seçimin demokratik şartlarını hazırlarsa Mısır’daki herhalde bu kargaşalar daha kısa zamanda son bulabilir” diye konuştu.Türkiye’nin, Avrupa ülkelerine ve diğer ülkelere Mısır’ı anlatma girişiminin başarıyla devam ettiğini söyleyen Arınç, “Unutmayalım ki meydanda açılan pankartların pek çoğunda, bayrakların pek çoğunda Türkiye var, fotoğrafların pek çoğunda Türkiye var. Türkiye ile Mısır halkının dayanışması en güçlü şekilde devam ediyor. Mevcut rejimin de geleceğini bu söylediğim şartlar altında görebiliriz. Şuanda maalesef bir taraftan darbe yanlıları ile bir taraftan Mursi taraftarı denenler, ama seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın ve demokrasiye sahip çıkmaya çalışanların gösterileri devam ediyor. Maalesef bu ülkeler Ramazan’ı, Ramazan olarak geçiremediler, mahrum kaldılar” şeklinde konuştu.

67 Toplam, 1 Bugün

YSK, ATO Seçimlerinin Iptali Için Yapılan Son Itirazı Da Reddetti

| Ankara Haberleri | 02 Ağustos 2013

YSK, ATO Seçimlerinin Iptali Için Yapılan Son Itirazı Da ReddettiAnkara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Salih Bezci, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 54. Meslek Komitesi seçimlerinin iptali yönündeki başvuruyu reddettiğini açıkladı. Bezci, “Seçim tartışmaları artık bitti. Bıraksınlar bundan sonra ATO üyelerine ve ülke ekonomisine hizmet edelim.” dedi. Salih Bezci, yaptığı yazılı açıklamada, 4 Mayıs’ta yapılan seçimlerde 68 meslek komitesi ve 188 meclis üyesinin belirlendiğini hatırlatarak, 10 Mayıs’ta yapılan Yönetim Kurulu seçiminin ardından bazı komitelerin seçimlerinin iptali için seçim kurullarına başvurular yapıldığını kaydetti. ATO’nun 8 ayrı komite seçimi için iptal başvurusu yapıldığını belirten Bezci, 64. Meslek Komitesi’nin seçimlerinin yenilendiğini ve aynı kişilerin tekrar seçildiğini söyledi. Bezci, 7 komite için de Yüksek Seçim Kurulu’nun ret kararı verdiğini kaydetti. YSK’ya son başvurunun bankacıların kayıtlı bulunduğu 54. Meslek Komitesi için yapıldığını hatırlatan Bezci, tüm Türkiye genelinde banka şubelerinin odalara aynı şekilde kayıtlı olduğunu ifade etti. Bezci, “YSK’nın kararı 54. Meslek Komitesi seçimlerinin iptali yönünde olsaydı bu komite olduğu gibi düşerdi ve Yönetim Kurulu seçimleri etkilenmezdi.” diye konuştu. BAŞVURULAR OLUMSUZ SONUÇLANDIBezci, komite ve meclis üyelerinin seçildiği 4 Mayıs’tan Yönetim Kurulu’nun seçildiği 10 Mayıs tarihine kadar komite seçimlerinin iptali için seçim kurullarına başvuru yapılmadığını da belirterek, asıl amaçlananın Yönetim Kurulu seçimlerini iptal ettirmek olduğunu söyledi. Bezci, “10 Mayıs’tan bu yana, arkadaşlarımızın seçim sonuçlarını içlerine sindirmelerini bekliyoruz. Komitelerin seçimlerinin iptali için yapılan başvurulardan olumsuz sonuçlar aldıkça, bizlere yönelik saldırılarının niteliğini değiştirmekteler.” dedi.Seçim tartışmaları nedeniyle Ankara Ticaret Odası marka değerinin yıprandığını kaydeden Bezci, şunları kaydetti: “Bugün bizler görev başındayız ancak sonsuza kadar bu görevleri sürdürmeyeceğiz. Yarın bizlerin yerine tüccarı başka kişiler temsil edecek. Önemli olan zaten burada kişiler değil kurumdur. Ankara Ticaret Odası’nın adının böyle kişisel hırs kaynaklı, kayıkçı kavgasına dönüşen tartışmalarla yıpratılması gerçekten üzücüdür. Biz ATO yönetimi olarak bir an önce bu tartışmaların sonlanmasını istiyor ve üyelerimiz adına yaptığımız işlerle kamuoyunun önüne çıkmayı umuyoruz. Ankara Ticaret Odası olarak, üyelerimiz olan esnaf ve tüccarlar için, Ankara ve ülke ekonomisi için yapacak çok işimiz olduğunu biliyoruz ve işimizi yapmak istiyoruz.

62 Toplam, 1 Bugün

Tobb 69. Genel Kurulu Yarın Gerçekleştirilecek

| Ankara Haberleri | 31 Temmuz 2013

Tobb 69. Genel Kurulu Yarın GerçekleştirilecekTürkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 69. Genel Kurulu yarın gerçekleştirilecek. TOBB Başkanlığı için yarışın yaşanacağı genel kurul öncesi, 365 oda ve borsa başkanı, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na destek açıklamasında bulundu.TOBB 69. Genel Kurulu, yarın saat 10.30′da TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal Tesisleri’nde başlayacak. Genel Kurul’un açılışına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile çok sayıda hükümet üyesinin de katılması bekleniyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, yarın yapılacak YAŞ toplantısı nedeniyle TOBB delegelerine bu akşam iftar öncesi seslenecek.TOBB 69. Genel Kurulu’nda TOBB Yönetim Kurulu Başkanlığı, Konseyler ve Disiplin Kurulu asıl ve yedek üyelikleri için seçimler yapılacak. Genel Kurul’da birlik başkanlığı için adayların belirlenmesinin ardından başkanlık için yarış başlayacak ve seçimler yapılacak. Başkanlık seçiminin ardından ise Birlik Yönetim Kurulu, Konseyler ve Yüksek Disiplin Kurulu için yapılacak seçimlere geçilecek. TOBB Yönetmeliğinden “üst üste iki dönem yönetim kurulu ve meclis başkanı, birlik başkanı ve konsey başkanı olarak seçilmiş olanların, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe bu görevlere yeniden seçilemeyecekleri” yönündeki ibarenin çıkarılmasıyla TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun yeniden seçilmesinin önündeki engel kalkmıştı. 7 bölgeden 360 oda ve borsa başkanı, Hisarcıklıoğlu’nun yeniden başkan seçilmesi için destek açıklamasında bulunmuşlardı.

73 Toplam, 1 Bugün

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Somali’de Yaralanan Polisleri Ziyaret Etti

| Ankara Haberleri | 30 Temmuz 2013

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Somali'de Yaralanan Polisleri Ziyaret EttiDışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, PYD Başkanı Salih Müslim’in Türkiye ziyaretinin planlanmış bir gezi olduğunu belirterek, “Müslim’in beyan ettiği görüşler ve kamuoyuna verdiği mesajlar, Türkiye’nin prensipleriyle uyumludur” derken, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakan Neçirvan Barzani’nin Ankara ziyaretine ilişkin, “Orta Doğu’da özellikle Irak’ta ve Suriye‘de gelişmeler çok hızlı seyrediyor. Bu anlamda son gelişmeleri gözden geçirmek üzere bir ziyarette bulunacaklar” ifadelerini kullandı.Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Somali’deki Türk Büyükelçiliği’ne gerçekleştiren bombalı saldırıda yaralanan polisleri ziyaret etti. Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gelen Davutoğlu, çıkışta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, Somali’nin başkenti Mogadişu’da Türk Büyükelçiliği’ne terör saldırısı gerçekleştiğini ve bu saldırıda 1 polisin şehit olduğunu, 4 polisin de yaralandığını hatırlattı. Olaydan 5 dakika sonda haberdar olduklarını ve hemen büyükelçilikle temasa geçildiğini anlatan Davutoğlu, “Durum hakkında bilgi sahibi olduk. Sayın Başbakanımızla da bir istişare yaptık ve onun talimatını aldıktan sonra süratle ambulans uçaklarımızı harekete geçirdik. Tam bir seferberlik halinde güvenlik görevlilerimizin ülkemize getirilmesi için büyük bir çaba sarf edildi” dedi.”Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin son dönemlerde dünyanın her yerinde olduğu gibi Somali’de de Türkiye Cumhuriyeti’nin kudretine, şefkatine güvenen kardeşlerinin yanında olmuştur” diyen Davutoğlu, “Son 2 yıl içinde devletimiz ve milletimiz efsanevi bir başarı gerçekleştirmiştir. Hem 2 sene önce sayın Başbakanımızın ziyareti sonrasında verilen bütün sözler ve taahhütler yerine getirilmiştir hem de şanlı bayrağımız Mogadişu’da tek büyükelçilik binası olan büyükelçiliğimizde o günden bugüne dalgalanmıştır. Aziz milletimizin yardımlarıyla 200 milyon doları aşkın bir kapsam yardım paketiyle Mogadişu’yu ayağa kaldırılmıştır. Eğer bugün Somali’de Mogadişu’da hayat belli ölçülerde normale dönmüş, siyasal süreç işlemeye başlamış ve Somali halkı 16. yüzyıldan beri Türkiye’ye hep büyük bir ihtimamla, özlemle bakan kardeş Somali halkının normalleşmeye başlamıştır. Bunlar gerçekleşmişse Türkiye’nin katkılarının büyük bir payı var” ifadelerini kullandı.Türkiye’nin Somali’ye insani değerler adına gittiğini vurgulayan Bakan Davutoğlu, “Oradaki tarihi dostluğu daha da pekiştirecek bir şekilde bütün kurumlarımızla büyük fedakarlıklar içinde çaba sarf ettik. Uluslararası alanda da olağanüstü ilgi gören, takdir toplayan büyük bir efsanevi bir başarıdır, bunu ifade etmek isterim. Bu başarıda bütün kurumlarımızın payı var. Ama orada büyükelçiliğimizi koruyan, şanlı bayrağımızı koruyan, orada çalışan sivil toplum kuruluşlarımızı koruyan güvenlik güçlerimizin katkısı burada en temel katkılardandır ve onlara ne kadar teşekkür etsek azdır. Bütün milletimizin adına, bütün dışişleri camiası mensupları adına, hükümetimiz adına gerek şehidimiz Sinan Yılmaz’ın ailesine gerek gazilerimizin ailelerine ve bütün teşkilatımıza bir kez daha teşekkürü bir borç biliyorum” şeklinde konuştu.Kasım ayında Somali’ye ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:”Orada güvenlik güçlerimizin ne kadar profesyonelce ama aynı zamanda ne kadar amatör bir ruhla Somali’de çalıştıklarına bizzat şahit olmuş ve kendileriyle iftihar etmiştim. Bir devlet etkisini dünyaya yayarken bütün kurumlarıyla yayar. Burada da emniyet güçlerimizin ne kadar etkin bir şekilde görevini yaptığına bir kez daha şahit oluyoruz. Benzer durumlarda çok daha fazla zayiat verilebilirdi. Aylardır olabilecek olağanüstü durumlarla ilgili ek tedbirler almıştık, takviye etmiştik. Bunun neticesinde çok kapsamlı bir saldırıya rağmen elhamdülillah güvenlik güçlerimiz son derece başarılı bir şekilde tepki verdiler ve karşı koydular.”"TÜRKİYE’NİN SOMALİ’YE YÖNELİK POLİTİKASINDA HİÇBİR DEĞİŞİKLİK OLMAYACAK”Davutoğlu, Türkiye’nin Somali’ye yönelik politikasında hiçbir değişiklik olmayacağını belirterek, “Afrika stratejimizin bir temel giriş kapısı olarak Somali’ye yönelik politikamızda, kardeşlik duygularımızda hiçbir değişiklik olmayacaktır. Her zaman Somali’deki kardeşlerimizin yanında olacağız. Başlattığımız işi yarım bırakmayacağımız. Bu başlattığımız iş hem insani yardımlar anlamında hem de Afrika’ya dönük stratejimiz anlamında hedefine ulaşacaktır. Bizi yıldırmak isteyenler göreceklerdir ki bu milleti yıldırmak, bu milleti çıktığı bir yoldan alıkoymak mümkün değildir. İnşallah Somali’de yine insani yardımlara devam edeceğiz. Ama bundan sonra çok daha fazla tedbirler alacağız” dedi.Mogadişu’da yeni bir büyükelçilik binasının çalışmalarına başlandığını bildiren Davutoğlu, “İnşallah daha da korunaklı bir şekilde bu binalarımızı yapmaya kararlıyız. Her halükarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu temsil görevini kalplere şayan bir şekilde yerine getirme kudretine sahiptir” dedi.BARZANİ’NİN ANKARA ZİYARETİBir gazetecinin bugün Ankara’ya gelecek Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakan Neçirvan Barzani’nin temaslarıyla ilgili bir sorusu üzerine Bakan Davutoğlu, “Evet, sayın Neçirvan Barzani Ankara’ya gelecek. Önce iftarda birlikte olacağız, ertesi gün de diğer temaslarını sürdürecek. Başbakanımız tarafından da kabul edilecek. Tabii Orta Doğu’da özellikle Irak’ta ve Suriye’de gelişmeler çok hızlı seyrediyor. Dolayısıyla bu istişareleri belli bir düzen içinde sık aralıklarla yapma ihtiyacı var. Bu anlamda son gelişmeleri gözden geçirmek üzere bir ziyarette bulunacaklar” dedi.Irak, Kuzey Irak ve bu bağlamda Suriye’deki gelişmelerin ele alınacağını bildiren Bakan Davutoğlu, “Çünkü bu konular bölgedeki bütün aktörleri yakından ilgilendiriyor. Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da veya herhangi bir Orta Doğu ülkesinde, kardeş ülkede biz etnik, mezhebi ve dini bir ayrımı kesinlikle politikamızın esası yapmayız. Hiçbir etnik, mezhebi ve dini bir gruba karşı tavır almayız. Aksine bütün etnik, mezhebi ve dini grupların bulundukları ülkelerde barış içinde ve tam bir eşit vatandaş statüsünde haklarına sahip şekilde yaşamaları temel politik önceliğimizdir. Birçok yerde zikredilen görüşlerin bu anlamda temeli yoktur. Suriye’de bundan sonra bütün kesimlerin eşit haklara sahip olması temel ilkemizdir. Bu çerçevede Suriye’deki her kesimle ilişkilerimiz hep yoğun olmuştur. Bundan sonra da bu yoğunluk içinde devam edecek. Tabii Irak’taki son gelişmeleri de bu ziyarette ele alacağız. Çünkü Irak’ta son derece kritik bir seçim sürecine giriliyor” ifadelerini kullandıSALİH MÜSLİMİ’NİN AÇIKLAMALARIBakan Davutoğlu, başka bir gazetecinin Türkiye’ye gelen PYD Başkanı Salih Müslim’in açıklamalarıyla ilgili bir sorusu üzerine ise şu ifadeleri kullandı:”Salih Müslim’in Türkiye’ye gelişi haklı olarak bir ilgi çekti ama daha önce de ifade etmiştim son 2-3 ay içerisinde özellikle Türkiye’de çözüm sürecinin devreye girmesine paralel olarak Suriye’deki bütün Kürt kesimlerle de yoğun temaslarımız sürmüştü, bu temaslar hep oldu. Mayıs ve Haziran aylarında da yetkili arkadaşlar görüşmeler yapmıştı. Son olarak Rasulayn’da olan gelişmeler söz konusu olmasaydı da bu ziyaret gerçekleşecekti ben bunu ifade etmek isterim. Bu ziyaretinin gerçekleşmesi sadece Rasulayn’daki gelişmelerle ilgili değildir. Süreç içinde Suriye’deki bütün kesimlerle Kürt gruplarını da muhalefette etkin rol almaya teşvik ediyorduk, çalışmalarımız bu çerçevede sürüyordu zaten. Yani planlanmış bir geziydi. Sanki Resulayn’daki gelişmelere istinaden çağrılmış gibi bir hava doğru değil. Ama o da tabii bu ziyarete özel bir anlam kattı.”"ÖNEMLİ OLAN KALICI BİR STATÜ ŞEKLİNDE EMRİVAKİYE GİDİLMEMESİ”Türkiye’nin baştan itibaren 3 temel isteklerinin olduğunu anlatan Davutoğlu, “Bunu biz Kürtlere söylediğimiz gibi Sünnilere, Türkmenlere, Nusayrilere de aynısını söyledik. Bir, rejime destek vererek bu zulmün parçası olmayın. İki, seçilmiş bir Suriye parlamentosu oluşuncaya kadar herhangi bir emrivaki sürecin içinde olmayın. Üç, Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek bir faaliyet içinde olmayın. Bu açıdan bakıldığında Salih Müslim’in gerek toplantıda beyan ettiği görüşler gerekse kamuoyuna verdiği mesajlar açıktır. ‘Rejimle aralarına mesafe koyduklarını’ ifade etmiştir. Herhangi bir özerklik veya başka bir taleplerinin olmadığını açıkça ifade etmiştir. Ancak diğer muhalif gruplar gibi etkin oldukları yerlerde yani şehir bazında bir şekilde sivil yönetim kurma ihtiyaçları var. Tabii bunlar bir zaruretten kaynaklanan bu tür geçici tedbirler olabilir. Önemli olan kalıcı bir statü şeklinde emrivakiye gidilmemesi. Bunu da Türkiye kaygı duyduğu için değil, böyle bir emrivakinin Suriye’de zaten çok kırılgan olan durumu da kırılganlaştıracağı için bunun doğru olmadığını düşünüyoruz. O açıdan verilen mesajlar bizim beyan ettiğimiz prensiplere uyumludur. Ayrıca tabi bir önemli beklentimiz Suriye muhalefetiyle daha organik bir ilişki içine girmeleri. Bu konuda da bizden yardım talep ettiler. Biz de Suriye muhalefetiyle görüşerek Kürt grupların da Suriye muhalefeti içerisinde yer alma konusunda gerekli katkıyı yapacağız. Önemli olan Suriye’nin geleceğini inşa edecek kesimlerin tek bir çatı altında toplanması, aralarındaki problemleri aşıp Suriye’nin geleceğine el ele birlikte yürümeleri…” diye konuştu.”TÜRKİYE, MISIR’IN HUZURU, İSTİKRARI, İÇ BARIŞI BAKIMINDAN OLABİLECEK POZİTİF GELİŞMELERE HER ZAMAN KATKI VERMEYE HAZIRDIR”Bir gazetecinin Mısır’daki olaylara ilişkin bir sorusu üzerine Davutoğlu, Türkiye’nin bu konudaki tutumunun ilkesel olduğunu belirterek, “Biz, Mısır’da demokratik sürece dönülmesi ve demokrasinin restore edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bütün temaslarımız bu yöndedir. Mısır, bölgemizin bel kemiği bir ülkedir. Mısır’da ortaya çıkabilecek herhangi bir olumsuz gelişme bütün bölgeyi olumsuz etkiler. Son dönemde yaşananlar acı gelişmelerdir. Özellikle gösterilerde 200 Mısırlı kardeşimizin hayatını kaybetmesi durumu daha da kritik hale getirmiştir. Bu çerçevede dün kendilerinden gelen taleple Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştim. Bugün de Kahire’yi bu çerçevede ziyaret etmekte olan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ile görüşme yaptım. Ayrıca değişik temaslarımız sürüyor. Türkiye, Mısır’ın huzuru, istikrarı, iç barışı ve bölge üzerindeki etkisi bakımından olabilecek pozitif gelişmelere her zaman katkı vermeye hazırdır. Önemli olan Mısır’da halkın iradesinin siyasi yapıya yansıyacağı sürecinin bir an önce başlamasıdır. Bu konuda elimizden gelen çabayı gösteriyoruz, göstermeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. (OSM-

82 Toplam, 1 Bugün

Seçim Barajının Düşürülmesi Için Yürüyen Kotil Ankara’da

| Ankara Haberleri | 26 Temmuz 2013

Seçim Barajının Düşürülmesi Için Yürüyen Kotil Ankara’daSeçim barajının düşürülmesi için İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüşe geçen Aylin Kotil, Ankara’ya ulaştı. Kotil, ileri demokrasi lafını ağızlarından düşürmeyenlerin barajı düşürmeyerek en büyük riyakarlığı yaptığını söyledi.Seçim barajının düşürülmesi için 22 gün önce İstanbul’dan çıkan Kotil, akşam saat 21.00 sularında Eryaman Göksu Park’ına geldi. Burada Kotil’i ‘Eryaman Direniyor’ grubuna bağlı yaklaşık 50 kişi karşıladı. Burada kısa bir konuşma yapan Kotil, seçim barajının düşürülmesini istedi. Kotil; “Sürekli ileri demokrasi lafını ağzından düşürmeyen insanların bu barajı düşürmeyerek hala demokrasi kelimesini kullanmaları da yaptıkları en büyük riyakarlıktır.” dedi. Yürüyüşün oluşturduğu tepkiyi demokrasiye özlem olarak nitelendiren Kotil, başlatılan kampanyayı hiçbir zaman kişiselleştirmediğinin altını çizdi.Kotil yarın Eryaman Göksu Park’ından Atatürk Orman Çiftliği’ne yürüyecek. Kotil, Cumartesi günü ise Kuğulu Park’a yürüyüp burada yürüyüşünü tamamlayacak.

74 Toplam, 1 Bugün

Seçim Barajının Düşürülmesi İçin Yürüyen Aylin Kotil, Ankara’da

| Ankara Haberleri | 26 Temmuz 2013

Seçim Barajının Düşürülmesi İçin Yürüyen Aylin Kotil, Ankara’daGenel seçimlerde uygulanan yüzde 10 barajının düşürülmesi için İstanbul’dan yürüyüşe başlayan Aylin Kotil, Ankara‘ya ulaştı. Kotil, “Bu, hak edilen bir şeyi hak değilmiş gibi empoze edenlere karşı yapılan bir mücadeledir” dedi.Yüzde 10 olan seçim barajının düşürülmesi talebiyle İstanbul’dan 8 Temmuz’da yürüyüşe başlayan Kotil, akşam saatlerinde Ankara’ya ulaştı.Kotil, burada yaptığı açıklamada, kendisini desteklemeye gelen grubu hiç beklemediğini ve gösterilen ilginin kendisine değil demokrasiye karşı gösterilmiş bir ilgi olduğunu söyledi. Yaptığı eylemi açlık, demokrasiye olan özlem, hak edilen bir şeyi hak değilmiş gibi empoze edenlere karşı yapılan bir mücadele olarak değerlendiren Kotil, “Bizim istediğimiz şeyler gayet normal şeyler, bu bize normal değilmiş gibi gösterildi bugüne kadar. Aslında biz normal medeni bir insanın istediği şeyleri istiyoruz fazladan hiçbir şey istemiyoruz. Sürekli ileri demokrasi lafını ağzından düşürmeyen insanların, bu barajı düşürmeyerek hala demokrasi kelimesini kullanmalarını da riyakarlık olarak adlandırıyorum” dedi.Herkesin dürüst olmayı denemesinin gerektiğini dile getiren Aylin Kotil, “Siyasi partiler fikirlerin yarıştığı yerlerdir, siyasi partiler menfaatlerin bölüşüldüğü yerler değildir. Bu benim yürüyüşüm değil bu hepimizin yürüyüşü. Birlikte yürüdük bütün yol boyunca, kalbimdeydiniz ve inanılmaz destek verdiniz, belki de siz olmasaydınız bitiremeyebilirdim çünkü ben sizin mesajlarınızla ayakta kalabildim, devam edebildim. Bu bana olan bir özlem değil, demokrasiye karşı olan bir özlem, bu tabloyu kişiselleştirmiyorum” diye konuştu.Kotil, yaptığı açıklamanın ardından beraberindeki grup ile birlikte Göksu Parkı’na yürüdü. Kotil ayrıca, yarın sabah Göksu Parkı’nın önünden Atatürk Orman Çiftliği’ne yürüyeceğini bildirdi.

64 Toplam, 1 Bugün

Chp İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu:

| Ankara Haberleri | 25 Temmuz 2013

Chp İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu:CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Başbakan bu üsluptan vazgeçmelidir. Kendisinin kullandığı bu dil, yaşam hakkı ihlallerine cesaret vermektedir” dedi.TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Başbakan Erdoğan’ın sabırlı davrandığı şeklindeki açıklamalarının kaygı verici bulduğunu söyleyen Sezgin Tanrıkulu, bu dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye ile ilgili AK Parti iktidarında gerçekleşen 3 olayla ilgili karar verdiğini ifade ederek, bu olaylarda Türkiye’nin mahkumiyetler aldığını belirtti.Başbakan’ın orantısız gücü ve yaşam hakkı ihlallerini teşvik edici bir dil kullandığını belirten Tanrıkulu, “Başbakan bu üsluptan vazgeçmelidir. Kendisinin kullandığı bu dil yaşam hakkı ihlallerine cesaret vermektedir” diye konuştu.Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın cezaevlerinde gazetecilik faaliyetleri ile ilgili tutuklu hiçbir gazetecinin bulunmadığı yönündeki açıklamasını eleştiren Tanrıkulu, “Hepimiz çok iyi biliyoruz ki yaptıkları faaliyet gazetecilik faaliyetidir, bu nedenle tutuklanmışlardır, cezaevlerindedirler. Sayın Bülent Arınç’a tavsiyem kendisi cezaevlerini gitsin ziyaret etsin orada çok el var. Orada bir çok gazetecinin eli öpülmek için Sayın Başbakan yardımcısını bekliyor” şeklinde konuştu.Seçim barajının düşürülmesini içermeyen, tutuklama konusunda yeni bir öneri getirmeyen, ifade özgürlüğünün sınırlarını genişletmeyen, yeni bir toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasası yapmayan bir paketin demokratikleşme paketi olmayacağını ifade eden Tanrıkulu, bir çağrıda bulunarak, “Anayasaya aykırı olan yasal düzenleme nedeniyle insan cezaevlerinde tutuklu bulunuyorlar. Meclis hiçbir şey için toplanmasa bile sırf bu yüzden tutuklama ile ilgili düzenleme yapmak üzere toplanmalı ve bu düzenlemeyi yapıp ondan sonra yeniden kapanmalıdır. Meclisin bu tutumu nedeniyle insanlar cezaevinde tutulamazlar, bu bizim çağrımızdır” ifadelerini kullandı.

75 Toplam, 1 Bugün

Bekir Bozdağ: Demokratikleşme Adımlarımız Çözüm Süreci’nin Parçası Değil

| Ankara Haberleri | 24 Temmuz 2013

Bekir Bozdağ: Demokratikleşme Adımlarımız Çözüm Süreci’nin Parçası DeğilBaşbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, demokratikleşme sürecindeki çalışmaları Çözüm Süreci ile değerlendirmenin yanlış olacağını belirterek, “Demokratikleşme çalışmalarımız, bu süreçle değerlendirilirse yanlış olur. Çünkü biz demokratikleşmeyi sadece bir bölgede yaşayan insanlarımız için değil, 76 milyon için bütün bölgeler için vatandaşlarımız için yapıyoruz.” dedi.MÜSİAD heyetini Başbakanlık’ta ağırlayan Bozdağ, heyetle yaptığı görüşmelerin ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin, dün yaptıkları toplantıda, Çözüm Süreci ile ilgili hangi kararları aldıklarını ve süreçle alakalı gelinen aşamayı nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Bozdağ, “Süreçle ilgili attığımız tüm adımları, demokratikleşme anlayışıyla attık. Bundan sonra demokratikleşme konusunda daha ileri adımları atma noktasında kararlıyız. Toplumun her kesimini kucaklayan ve olumlu cevapları alacak adımları atmak zaten hükümetimizin vazifesidir.” şeklinde cevap verdi. Bozdağ, konuşmasında, demokratikleşmenin, hükümetin kurulduğu günden beri gündeminde olduğunu söyledi. Anayasada yapılan değişikliklere bakıldığında önemli adımların atıldığını ifade eden Bozdağ, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruların önünü açarak, insan hakları mahkemesine dönüştürdüklerini belirtti. Kamunun, idari işlemlerden doğan durumlarının Meclis adına denetlenmesi için ombudsmanlığın önünü açtıklarını ifade eden Bozdağ, “Pek çok tarihi adımı attık. Demokratikleşme konusunda atılan adımlar bugün Türkiye’de atılan adımlar, daha özgün daha fazla hukukun üstünlüğüne önem verilmesini sağlamıştır. Bizden önce 24 saat yayın yapan Kürtçe bir televizyon yoktu. Şimdi devlet kanalı var. Özel televizyon ve radyolar var. Seçim propagandalarını herkese istediği dilde yapma imkânı getirdik. Savunmada herkese istediği dilde savunma imkânı getirdik. Cezaevlerinde insanların hangi dili kullanılmasını istiyorsa onu kullanılmasının önünü açtık. Okullarda Kürtçe’nin seçmeli ders olarak okutulmasını sağlayan imkânlar sunduk. Bunlar, Çözüm Süreci nedeni ile yapılmış konular değil. Bunlar, Türkiye’nin hayrına olduğuna inandığımız için yaptığımız işlerdir.” şeklinde konuştu.Bozdağ, terörün sadece Türkiye’de eylemleri ile gündeme geldiğine de dikkat çekerek, öte yandan ekonomik boyutu ile de teröre bakmak gerektiğini söyledi. Gayri resmi rakamlara göre; terörle mücadeleye 400 milyar dolar para harcandığını ifade eden Bozdağ, bunun trilyonca dolar olduğuna inandığını dile getirdi. Bozdağ, terörle mücadelede Türkiye’nin harcadığı bu kaynakların, ekonominin güçlendirilmesi, altyapının güçlendirilmesi, istihdamın artırılması ve benzeri konularda harcama imkânına kavuşturulmuş olsaydı, Türkiye’nin ekonomik olarak güçlenmesi ve bulunduğu yerden daha ile gitmesinin kaçınılmaz olacağını kaydetti. “SÜREÇTEN RAHATSIZ OLANLAR VAR”Türkiye’de terörün bittiği bir ortamda herkese önemli kazanımlar sağlayacağını anlatan Bozdağ, şöyle konuştu: “Çözüm Süreci’ni de milletimizin hayrına olduğu için başlattık ve devam ediyor. İnşallah başarı ile de neticelenecektir. Türkiye’nin aleyhine en ufak bir durum olmamıştır. Zaten biz olmasına da izin vermeyiz. Silahlar sustu kötü mü oldu. Terör örgütü mensupları dışarı çıktılar. Kaçırılmış kamu görevlileri ailelerine kavuştu. Kötü mü oldu. Akil insanlar çıktı insanların neler hissettiğini öğrendiler. Türkiye bundan bir şey mi kaybetti. Bunların hepsi iyi şeylerdir. Bunlar Türkiye’nin hayrına şeylerdir. Bunlar Türkiye’nin aleyhine olmuş derse, benim diyecek bir şeyim yok. Bundan sonra da hükümetimiz, sürecin başarıya ulaşması için gerekli hassasiyeti gösterecektir. Bu süreçten rahatsız olanlar ve başarısız olmasını isteyenler var. Yeniden çatışmacı bir ortamın egemen olmasını isteyenler var. Onların kim olduğunu herkes biliyor. Kandan, kanın durmasından rahatsızlar. İnşallah, onların arzu ettiği bir ortam Türkiye’de bundan sonraki süreçte olmayacaktır.””KILIÇDAROĞLU’NUN BAHSETTİĞİ RAPORLARIN GERÇEKLERLE ALAKASI YOKTUR” Bekir Bozdağ, başka bir gazetecinin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun ‘Tutuklu Gazeteciler Raporu’nu basına açıklamasını ve “Türkiye basın özgürlüğünde 105 yıl geriye gitti” şeklindeki sözlerini hatırlatması üzerine yaptığı değerlendirmede, “Bu rapor, yeni bir rapor değil. Esasında daha eski raporların adeta bir tekrarı şeklindedir. Bu raporlar gerçeği yansıtmıyor. Bunların büyük bir kısmının gerçeklerle alakası yoktur. Tutuklu gazeteciler ise gazetecilik faaliyetinden dolayı tutuklu değil.” diye ifade etti. Türkiye’de yazı yazdığı için yorum yaptığı için tutuklanan gazeteci bulunmadığını söyleyen Bozdağ, “Gazeteci sıfatı taşıyan kişiler, herhangi bir suç işlediği zaman devletin ‘bu gazetecidir’ deme imkanı var mı?” diye sordu. Bir de örnek veren Bozdağ, “Bilim insanı suç işlediği zaman bu saygın bir bilim insanıdır, biz bununla ilgili herhangi bir soruşturma başlatmayalım diyebilir misiniz?” diye konuştu. “Molotof atan bir gazeteciyse bununla ilgili bir işlem yapılamayacak mı?” diye soran Bozdağ, tutuklu olduğu söylenen gazeteciler içinde karakol basan, polis öldüren kişiler bulunduğunu kaydetti. “Gazetecilik faaliyetinden dolayı bugün Türkiye cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü benim bildiğim kadarıyla bulunmamaktadır.” ifadelerini kullandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise gerçek olmayan raporlarla Türkiye’yi karalamasını talihsizlik olarak gördüğünü söyleyen Bozdağ, “Hukuk devletinde kim suç işliyorsa, sıfatı, makamı, mevkii ne olursa olsun ona uygulanan usül diğerlerine uygulanan usülle aynı değilse, orada hukuktan bahsetmek mümkün değildir.” değerlendirmesinde bulundu.

70 Toplam, 1 Bugün

Bülent Tanık Deneyimlerini Safranbolu İle Paylaştı

| Ankara Haberleri | 21 Temmuz 2013

Bülent Tanık Deneyimlerini Safranbolu İle Paylaştı

Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, belediyecilik deneyimini Safranbolu ile paylaştı. CHP Safranbolu İlçe Başkanı Abdullah Çakır’ın davetlisi olarak Safranbolu’ya giden Tanık’a CHP Parti Meclisi Üyesi Seyhan Erdoğdu ve Şehir Plancısı Nevzat Uğurel eşlik etti.

CHP Safranbolu İlçe Başkanı Abdullah Çakır, “Biz seçim startını verdik. Safranbolu’da belediyecilik anlamında neler yapabiliriz?” diye Çankaya Belediye Başkanımızı davet ettik. Kendisi de bizleri kırmayıp geldiği için teşekkür ediyorum” dedi.

Safranbolu İlçe yönetiminden aldığı daveti çok önemli ve anlamlı bulduğunu dile getiren Başkan Tanık partililerle ilçe binasında buluştu. Safranbolu’nun Türkiye’nin mimari tarihi açısından İstanbul’dan sonra adını duyuran önemli bir merkez olduğunu vurgulayan Tanık,

“Safranbolu’nun bu varlığının kaynağı hiç kuşku yok ki, onu yapan insanlardır” dedi.

Safranbolu’nun özel yetenekli, güçlü kuvvetli bir toplulukla var olduğunu ve bu topluluğun da kentin coğrafyasına verdiği emeğin ortaya çıktığını vurgulayan Tanık, “Dünyadaki ekonomik krizle ilgili olarak bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bu sıkıntıların aşılmasında en önemli işlerden bir tanesi toplukların örgütlenmesidir” dedi. Son 30 yıl içerisinde belediyelerin şirket anlayışına dönük yönetilmesini eleştiren Tanık, bu durumun halkın belediyelere olan güven duygusunu zedelediğini söyledi.

“TOPLUMCU BELEDİYE ÜRETEN BELEDİYEDİR”

Çankaya Belediyesi’nin kendi başkanlığında “Toplumcu Belediyecilik” anlayışını benimsediğini vurgulayan Başkan Tanık, “Toplumcu belediyecilik, ihtiyacı olana öncelik veren toplumun her kesimine sahip çıkan belediyedir” dedi. Tanık, kentin iyi yönetilmesinin ekonomisinin güçlü olmasıyla ilişkili olduğuna dikkat çekti. Safranbolu’nun her zaman yanında olduklarının ve olacaklarının sözünü veren Tanık, “Safranbolu İlçe örgütü kendi beldesinin sorunlarını kardeş gördüğü, örnek bulduğu belediyeyi davet ediyor. Bu Çankaya Belediyesi için büyük bir onurdur. Biz de bu çabanın içinde olacağız, örgütlü, aktif yurttaşlarımızla yola devam edeceğiz” dedi.

SAFRANBOLU’YU ALMAK İÇİN BURDAYIZ

CHP Parti Meclisi Üyesi Seyhan Erdoğdu ise Safranbolu ilçesinin Çankaya Belediyesinin deneyimlerinden faydalanmasını çok anlamlı bulduğunu belirterek, “Safranbolu CHP’li olursa her şey çok daha kolay olur. Topluluklar arası dayanışmayı örgütlemeye biz varız, onun için buradayız” dedi. Daha sonra Safranbolu merkezinde alan çalışması yapan Tanık, Eski Safranbolu ve Yeni Safranbolu mahallelerini gezdi.

99 Toplam, 1 Bugün

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ:

| Ankara Haberleri | 20 Temmuz 2013

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ:

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, seçim barajının düşüleceği iddialarıyla ilgili, “Bu konuda bizim yaptığımız bir çalışma yok. Gazeteler yazıyor biz de oradan takip ediyoruz” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Diyanet İşleri’nin İslam ülkeleri büyükelçilerine verdiği iftar yemeğine katıldı. Bozdağ, çıkışta gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin “Seçim barajı düşürülecek mi, bu konuda çalışma var?” sorusuna Bozdağ, “Şu anda bir çalışma yok. Gazeteler yazıyor, biz de oradan takip ediyoruz. Bu konuda bizim yatığımız bir çalışma yok” yanıtını verdi.

Başka bir gazetecinin Başbakan Erdoğan’ın “Tencere tava çalanlar suç işliyor” sözlerini hatırlatması üzerine Bozdağ, “Kanunlarda bunların karşılıkları var. Bu karşılıklara göre şikayet halinde işlem yapılabilir” şeklinde konuştu.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Başbakan Erdoğan’ın “Ben dört dörtlük Aleviyim” sözlerinin hatırlatılması ve bazı Alevi kesimlerin bu açıklamalara tepki göstermesinin sorulması üzerine, şunları kaydetti:

“Başbakanımızın bu ifadesi yeni değil. Daha önce de değişik vesilelerle bunu ifade etmiştir. Çünkü Alevi kardeşlerimizin ehlibeyt sevgisi üzerine, Hz. Ali sevgisi üzerine büyük bir yoğunlaşması var. Ona binaen sayın Başbakanımız kendisinin de Hz. Ali efendimizi ve ehlibeyti sevdiğini ifade etmek için bunu kullanmıştır. Gayet güzel bir ifade ve hepimiz Hz. Ali efendimizi, Hz Fatma validemizi ve ehlibeytten olan herkesi seviyoruz. Bu konuda Alevi kardeşlerimizle hepimiz müşterekiz. Başbakanımız onu ifade etmiştir. Bu müştereklikten memnun olmak lazım. Rahatsız olmak Aleviliği gerçekten bilenler bakımından izahı zor bir husustur.”

73 Toplam, 1 Bugün

Bozdağ: ‘Dört Dörtlük Bir Aleviyim’ Sözünden Rahatsız Olmak Izahı Zor Bir Durum

| Ankara Haberleri | 20 Temmuz 2013

Bozdağ: 'Dört Dörtlük Bir Aleviyim' Sözünden Rahatsız Olmak Izahı Zor Bir Durum

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Başbakan’ın, “Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse ben dört dörtlük bir Aleviyim.” sözlerinden rahatsız olmanın, Aleviliği gerçekten bilenler bakımından izahı zor bir durum olduğunu söyledi.

Bekir Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, İslam ülkeleri büyükelçileri için verdiği iftar yemeğinin ardından gazetecilerin gündemdeki konularla ilgili sorularını cevapladı. Bozdağ’a, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, AK Parti Ankara İl Başkanlığı iftarındaki konuşmasında söylediği ‘Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse ben dört dörtlük bir Aleviyim.’ sözlerinden bazı Alevi kesimlerin rahatsızlığı hatırlatılarak, bu konudaki düşüncesi soruldu.

Başbakan’ın bu ifadesinin yeni olmadığına işaret eden Bozdağ, daha önce değişik vesilelerle bunu ifade ettiğini belirterek, “Çünkü Alevi kardeşlerimizin Ehl-i Beyt sevgisi üzerine, Hz. Ali sevgisi üzerine büyük bir yoğunlaşması var. Yani ona izafeten sayın Başbakanımız kendisini de Hz. Ali efendimiz ve Ehl-i Beyt’i sevdiğini ifade etmek için bunu kullanmıştır ve gayet güzel bir ifade. Ve hepimiz Hz. Ali, Hz. Fatıma validemizi ve Ehl-i Beyt’ten olan herkesi seviyoruz. Bu konuda Alevi kardeşlerimizle hepimiz müşterekiz. Başbakanımız onu ifade etmiştir. Bu müştereklikten memnun olmak lazım. Rahatsız olmak, Aleviliği gerçekten bilenler bakımından izahı zor bir husustur.“ karşılığını verdi.

TENCERE TAVA YORUMU

Bozdağ, yine Başbakan Erdoğan’ın, tencere tava çalanların suç işlediğine yönelik sözlerini de “Kanunlarda bunların karşılıkları var. O karşılıklara göre şikayet halinde işlem yapılabilir.” diye yorumladı.

SEÇİM BARAJI İÇİN ÇALIŞMA YOK

Bekir Bozdağ, seçim barajının düşeceğine yönelik haberler hakkında ise “Seçim barajı ile ilgili şu anda bir çalışma yok. Gazeteler yazıyor, biz de oradan takip ediyoruz. Bizim yaptığımız bir çalışma yok.” dedi.

71 Toplam, 1 Bugün

AK Parti Ankara İl Başkanlığı Iftarı

| Ankara Haberleri | 18 Temmuz 2013

AK Parti Ankara İl Başkanlığı Iftarı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Bizim derdimiz Mursi falan değil ama ben Mısır’da Cumhurbaşkanı olarak Sayın Mursi’yi görüyorum. Niye? Çünkü, Mısır halkına duyduğum saygı dolayısıyla. Eğer Baradey seçilmiş olsaydı, bugün bu ifadelerimi onun içinde kullanırdım ama o seçilmedi, yüzde 52′yi Mursi aldı” dedi. Başbakan Erdoğan, AK Parti Ankara İl Başkanlığınca Altınpark’ta düzenlenen iftar programında yaptığı, başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu ebedi azaptan kurtuluş olan ramazan ayının Ankaralılar, Türkiye, İslam dünyası ve tüm insanlık hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz etti. Ankara Sincan’da 15 Haziran’da gerçekleştirilen “Milli İradeye Saygı Mitingi”nden dolayı partisinin Ankara il teşkilatına, belediye başkanlarına, milletvekillerine teşekkür eden Erdoğan, “O gün Sincan’ı dolduran yüz binlerce Ankaralı hemşehrime, bu mübarek ayda, bu güzel akşamda şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.  Erdoğan, 15  Haziran’da Ankara’da tarihi bir gün yaşandığını, Mersin’den Ankara’ya gelişinde de havalimanından şehir merkezine kadar 4 ayrı noktada gerçekleştirdiği konuşmalarının hayatında yaşadığı müstesna zamanlardan biri olduğunu söyledi. Sincan’ı hıncahınç dolduran kadın erkek, çocuk yaşlı, farklı partilerden yüz binlerin demokrasiye, sandığa, milli iradeye sahip çıktıklarını tüm dünyaya net bir şekilde ilan ettiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: “Ankara’daki muhteşem buluşmanın ardından, İstanbul’da 1,5 milyonu bulan kardeşimizle bir araya geldik. Ardından Kayseri, Samsun, Erzurum’da yüz binlerle kuçaklaştık. Meydanları büyük coşkuyla büyük bir muhabbetle dolduran kardeşlerimizin Türkiye’de oynanan oyunlardan ne kadar rahatsız olduklarını, bu oyunlar karşısında asla susmayacaklarını, sessiz ve tepkisiz kalmayacaklarını gördük ve bundan dolayı çok duygulandık çok da umutlandık.  Dünya nasıl eski dünya değilse, Türkiye’de artık eski Türkiye değildir. Geçmişte insanlar bir zülme, haksızlığa uğradıklarında sabrediyor, bunun hesabını günü geldiğinde meşru zeminde soruyorlardı. Dünyanın her yerinde ve Türkiye’de bugün de halklar sabrediyorlar. Bugün de meşruiyetler dairesi içinde kalıyorlar ancak bugün artık insanlar susmuyorlar, tepkisiz kalmıyor, boyun eğmiyorlar. Hesaplarını ileri bir tarihe ertelemiyor, meşruiyet içinde anında hesap sormak ve sorgulamak için seslerini yükseltiyorlar. Bunun en yakın, anlamlı örneğini şu anda kardeş ülke Mısır’da yaşıyoruz. Çok klasik, bayat senaryoyu Mısır’da uygulamak istediler. İnsanları yönlendirmek suretiyle cesaretlendirmek, galeyana getirmek suretiyle bir meydanı doldurdular. O meydanı ülkenin bütün bir fotoğrafı gibi tüm dünyaya servis ederek, bir darbeyi meşrulaştırabileceklerini zannettiler. Mısır’da kimsenin sesi çıkmayacak zannediyorlardı. Dünya bunu görmeyecek, duymayacak, hiç kimse tepki vermeyecek zannediyorlardı. Bir oldubittiyle sandık sonuçlarını çiğneyeceklerini, milletin hakkını ve hukukunu kolayca gasbedebileceklerini zannediyorlardı ama yanıldılar, hem kendileri yanıldılar hem de arkalarındaki güçler yanıldı.” -”Mısır’dakinin aynını burada yapmak istediler”- Başbakan Erdoğan, Mısır’daki darbeye Mısır halkının sessiz ve tepkisiz kalmadığını, meydanlara çıkarak “peki benim oyum ne olacak” sorusunu sormaya başladığını ifade ederek, “Mısır’dakinin aynını burada yapmadılar mı? Gezi Parkı’na gidenler zannettiler ki Türkiye sadece burası ama Ankara var, İstanbul Kazılçeşme var, Kayseri var, Erzurum var. Oradakileri ne yapacaksın? Onlar da ne dedi ‘benim oyum ne olacak. Benim oyumla 4 yıllığına iktidara getirdiğimi yok farz edemezsin’ dediler. Halkın iradesine saygı bu değil mi Bu? Eğer bunu kabul etmiyorsan bu ahlaki olmaz” ifadesini kullandı. Mısır halkının dayatmaya, oldu bittiye boyun eğmediğini, tek yürek halinde darbeye karşı onurlu ve meşru bir mücadeleye başladığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, Mısır halkının meşruiyet zemininden ayrılmadan mücadelelerini sürdürdüklerini vurguladı. Erdoğan, Mısır’da darbeyle yönetime gelenlerin, konuşmalarından, açıklamalarından rahatsız olduklarını dile getirdiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’yi aslında çok takdir ediyorlarmış, ‘takdir ettiğimiz bir başbakanları var ama şimdi bazı gerçekleri bilmedikleri için yanlış açıklamaları, beyanları oluyor’ diyorlarmış. Hatta ‘gerekirse telefonla da konuşabiliriz’ diyorlarmış. Şimdi güler misin, ağlar mısın? Bir defa ben, seninle nasıl konuşacağım. Sen seçilmiş değilsin. sen darbe hükümeti tarafından veya darbe yönetimi tarafından atanmış birisisin. Hale bakın, daha da enterasan şimdi yemin merasimi yapıyorlar. Güler misin ağlar mısın? Ben, tüm dünyaya, Batı’ya sesleniyorum: Askeri darbeyi yapan kişi yani Sisi, milli savunma bakanı olmuş, ve milli savunma bakanı kendi getirdiği cumhurbaşkanının karşısında el pençe divan yemin ediyor. Böyle bir trajedi olabilir mi? Hangi demokraside böyle bir şey var? Atayacaksın, kaşısına gelip, el pençe divan durup yemin edeceksin. Buna Batı niçin sessiz kalıyor, neden hale seslerini çıkarmıyorlar? Omurgalı bir duruş niçin sergilemiyorlar? Eğer demokrasi diyorsanız, dünyada darbelere hayır diyorsanız…” Başbakan Erdoğan, kendisiyle telefonda görüşme arzusunda bulunan Mısırlı yetkilinin birkaç hafta önce darbeye karşı olduğunu söylediğini ancak şimdi başbakanlık, cumhurbaşkanlığı hevesiyle hareket edip, cumhurbaşkanlığı yardımcılığına gelince de kendisiyle görüşme talebinde bulunduğunu anlatarak, “O işi geç, sen seçimlerde yüzde 1,5 oy aldın ama Mursi yüzde 52 oy aldı. Yüzde 52, yüzde 1,5′tan herhalde büyüktür, önce ona saygı göstermesini bileceksin” diye konuştu.  Erdoğan, ”Bizim derdimiz Mursi falan değil ama ben Mısır’da Cumhurbaşkanı olarak Sayın Mursi’yi görüyorum. Niye? Çünkü, Mısır halkına duyduğum saygı dolayısıyla. Eğer Baradey seçilmiş olsaydı, bugün bu ifadelerimi onun içinde kullanırdım ama o seçilmedi, yüzde 52′yi Mursi aldı” şeklinde konuştu. AK Parti’nin ilk seçim zaferinden sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün o dönem ilk AK Parti hükümetini kurması sırasında kendisinin de AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla Avrupa Birliği ülkelerini ziyaret ettiğini ve bu esnada Lüksemburg’a gittiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, dönemin Lüksemburg Başbakanı Jean Claude Juncker ile görüşmesinin ardından, ortak basın toplantısı düzenlediklerini anlattı.  Ortak basın toplantısında bir Türk gazetecinin Lüksemburg Başbakanı Juncker’e “siz başbakansınız, Erdoğan ise bir partinin genel başkanı, başbakan değil. Bu ilgi, alaka neden?” sorusunu yöneltmesi üzerine Juncker’in “bizim için önemli olan seçilmiş bir siyasi partinin lideri olmaktır. Şu anda onun partisi iktidardır, onun partisinin gösterdiği isim de kabine kuruyor” yanıtını verdiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, “İşte demokrasi anlaşıyı budur. Halkın iradesine saygı anlayışı budur” diye konuştu. 

69 Toplam, 1 Bugün

Erdoğan, Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’nın İftar Yemeğine Katıldı…(1)

| Ankara Haberleri | 18 Temmuz 2013

Erdoğan, Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’nın İftar Yemeğine Katıldı…(1)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mısır’daki darbe yönetiminin atadığı Başbakan Baradey’den kendisine mektup geldiğini söyledi. Mektupta gerekirse telefonla görüşebilecekleri şeklinde ifade yer aldığını belirten Başbakan Erdoğan, Baradey’e, “Bir defa ben seninle nasıl konuşacağım? Sen seçilmiş değilsin. Sen darbe hükümeti tarafından veya darbe yönetimi tarafından atanmış birisisin” diyerek cevap verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Ankara İl Başkanlığı tarafından Altınpark’ta düzenlenen iftar yemeğine katıldı. Sincan’daki ‘Milli İradeye Saygı Mitingi’nden dolayı AK Parti Ankara İl Başkanlığı’na ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür eden Başbakan Erdoğan, Ankara’da kendisini karşılayan yüz binler için, “Hayatımız boyunca müstesna yaşadığımız anlardan herhalde biri olacaktır” dedi.

Konuşmasının başında Mısır’daki darbeye değinen Erdoğan, “Dünyanın her yerinde ve Türkiye‘de bugün de halklar sabrediyorlar. Bugün de meşruiyet dairesi içerisinde kalıyorlar. Ancak bugün artık insanlar susmuyorlar, tepkisiz kalmıyorlar. Boyun eğmiyorlar, hesaplarını ileri bir tarihe ertelemiyor, meşruiyet içinde anında hesap sormak ve sorgulamak için seslerini yükseltiyorlar. İşte bunun en anlamlı örneğini şuanda kardeş ülke Mısır’da yaşıyoruz” dedi. “Çok klasik, son derece bayat bir senaryoyu Mısır’da uygulamak istediler” diyen Başbakan Erdoğan, “İnsanları galeyana getirmek suretiyle bir meydanı doldurdular, o meydanı ülkenin bütün bir fotoğrafı gibi dünyaya servis ederek bir darbeyi meşrulaştırabileceklerini zannettiler” şeklinde konuştu.

“Dünya bunu görmeyecek, duymayacak, görüp duysa bile hiç kimse tepki vermeyecek zannediyorlardı. Bir oldu-bittiyle sandık sonuçlarını çiğneyeceklerini, milletin hakkını ve hukukunu, kolayca gasp edebileceklerini zannediyorlardı ama yanıldılar” diyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hem kendileri yanıldılar, hem de arkalarındaki güçler yanıldılar. Mısır halkı sessiz ve tepkisiz kalmadı. Çıktı meydana, ‘peki benim oyum ne olacak’ sorusunu sormaya başladı. Şimdi aynını burada yapmadılar mı, Gezi Parkı’na gidenler zannettiler ki Türkiye sadece burası. Ama Ankara var, İstanbul Kazlıçeşme var, Kayseri var, Samsun var, Erzurum var. Oradakileri ne yapacaksın? Oradakiler ne dedi ‘peki benim oyum ne olacak? Benim oyumla iktidara geleni, 4 yıllığına iktidara getirdiğimi yok farz edemezsin’ dediler. Zaten halkın iradesine saygı bu değil mi, bu. Eğer bunu kabul etmiyorsan, bu ahlaki olmaz. Mısır halkı dayatmaya rıza göstermedi. Mısır halkı tek yürek halinde meydana çıktılar, darbeye karşı onurlu ve meşru bir mücadele başlattılar. Ve meşruiyet zemininden ayrılmadan bu mücadeleyi sürdürüyorlar.”

“MISIR’DAN MEKTUP GELDİ”

Başbakan Erdoğan, kendisine Mısır’daki darbe yönetiminin atadığı Başbakan Baradey’den de mektup geldiğini söyledi. “Şimdi bana dün bir Mektup geldi Mısır’dan. Konuşmalarımızı beğenmiyorlarmış, rahatsız oluyorlarmış” diyen Erdoğan, mektubun içeriğinden ise, “‘Türkiye’yi aslında biz çok takdir ediyoruz, çok takdir ettiğimiz bir başbakanları vardı. Ama şimdi bazı gerçekleri bilmedikleri için yanlış açıklamaları, yanlış beyanları oluyor’ diyorlar. ‘Hatta gerekirse telefonla da konuşabiliriz’ diyorlar. Şimdi güler misin, ağlar mısın?” diyerek bahsetti. “Bir defa ben seninle nasıl konuşacağım? Sen seçilmiş değilsin. Sen darbe hükümeti tarafından veya darbe yönetimi tarafından atanmış birisisin” diyen Başbakan Erdoğan, “Hale bakın, daha da enteresanı şimdi yemin merasimi yapıyorlar. Güler misin, ağlar mısın?” dedi.

Erdoğan, “Ben tüm dünyaya sesleniyorum, Batı’ya sesleniyorum, askeri darbeyi yapan kişi yani Sisi; Milli Savunma Bakanı olmuş. Ve Milli Savunma Bakanı kendi getirdiği cumhurbaşkanının karşısında el pençe divan yemin ediyor. Böyle bir trajedi olabilir mi?” diye sorarak, “Hangi demokrasi de böyle bir şey var? Atayacaksın, karşısına gelip, el pençe divan durup yemin edeceksin. Buna Batı niçin sessiz kalıyor, neden acaba hala seslerini çıkarmıyorlar, omurgalı bir duruş niçin sergilemiyorlar?” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan şunları söyledi:

“Benimle telefonla görüşme arzusunda olan zat da, birkaç hafta önce darbeye karşı olduğunu söyleyip ama başbakanlık hevesine veya cumhurbaşkanlığı hevesine kapılınca hemen cumhurbaşkanlığı yardımcılığını kabul ediyor göreve geliyor ve ondan sonra da bizimle görüşme talep ediyor. O işi geç. Sen seçimlerde yüzde 1.5 oy aldın. Ama Mursi yüzde 52 oy aldı. Yüzde 52, 1.5’den herhalde büyüktür. Önce ona saygı göstermesini bileceksin. Bizim derdimiz Mursi falan değil. Ama ben Mısır’da Cumhurbaşkanı olarak Sayın Mursi’yi görüyorum. Mısır haklına olan saygım sebebiyle bunu böyle görüyorum. Eğer Baradey seçilmiş olsaydı, bugün bu ifadelerimi onun için de kullanırdım. Ama o seçilmedi, o 1.5’ta kaldı, yüzde 52′yi Mursi aldı, saygın olan odur.”

“SANDIK DEMOKRASİ DIŞI ARAYIŞLARIN PANZEHİRİDİR”

Başbakan Erdoğan, AK Parti’yi kurdukları sırasında Lüksemburg’da yaşadığı bir hatırasını da anlattı. Lüksemburg Başbakanı ile ortak bir basın toplantısı yaptıkları sırada bir Türk gazetecinin “Siz bir Başkansınız, peki şuanda basın toplantısını birlikte yaptığınız Erdoğan ise sadece bir partinin genel başkanı, başbakan değil. Bu ilgi bu alaka neden?” diye sorduğunu söyledi. Lüksemburg Başbakanın ise Türk gazeteciye “Bizim için önemli olanın seçilmiş bir siyasi partinin lideri olmaktır. Şuanda o siyasi partinin genel başkanı Erdoğan. Yasaklı olması hasebiyle böyle olabilir ama şuanda onun partisi iktidardır ve onun partisinin gösterdiği isimde kabine kuruyor” şeklinde cevap verdiğini aktardı. Erdoğan, demokrasinin ise işte bu olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, Mısır’da darbecilerin ve darbe destekçilerinin Tahrir Meydanı’nı gösterip darbeyi meşrulaştırma düşüncesini Adeviyye Meydanı’nda toplananların bozduğunu söyledi. “Biz kardeş ülke Mısır için, kardeş Mısır halkının tamamı için en kısa sürede barış, huzur ve istikrar temenni ediyoruz” diyen Erdoğan, “Gerek Mısır’da, gerek bu coğrafyada artık eline silah alan, ardına güç alan, ardına medyayı alan, ardına sermayeyi alan, öyle keyfi dayatmalarda bulunamaz. Eskiden olduğu gibi ‘darbe yaptım gibi millet iradesini, demokrasiyi susturamaz. O dönemler artık geride kalmıştır. Unutmayın, en büyük meydan, sandık meydanıdır. O rahatsızlığını sandıkta dile getir. Eğer sandık varsa, eğer sandık belli bir süre zarfında milletin önüne geliyorsa, herkes o sonuca uymak, saygı göstermek zorundadır” diye konuştu.

Erdoğan, seçim sandığının en başta çoğunluğun azınlığı yönetmesi için değil, azınlığın çoğunluğa dayatmalar yapmaması için var olduğunu ifade etti. “Sandık demokrasi dışı arayışların panzehiridir” diyen Erdoğan, “Sandık azınlığın çoğunluğa zulmetmesinin engelidir. Şimdi diyorlar ki, ‘Hitler de sandıkta çıkmıştı. Peki ne yapalım ‘sandıktan Hitler çıkabilir’ diyerek sandığı ortadan mı kaldıralım?” diye sordu.

73 Toplam, 1 Bugün

Erdoğan: Eskiden Olduğu Gibi ‘darbe Yaptım’ Diyerek Milleti Susturamazlar

| Ankara Haberleri | 18 Temmuz 2013

Erdoğan: Eskiden Olduğu Gibi 'darbe Yaptım' Diyerek Milleti Susturamazlar

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu coğrafyada eline silahı, gücü, medyayı, sermayeyi alanın öyle keyfi dayatmalarda bulunmayacağının görüldüğünü söyledi. Erdoğan, eskiden olduğu gibi ‘darbe yaptım’ diyerek milleti ve milletin iradesini susturamayacaklarını vurguladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Ankara İl Başkanlığı tarafından Altınpark’ta düzenlenen iftar yemeğine katıldı. Burada bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Mısır’da insanları galeyana getirmek için bir meydanın doldurularak darbenin meşru gösterilebileceğinin sanıldığını ifade etti.

Hem kendilerinin hem arkalarındaki güçlerin yanıldığını dile getiren Erdoğan, Mısır halkının olanlara sessiz ve tepkisiz kalmadığını “Peki benim oyum ne olacak?” sorusunu sormaya başladığını kaydetti. “Şimdi aynısını burada yapmadılar mı?” diye soran Erdoğan, “Gezi Parkı’na gidenler zannettiler ki Türkiye burası… Ankara, Samsun, Erzurum var; onları ne yapacaksın? Onlar da dedi; ‘Peki benim oyum ne olacak?’” diye konuştu.

“MISIR HALKI OLDU-BİTTİYİ KABUL ETMEDİ”

İktidara getirilenin yok farzedilemeyeceğini belirten Erdoğan, bunun kabul edilmesinin ahlaki olmayacağını kaydetti. Mısır halkının oldu-bittiyi kabul etmediğini anlatan Başbakan Erdoğan, bu yüzden meydanlara çıkıp onurlu ve meşru bir mücadele başlattıklarını söyledi. Erdoğan, meşruiyet zeminininden çıkmadan bu mücadelenin sürdürüldüğünü ifade etti.

Mısır’dan kendisine bir mektup geldiğini belirten Erdoğan, konuşmaları beğenmedikleri, rahatsız olduklarının yazıldığını aktardı. Erdoğan, şöyle devam etti: “‘Gerekirse telefonla da konuşabiliriz’ diyorlar. Güler misin ağlar mısın? Bir kere ben seninle nasıl konuşacağım? Sen seçilmiş değilsin. Sen darbe yönetimi tarafından atanmış birisisin. Hale bakın daha da enterasını; şimdi yemin merasimi yapıyorlar. Güler misin ağlar mısın? Tüm dünyaya sesleniyorum, batıya sesleniyorum; askeri darbeyi yapan kişi yani Sisi, Milli Savunma Bakanı olmuş. Kendi getirdiği Cumhurbaşkanı karşısında el pençe divan yemin ediyor. Böyle bir trajedi olabilir mi? Hangi demokrasi de böyle bir şey var. Atayacaksın, el pençe durup yemin ediyor. Batı neden sessiz kalıyor; omurgalı bir duruş niçin sergilemiyorlar? Sen yüzde 1.5 oy aldın ama Mursi yüzde 52 aldı. Dünyaya sesleniyorum. Bizim derdimiz Mursi değil ama Mursi’yi cumhurbaşkanı olarak görüyoruz. Çünkü Mısır halkına saygımızdan ötürü onu cumhurbaşkanı görüyoruz.”

“ADEVİYE MEYDANI DARBEYİ MEŞRU GÖSTERMEYİ BOZDU”

“Bu darbeyi meşrulaştıracak, bu meselenin üzerine örteceklerdi. Hem darbeciler hem de onun destekçileri Tahrir’i gösterip darbeyi meşru göstereceklerdi. Ancak, Adeviye Meydanı’nı bunu bozdu.” diyen Erdoğan, kardeş ülke Mısır için, Mısır halkı için en kısa zamanda barış, huzur ve istikrar temenni etti.

Bu coğrafyada eline silahı, gücü, medyayı, sermayeyi alanın öyle keyfi dayatmalarda bulunamayacağını vurgulayan Erdoğan, eskiden olduğu gibi ‘darbe yaptım’ diyerek milleti ve milletin iradesini susturamayacaklarını vurguladı.

“KİMİN NE RAHATSIZLIĞI VARSA YASALAR İÇİNDE DİLE GETİREBİLİR”

Kimin ne rahatsızlığı varsa yasalar içinde dile getirebileceğine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, en büyük meydanın sandık meydanı olduğunun altını çizdi. Erdoğan, rahatsızlığın sandıkta dile getirilmesini istedi. “Herkes o sandıktan çıkan sonuca uymak ve ona saygı göstermek zorundadır.” diyen Erdoğan, seçim sandığının çoğunluğun azınlığı yönetmesi için değil; azınlığın çoğunluğa dayatma yapmaması için var olduğunu vurguladı.

Sandığın demokrasi dışı arayışların panzehiri vurgulayan Erdoğan, azınlığın çoğunluğa zulmetmesinin de engeli olduğunu ifade etti. “Diyorlar ki ‘Hitler de sandıktan çıkmıştı.’ Ne yapalım, sandıktan Hitler çıktı diye sandığı ortadan mı kaldıralım?” sorusunu yönelten Başbakan Erdoğan, 1946 yılına kadar Türkiye’de sandık olmadığını hatırlatarak, ülkenin adı ‘Milli Şef’ olan biri tarafından yönetildiğini ifade etti.

“SANDIKTAN HİTLER ÇIKABİLİR DİYEREK SANDIĞI SORGULAMAK ART NİYETTİR”

‘Sandıktan Hitler çıkabilir’ diyerek sandığı sorgulamanın art niyetten başka bir şey olmadığına dikkat çeken Erdoğan, sandık sonuçlarına ilişkin tartışmalara başlandığını hatırlattı. Eskiden sandık sonuçları açılınca ‘hile var’ deyip ortalığın velveleye verildiğini hatırlattı. “Daha henüz ortada sandık yok, seçim yok. Ne diyorlar? Sandıkta hile var.” diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: “Seçime 8 ay varken yenileceklerini anlayanlar yaygara koparmaya başladılar. Şimdiden ortaya dökülmeye başladılar. Bir genç, ‘oruç tutmadım diye bana saldırdılar’ diyerek karakola gidiyor. Polis de ‘kardeş Ramazan yarın başlıyor. Gel çayımızı iç’ diyor. Yenilginize 8 ay önceden bahane üreteceğinize gidin çalışın. Bunların Milli Şef’ine bir gün demişler ki ‘Paşa hiç Allah demiyorsun. Bu millet Allah’ı sever.’ Bir Allah deyiver.’ ‘Az önce dedim ya’ diyor. ‘Ne dediniz?’ ‘Allaha ısmarladık dedim’ diyor.”

“HİZMETLERİMİZDEN DOLAYI MİLLETİMİZDEN TEVECCÜH GÖRDÜK”

Bütün halkı ayrım yapmaksızın kucakladıklarını dile getiren Erdoğan, etnik ayrımcılık yapmadıklarını ifade etti. Erdoğan, “76 milyon bizim kardeşimiz, canımız, ciğerimizdir. Batı-doğu, kuzey-güney yok; 780 kilometrekare ile vatan toprakları var.” ifadelerini kullandı. Şırnak, Batman, Ağrı’nın uçağı gördüğünü, Hakkari’deki havaalanının da biteceğini aktaran Erdoğan, hizmet ürettiklerini, hizmetleriyle ayakta kaldıklarını vurguladı. “Milletimizden de hizmetlerimizden dolayı teveccüh gördük.” diyen Erdoğan, yegane siyasetlerinin hizmet siyaseti olacağının altını çizdi.

Millete verdikleri sözlerin arkasından koşacaklarını, gece-gündüz çalışanlardan olacaklarını belirten Erdoğan, terör örgütleriyle, illegal örgütlerle işbirliği yapan, halkta mezhep kavgası çıkarmaya çalışanların seviyesine düşmeyeceklerini vurguladı. Üçüncü köprüyü yapacaklarını ifade eden Erdoğan, yapılmaması için ellerinden gelen gayretin gösterildiğini kaydetti. Üçüncü köprüyle birlikte iki tane de boğazın altından geçen raylı sistem yaptıklarını ve 29 Ekim’de açacaklarını anlatan Erdoğan, “Yaptıklarımız ve ulaştıklarımıza, bunların hayali bile ulaşamaz. Bizim farkımız bu.” dedi.

Kanal İstanbul’u da çevre katliamından kurtarmak için yapacaklarını dile getiren Erdoğan, bugüne kadar milli iradeye uzanan her eli bu milletin paramparça ettiğinin altını çizdi. Darbeyi, darbeden umut bekleyenleri milletin affetmediğine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, millet iradesi dışında her yolun gayri meşru olduğunu vurguladı.

“ÇÖZÜM SÜRECİ UMUTLA YOL ALIYOR”

Çözüm sürecinin umutla yol aldığını anlatan Erdoğan, “Türkiye’nin zincirlerini kırdığı bir süreçte hep birlikte tek yürek olacağız. Bu coğrafyada güçlü ve istikrarlı bir Türkiye’yi istemeyenlere karşı, sandığa 8 ay var. Çok çalışacağız. Kapı kapı dolaşarak anlatacaksınız. İçeride de bu şer odaklarıyla birlikte hareket edenler var. Türkiye’de oynanmaya başlanan oyun asla ve asla tesadüf değildir. Unutmayın onların bir tuzağı varsa Allah’ın da bir tuzağı var, milletin de bir tuzağı var. Biz eğilmeyeceğiz, onların bizi çekmek istedikleri tuzaklara düşmeyeceğiz. Sosyal medyalarıyla, arkalarına aldıkları güçleriyle bize saldıracaklar ama biz dayanacağız. 3 Kasım’dan beri bizi bu tuzaklara çekmeye çalıştılar. Ne aldanan olduk ne aldatan olduk.” şeklinde konuştu.

“ALEVİLİK HZ. ALİ’Yİ SEVMEKSE BEN DÖRT DÖRTLÜK ALEVİYİM”

Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Alevi-Sünni diye ayırmaya çalışıyorlar. Ne demek bu ayrımcılık. Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse ben dört dörtlük bir Alevi’yim. Onu nasıl sevmem? O nasıl yaşıyorsa ben de onun gibi yaşamaya gayret ediyorum. Peygamberimiz’in (sav) damadıydı, cengaverdi. Kışkırtmalara, tahriklere oyunlara gelmeyeceğiz. Türkiye sevdamızı, millet sevdamızı paylaşacağız. Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse ben Aleviyim. Ama ben Aleviyim deyip Hz. Ali’nin yaşam şeklinden uzak duranların oyununa gelmeyeceğiz.”

Yeni anayasa çalışmalarına da değinen Başbakan Erdoğan, milletin yeni bir Anayasa beklediğini hatırlattı. Ana muhalefet başta olmak üzere MHP ve BDP’nin önlerini kesmek için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Erdoğan, MHP Genel Başkanı’nın zehir zemberek bir açıklama yaptığını ifade etti.

“BENİM EDEBİM ONUN AĞZIYLA KONUŞMAYA MÜSAADE ETMEZ”

“Benim edebim, onun ağzıyla konuşmaya müsaade etmez.” diyen Erdoğan, Türk milleti ahlakı, onun menşeinden kökünden, ecdadından aldığı terbiyenin buna müsaade etmeyeceğini kaydetti. “Bizi terör örgütüyle bir yaparmış gibi gösterme, gayreti içinde gösterme bir zillet, bir delalettir.” diyen Erdoğan, ‘terörü nasıl bitiririz’ gayreti içinde olduklarını vurguladı. Onların ise sokağı terörize etmenin gayreti içinde olduklarını anlatan Erdoğan, gidip bir televizyon kanalını bastıklarını hatırlattı. “Niye bastılar? AK Parti gençliğinde bunu göremezsiniz.” ifadesini kullanan Erdoğan, mutabık kalınan 48 maddenin Meclis’ten geçirilmesiyle ilgili de bir gün önce yardımcısının ‘varım’ dediğini ancak bir gün sonra MHP liderinin ‘yokum’ dediğini dile getirdi.

Kendi içlerinde birbirleriyle vuruşma durumunda olduklarını anlatan Erdoğan, “Sizin bize söyleyecek lafınız yok. 326 milletvekili ile 3 kişi temsil edilmeyi kabul etmişiz. Sen 51 milletvekiliyle 3 milletvekili bulunduruyorsun. Bir kere saygılı ol. Bağcıyla kavga etmiyoruz; milletçe üzümü yiyoruz. CHP, MHP, BDP, hepsinin toplamı 220 onlar 9 milletvekiliyle; biz 326 milletvekiliyle üç kişiyle temsil ediyoruz.” diye konuştu.

Meclis Başkanı’na haftada iki gün tatil, 5 gün ise çalışılmasını söylediğini dile getiren Başbakan Erdoğan, kendilerinin buna var olduğunu, diğerlerinin bunu kabul edip etmediğini sordu. Meclis Başkanı’nı kırmadıklarını belirten Erdoğan, nihai kararı onun vereceğini sözlerine ekledi.

76 Toplam, 1 Bugün

Erdoğan, Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’nın İftar Yemeğine Katıldı…(2)

| Ankara Haberleri | 18 Temmuz 2013

Erdoğan, Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’nın İftar Yemeğine Katıldı…(2)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bütçenin 4 milyar TL artı verdiğini söyleyerek, “Turizm çöktü” iddialarına cevap verdi. Erdoğan, “Yahu ne çöktü be? Şuanda, 5. ay sonu itibariyle turizmde gelirimiz bir önceki yıla göre yüzde 18.5 artmıştır. Fakat Türkiye’de ekonomik havayı bulandırmak için işte bu yollara tevessül ediyorlar” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Ankara İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar yemeğine katıldı. Burada bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, konuşmasının bir bölümünde Milli Şef olarak bilinen İsmet İnönü’ye yüklendi. Sandık’tan Hitler yönetimi gibi bir yönetim çıkabileceği şeklinde eleştiriler olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Türkiye’de 1946 yılına kadar sandık yoktu. Ama ülke Führer değil de, Milli Şef olan birisi tarafından yönetiliyordu. 1950′deki temiz seçimlerden bugüne kadar da Türkiye hiçbir sandıktan Hitlervari bir yönetim çıkarma riskini yaşamamıştır. Asla da yaşamaz. ‘Sandıktan Hitler çıkabilir’ diyerek sandığı sorgulamak, bunu gündeme taşımak, gündemde tutmak demokrasiye yönelik hasmane bir tutumdan, art niyetten başka bir şey değildir” diye konuştu.

“Bugünler de yavaştan yavaşa, sandık sonuçlarına ilişkin tartışmalar da başladı” diyen Başbakan Erdoğan, “Eskiden seçim sandıkları açılınca, yenilenler ‘hile var’ diyerek ortalığı velveleye verirlerdi. Şuanda seçime 8 ay varken yenileceğini anlayanlar çok erken şekilde yaygara koparmaya başladılar. Daha ortada sandık yok, sonuç yok. Ne diyorlar şimdi ‘seçimde hile var’. Ortaya dökülmeye başladılar” dedi.

Bir gencin ‘Oruç tutmadığım için bana saldırdılar’ diyerek karakola şikayete gittiğini belirten Erdoğan, polisin ise “Kardeş Ramazan yarın başlıyor. Buyur bir çayımızı iç” diyerek şikayetçiyi geri gönderdiğini anlattı. Erdoğan, “Biz de şimdi seçime 8 ay kala ‘sandıkta hile var’ diye dereyi görmeden paçaları sıvayan oldu. Bizim de onlara söyleyeceğimiz şu, 8 ay kala bahane üreteceğinize, şimdiden yenilginize gerekçe üreteceğinize gidin ve çalışın” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ayrıca İsmet İnönü ile ilgili anlatılan bir olayı da anlattı. Erdoğan şöyle konuştu:

“Bunların Milli Şefi’ne bir gün demişler ki, ‘paşa hiç Allah demiyorsun, bu millet ise Allah’ı sever. Bir Allah deyiver’. Cevabı hazır; ‘az önce dedim ya ya’, diyor. ‘Ne dediniz’ diyorlar, ‘Allahısmarladık dedim’ diyor. Tablo bu. Biz AK Parti teşkilatı olarak kurulduğumuz andan itibaren sadece çalışarak bugünlere ulaştık. Biz halkımızı seviyoruz, halkımızı kucaklıyoruz, ayrım yapmaksızın kucaklıyoruz.”

“İSTEMİYORSANIZ KULLANMAYIN O KÖPRÜLERİ, SANDALLA GİDİP GELİN”

Başbakan Erdoğan, İstanbul’a yapılacak olan 3. köprüye yönelik eleştirilere de sert cevap verdi. Bazı kesimlerin 3. köprünün yapılmaması için elinden gelen gayreti gösterdiğini belirten Erdoğan, “Bizim onları dinleyecek halimiz de yok. Tabi biz 3. köprüyü de yapacağız” dedi. Macaristan’daki Budapeşte şehrinin ortasından geçen Tuna Nehri üzerinde 8 tane köprü bulunduğunu belirten Erdoğan, 3. köprüye karşı çıkanlar için “Bunlar dünyadan bir haberler” dedi.

3. köprü ile birlikte 2 tane de boğazın altından geçen bir raylı sistem yaptıklarını, 29 Ekim’de bu raylı sistemin açılışını yapacaklarını ifade eden Erdoğan, “2015’te de çift tüp, yine denizin altından otomobillerin gidip geldiği, onu yapıyoruz. 2015’te de onu açacağız. Bizim yaptıklarımıza, ulaştıklarımıza bunların hayalleri bile ulaşamaz, bizim farkımız bu” şeklinde konuştu.

“Şimdi ben tabi Kanal İstanbul diyorum, adamın havsalası almıyor, almaz” diyen Erdoğan, “İlk söyledikleri şey ‘nasıl yapacaksınız?’ Yahu yapacağız merak etme. Yaptığımızda da bunu göreceksin, yeter ki sabırlı ol” dedi. 3. köprüye karşı çıkanların 1. köprüye ve 2. köprüye de karşı çıktıklarını, fakat yapıldıktan sonra bu köprüleri kullandıklarını söyleyen Erdoğan, “Ee hadi kullanmayın o köprüleri, sandalla gidip gelin. Siz köprüleri istemiyordunuz onunla gidip gelebilirsiniz” diyerek tepki gösterdi.

“TURİZM GELİRLERİ YÜZDE 18.5 ARTTI”

Erdoğan, Türkiye’nin ekonomik durumuna da dikkat çekti. “Dünya küresel finans krizi karşısında çok zor bir dönemden geçerken Türkiye ekonomisi başarılarına yeni başarılar ekliyor” diyen Erdoğan, “İşte Maliye Bakanım basın toplantısını yaptı. Ve gördüğünüz gibi bütçemiz hamd olsun, artı verdi. Yaklaşık 4 milyar TL artı verdi” dedi. Erdoğan, “Ekonomide kaydettiğimiz başarının yanında demokratikleşme adımlarımız hız kesmeden devam ediyor” diyerek, “Turizm çöktü” yönünde koparılan yaygaraya da tepki gösterdi. 5. ay sonu itibariyle turizm gelirinin yüzde 18.5 oranında arttığını söyleyen Erdoğan şöyle konuştu:

“Yahu ne çöktü be. Şuanda, 5. ay sonu itibariyle turizmde gelirimiz bir önceki yıla göre yüzde 18.5 artmıştır. Fakat Türkiye’de ekonomik havayı bulandırmak için işte bu yollara tevessül ediyorlar. Tabi buna dünya da destek veriyor. Batı buna destek veriyor. Çünkü güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Ekonomik yönden kalkınmış bir Türkiye istemiyorlar ama el ele vereceğiz, milletimle birlikte el ele vereceğiz, ülkemizi muhasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkaracağız.”

“HEDEF AK PARTİ DEĞİL, HEDEF TÜRKİYE’DİR”

Başbakan Erdoğan, “Çözüm süreci bütün sabotajlara, bütün tahriklere rağmen kararlılıkla ilerliyor, umutla yol alıyor” diyerek, Türkiye’yi hedef alan iç ve dış saldırılara tek yürek olunacağını söyledi. Seçimlere 8 ay kaldığını ve bu 8 ayda çok çalışacaklarını, kapı kapı dolaşacaklarını ifade eden Erdoğan, “Bildiklerimizi bilmeyenlere anlatacaksınız” dedi. Gezi Parkı olaylarına gönderme yapan Erdoğan, “Tarihimizin en başarılı Mayıs ayını yaşarken, ekonomide, diplomaside, çözüm sürecinde sevindirici neticeler alınırken, Türkiye’de oynanmaya başlayan oyun asla ve asla tesadüf değildir. Onların bir tuzağı varsa, Allah’ın da bir tuzağı var, milletin de bir tuzağı var” diye konuştu.

“Biz onların bizi çekmek istedikleri tuzaklara asla düşmeyecek, onların oyunlarına gelmeyeceğiz” diyen Erdoğan, “Sosyal medyalarıyla, arkalarına aldıkları başka güçlerle onlar bize saldıracak ama biz de bu saldırılara karşı mertçe dayanacağız” dedi. Bu tuzakların ilk defa kurulmadığına dikkat çeken Erdoğan, “3 Kasım’dan bugüne kadar çeşitli şekillerde bu tuzakları kurdular, bizi bu tuzaklara çekmek istediler. Ne aldanan olduk, ne aldatan olduk. Bu tuzakları da aynı şekilde gençliğimizle, kadın teşkilatımızla, ana kademeyle evelallah aştık, yıktık” şeklinde konuştu.

Erdoğan, Türkiye içindeki ve bölgesindeki olayları kastederek, “Şunu herkes bilsin hedef AK Parti değildir, hedef Türkiye’dir, hedef demokrasidir, hedef milletin bizatihi kendisidir” dedi. Onlar kutuplaştırıcı olacak, biz kucaklayıcı olacağız” diyen Erdoğan, “Onlar ayırmak için mücadele verecek, biz birlik için beraberlik için, kardeşlik için mücadele vereceğiz” diye konuştu.

71 Toplam, 1 Bugün

DYP’li Sisi, Mısır Darbecisi Sisi’ye Görüşme Mektubu Gönderdi

| Ankara Haberleri | 17 Temmuz 2013

DYP’li Sisi, Mısır Darbecisi Sisi'ye Görüşme Mektubu Gönderdi

Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkan Danışmanı Seyhan Soylu (Sisi), Mısır’da darbe yapan Mısır Silahlı Kuvvetleri Yüksek Konsey Başkanı Abdül Fettah Said Hüseyin Halil El Sisi’ye yazdığı mektupta, darbelerin verdiği zararlardan söz ederek kendisiyle görüşme talebinde bulundu.

Türkiye’nin darbelerden çektiği eziyetleri sıralayan Sisi lakaplı Seyhan Soylu, “Güzel ülkem askeri darbelerden çok çekti. Genç nesiller kayboldu. Hala darbe yasalarının sorunlarını yaşıyoruz. Tank palet sesleri Ankara caddelerinde hoş bir melodi ritmi çalmadı. Asfalt ile arasına geleceğimizi aldı ve ezdi. Benliğine, yaratıcı tarafından kurgulanmış, özgürlük ve demokrasi Türk ulusunu adeta Zümrüt-ü Anka yaptı. Gezilmeyen Gezi haykırışları bu nedenledir.” diye yazdı.

ARAPLARI ELEŞTİRDİ

Darbeci generale, “Müslüman Kardeşler veya diğer adı ile İhvan hareketi hoşunuza gitmiyor olabilir. Arap coğrafyasındaki bazı diktaların da hoşuna gitmiyor olabilir. Önemli olan kişiler değil halktır. Mursi döneminde bir galon petrol vermeyen Arap sultanlar neden şimdi size yardım yarışında bulunuyorlar? Mısır, ne Türkiye ne de dünya için ihmal edilecek sıradan bir ülke değildir. Osmanlı sultanlarının taçlarının kırmızı yakutudur. Bizler Mısır’ı Kavalalı Mehmet Paşa veya Osmanlı sarayına gönderilen hadım ağlardan değil, daha çok Osmanlı, yani ecdadımı dünya var oldukça şerefi ile baki kılacak kutsal emanetlerin ve Hilafetin cömert bağışçısı olarak biliriz. Mısır, Musa’nın topraklarıdır.” diye seslenen Soylu, Türkiye’de herkesini kendisini ‘Sisi’ olarak tanıdığını yani general ile adaş olduklarını vurguladı.

“SEÇİLMİŞ MURSİ’Yİ SERBEST BIRAKIN”

Kendisinin de darbe mağduru olduğunu aktaran Soylu, bu nedenle kendisine yazdığını belirterek, şöyle devam etti: “Tüm mazeretlerinizi geçersiz kılan gerçek, Mursi bir seçilmiştir. Seçilmiş biri olan Mursi’ye, onuruna yakışan bir şekilde davranmanızı ve biran önce serbest bırakıp halka gidilmesini, kardeş bir ulusun politikacısı olarak istiyorum. Olaylara Mısır güneş tanrısı Ra gözü ile değil, inancımızın emri olan adalet gözü ile bakmanızı naçizane tavsiye diyorum. Size düşen, Adeviye ile Tahrir meydanlarındaki halkı el ele tutuşturup, modern, demokrasiyi içselleştirmiş Mısır’a tarihteki muhteşem medeniyetini geri vermektir. Mevcut durum, Arap coğrafyasındaki dikta, tiranlaşmış sultanların eğreti yönetimlerine koltuk değneği olmaktan başka bir şey değildir.”

MISIR’I ZİYARET ETMEYİ PLANLIYOR

Mektubuna, darbeci general Sisi’ye demokrasinin tanımını hatırlatan Soylu, önümüzdeki günlerde Mısır’ı ziyaret etmeyi planladığına dikkat çekerek, mektubunu şöyle sonlandırdı: “Demokrasilerin; azınlıkları, çoğunlukların tahakkümünden koruma rejimi olduğu evrensel ilkesi gereği, ülkenizde siz dâhil her kesimle görüşmek istiyorum. Arzum, talimatınızla medeniyetlerin ve evrensel birliğin odak noktası Mısır’da en yakın zamanda Mursi ve arkadaşlarının serbest kalmasını, seçim tarihinin belli olduğu, her kesimin seçim propagandalarını özgürce yaptığı bir Mısır görmek istiyorum. Bu bir rüya değil. Ülkeniz, farklılıkların kırıntılarından vücut bulmuş istisnai topraklardır.

Müslüman kardeşler görüşme talebimizi olumlu karşıladı. Ülkenizdeki Kıpti ve diğer azınlıklar ile görüşme programlarımız devam ediyor. Bu vesile ile zat-i âlinizden görüşme talep ediyorum. Olurunuzu bekliyor, Musa’nın topraklarına kutsal Ramazan ayında barışın hâkim olmasını yüce güç Allah’tan niyaz ediyorum.

71 Toplam, 2 Bugün

Hüseyin Karakullukcu: Adalet Mefhumu Karışık, Olanı Yeterli Bulmuyorum

| Ankara Haberleri | 16 Temmuz 2013

Hüseyin Karakullukcu: Adalet Mefhumu Karışık, Olanı Yeterli Bulmuyorum

Emekli Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukcu, ideal olarak, iyisiyle kötüsüyle yargıya güvendiklerini söyledi. “Şeriatın kestiği parmak acımaz derler acımaz olur mu sen bu parmağı doğru yerden kesmek zorundasın.” diyen Karakullukcu, “Adalet mefhumu karışık. Ben olanı yeterli bulmuyorum. Ancak olması gereken her şey var. Oranlama yapmak doğru değil. Ancak olanla olması gereken arasındaki açıya bakarsak yüzde 30 fire verilir en az. Bu da adalet için çok büyük bir rakam. Bir insan hakkını yemek hele de yargıç olarak çok büyük vebal. Ben meslek hayatımda buna yer vermediğimi düşünüyorum.” dedi.

Emekli olan Hüseyin Karakullukcu, farklı bir Danıştay başkanı portresi çizdi. Yaş haddinden emekliye ayrılan Karakullukcu, sempatik tavırları, kendine has üslubu, giyim tarzıyla dikkat çekti. İki yıl gibi kısa bir süre onun için yeterli olmasa da görevi süresince başında bulunduğu kurumu başka bir konuma taşıdı.

ELEŞTİRİLERİN ODAĞI OLDU

Karakullukcu; göreve geldiğinde Bülent Arınç’la sınıf arkadaşı olmasından, Başbakan Erdoğan hakkında açılan bir soruşturmada ‘red’ kararı verip yargılanmaktan kurtarmasına kadar eleştirilerin odağında oldu. Ancak sempatik tavırlarıyla kısa sürede halkın beğenisini toplayan Karakullukçu, Danıştay’ın en renkli siması olarak hafızalarda yerini aldı.

Danıştay, bugünlerde başkanlık telaşında. Karakullukcu’nun yaş haddinden dolayı emekliye ayrılmasının ardından, kurum yeni başkanını aramaya devam ediyor. Karakullukcu ise bu duruma yine kendine has üslubuyla cevap veriyor: “Şimdi bir seçim olacak ve yeni başkan seçilecek. Ben de onlara takılıyorum. ‘Ayrıldım ama anlaşamazsanız sözleşmeli olarak gelirim.’”

Hüseyin Hüsnü Karakullukcu, tipik bir Karadenizli. Giresun-Görele doğumlu. Çocukluğu yeşilliklerin arasında, fındık bahçelerinde geçmiş. Beş kardeşten sondan ikinci. Babası berber. İlk ve ortaokulu Görele’de okumuş. Köyden okula giden 1,5 kilometrelik yol, çocukluk yıllarının en önemli hatıraları: “İnek otlatıp, derelerde yüzerdik. Tam gündü okulumuz, her gün elimiz dolu gelirdik. Babam bir şey alırdı, onları eve getirirdik. O yılları tekrar yaşamak isterim.”

Diğer kardeşleri gibi dükkâna gidip gelse de kimse heves etmemiş baba mesleğine. Ailenin teşviki sayesinde bütün çocuklar okumuş. Ancak berberliğe babadan kalma göz aşinalığının olduğunu söylüyor: “Dükkâna uğrardım arada ama hiç saç kesmedim, yapmak istesem yaparım.”

LİSE OLMAYAN İLÇEDE YAŞADI

İlçede lise olmadığı için abisinin yanına Yozgat‘a gider okumaya. Lise ikinci sınıfa geçtiğinde abisinin tayiniyle Ankara‘da devam eder eğitim hayatına. Ankara Gazi Lisesi’ndeki sınıf arkadaşları bugünün tanıdık simalarıdır. Danıştay Başsavcısı Mevlüt Çetinkaya, İçişleri Bakanı Muammer Güler’le aynı dönem okurlar liseyi. Henüz ortaokul sıralarında kasabadaki hâkim ve savcıyı ilk kez görüp, onlardan etkilenmesi mesleğe karşı ilgisini arttırır.

Girdiği sınavda Ankara Hukuk Fakültesi’ni kazanır. Kamu görevlisi abisi, okumak için gelen ablasıyla Ankara Saman Pazarı’nda bir ev kiralarlar. Üniversiteye başladığında okul arkadaşları yine bugünün tanıdık isimleridir. Bülent Arınç, Beşir Atalay, Hasan Gerçeker, Nazım Kaynak.

Dört yılda bitirir okulu, hâkimlik için askerlik şartı arandığından arada geçen zamanı Tirebolu’da öğretmenlik yaparak geçirir. Ortaokulda Fen Bilgisi dersine girer. Farklı kişiliği orada da hissedilir: “Geçen sürede çok zevk aldım. Çocuklara bir-iki ayda başka bir şekilde öğretmeye çalıştım. O zamandan bizim farklı olacağımız belliymiş. Ben ayrılırken öğrenciler çok üzüldü. Çiçek, kitap hediye ettiler. Oradaki öğretmen arkadaşlar yanıma gelip ‘Biz bunca yıldır öğretmeniz kimse bize bir şey hediye etmemişti.’ dediler. Çocuklarla farklı bir iletişim yakalamıştım.”

Danıştay yardımcısı unvanıyla mesleğe başlayan Karakullukçu, asker dönüşü 1981′de Danıştay tetkik hâkimi olarak göreve devam eder. Sınava katılanlar arasında listenin başındaki isim dikkatten kaçmaz. Hem yazılı hem sözlü sınavda birinci olan kişi, yine tanıdık bir isimdir: “Cemil Çiçek.” Sınavlarda başarılı olan Çiçek, o dönem mülakattan geçemez. Avukat olarak göreve devam eder. Yıllar sonra Çiçek’le karşılaşmaları sırasında o dönem yaşananlar sık sık espri konusu olur.

“EŞİMİ KAYBETTİĞİMDE DÜNYAM YIKILDI”

1979 yılında aynı okuldan mezun olan Nur Hanım’la birleştirir hayatını. Okulun en başarılı öğrencilerinden biridir Nur Hanım. Onun da sınıf arkadaşı Ahmet İyimaya’dır: “Ben bir ölçeğe sahipsem o on ölçeğe sahipti. Kimse kusursuz değil ama kusursuza yakın biriydi. Bir oğlumuz oldu. Mutlu bir hayatımız vardı. Ancak kısa sürdü.”

18 yıllık hayat arkadaşını erken yaşta kaybeder. Ailecek geçirdikleri kazada eşi sağ kurtulmaz. Kendisi ise ağır yaralı: “İstanbul’a eşli bir toplantıya gitmiştik. Bizim araç şoföründeydi hata, kamyonla çarpıştık. Eşimi araçtan çıkarttığımı hatırlıyorum, olay yerinde ölmüş ama bana hep hayatta olduğunu söylediler. Ben de 13 gün kaldım yoğun bakımda. Oğlum 16 yaşındaydı, olayı birebir yaşadığı için hissettirmemeye çalıştım ama dünyamız yıkıldı.”

Uzun süre evdeki eşyalara dokunmaz baba-oğul. Bardak bile yerinden kımıldamaz. Sanki onunla beraber yaşıyormuş gibi devam ederler hayatlarına. İki yıl böyle sürer. Sonra evdeki hatıralarla birlikte onlar da taşınır. ‘En iyi psikolog insanın kendisidir’ diyerek atlatmaya çalışır yaşadıklarını. Eşten de öte en iyi dostunu kaybetmiştir aslında. Önceleri sık sık eşinin ziyaretine gider mezarlığa. Şimdilerde vakit bulduğunda. Evlenmeyi ise hiçbir zaman düşünmez: “Benim için evlilik çok zor, yapamam artık. Özgürlüğüme çok düşkünüm. Hep şunu düşündüm karşımdakinin özgürlüğünü kısıtlar mıyım? Çamaşır, ütü dâhil evdeki bütün işleri kendim yaparım. Yardımcım bugüne kadar hiç olmadı. Bunlar beni eğlendiriyor.”

Oğlunun da hukukçu olmasını ister Karakullukçu. Ancak oğulları anne-baba mesleğini tercih etmez: “O kadar ısrarlarıma rağmen Bilkent İşletme Fakültesi’ni yazdı. Hâlbuki bizim işletecek bir şeyimiz yok. Gitti, orayı okudu.”

“DANIŞTAY’I GEZİ PARKINA ÇEVİRDİK”

Danıştay başkanı olarak diğerlerinden kendisini farklı kılanın ne olduğuna yönelik bir soruya Karakullukcu, “Ben yaratmadım farklılığı, zaten böyleydim. Sadece olduğum gibi davrandım. İnsanlar rahat olduğu müddetçe iyi iletişim kurarlar. O yüzden efsane başkan dediler. Farklı değil de düşündüğümüzü söyledik. Çok eleştiri yaptık. İnsan, başına geçtiği kurumu eleştirir mi? Var ki bir aksilik eleştirdik. Ben çok şey yapmak istedim yargı adına ama süre çok kısıtlıydı. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Usul yasalarının birçoğunu değiştirdik. İstinaf mahkemeleri denilen ara mahkemeleri kurmak lazım. Danıştay’a, Yargıtay‘a her şeyin gelmemesi lazım. Elin oğlu böyle yapmış. Getirebiliriz zannettik ama zamanımız yetmedi. Hala daha da ısrarlıyım.” karşılığını veriyor.

Yüzükleri, kol düğmeleriyle ilgili ise Karakullukcu, “Erkeğin çok aksesuarı yok ki bir saat, kravat. Buna bir de yüzük ekledim ben. İri taşlı yüzük seviyorum. Yüzüklerimin çoğu hediyedir. Çoğunda ya ismim yazılıdır ya da benimle ilgili bir işaret vardır. Maddi değerleri yok. Bir şey hoşuma giderse işportadan dahi alırım. Özenli birisi olduğum söylenir. 40′a yakın yüzüğüm, 60′a yakın da kol düğmem var. Kıyafetlerimle uyumlu olmasına dikkat ediyorum.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Emeklilik planıyla ilgili bir soruya da Karakullukcu, “İnsan anılarını yazsa çok ilginç bir şey olur. İmkânım olursa niye yazmayayım ama kim okur ki? ‘Senle mi uğraşacağız kardeşim’ derler. Ben hareketi seven birisiyim. Hayatımın hiçbir aşamasında aşağılık duygum olmadı, yukarılık duygum da olmadı. Ben sıfırdaki adamım. Giderim köyde otururum. Devlet bize derse ki sana ihtiyacımız var onu da düşünürüz. Ama bu halimden çok memnunum.” diyor.

Siyaset ve yargı dengesi konusunda da Karakullukcu, “Siyasete en yakın yargı idari yargıdır. Yargıladığımız kişilerden biri hep devlettir. Sadece Bülent Bey değil, kabinedeki arkadaşların birçoğunu tanıyorum. Ama bu kişiseldir. Kamu gücünü kullanıyorsak, şahsi dostlukları muhafaza etmek zorundayız. Bülent Bey sınıf arkadaşımdır. Ancak sınıf arkadaşı olmak bir ayrıcalık değil. Benim seçilmemde en ufak katkısı yoktur. Ben seçildikten sonra haberi oldu.” ifadelerini kullanıyor.

Dengeyi kurmanın çok zor olup olmadığına ilişkin ise Karakullukcu, “Zaten bunu kurarsanız gerçek hâkim olursunuz. Herkesin bir siyasi düşüncesi vardır ama bunu oraya yansıtamazsınız. Çünkü siz bir partinin değil herkesin hâkimisiniz. Bu konuda vicdanım çok rahat. Sadece bu görevde değil, mesleğe başladığımdan bugüne kadar. Hiçbiri beni arayıp da bir şey istemediler. Bunu dememeleri bile çok önemli. Deseler ne olurdu, hiçbir şey değişmezdi. Yargı olarak sıfır noktasında durmak zorundasınız. Farklı partilerden de benim dostlarım var. Ben sadece görevimi yapıyorum.” diyor.

Siyasilerin açıklamalarının etkileyip etkilemediğine ilişkin olarak da Karakullukcu, “Her zaman için vardır. Ama olmaması gereken budur. Yasama, yürütme, yargı, hepsinin görevleri farklı ama zaman zaman bunların görevleri iç içe geçiyor. Tam bağımsızlık ideal olandır ama çok zordur.” diye ifade etti.

“Yargıya güveniyor musunuz?” sorusuna Karakullukcu, gülerek “Başkan olarak bunu söylemeye kalksam kıyamet kopardı. Birkaç defa dilimin ucuna gelmedi değil. Ama güvenecek başka bir şey yok. İdeal olarak yargıya güveniyoruz, iyisiyle kötüsüyle. Şeriatın kestiği parmak acımaz derler, acımaz olur mu sen bu parmağı doğru yerden kesmek zorundasın. Adalet mefhumu karışık. Ben olanı yeterli bulmuyorum. Ancak olması gereken her şey var. Oranlama yapmak doğru değil. Ancak olanla olması gereken arasındaki açıya bakarsak yüzde 30 fire verilir, en az. Bu da adalet için çok büyük bir rakam. Bir insan hakkını yemek, hele de yargıç olarak çok büyük vebal. Ben meslek hayatımda buna yer vermediğimi düşünüyorum.” şeklinde konuşuyor.

Görev süresinde en çok neyin yorduğuna yönelik bir soruya ise Karakullukcu, şöyle cevap verdi: “Hassas bir adamım, adaletsizliğe tahammül edemiyorum. Adaletin bazen yerini bulmaması, davaların uzun sürmesi, sürüncemede kalması manen beni yordu. Ancak ne yaptığımızı herkes görsün dedik. İyi mi kötü mü yaptık bilemem ama bizim orası Gezi Parkı gibi oldu. Dolayısıyla biz Gezi Parkı olmadan orayı Gezi Parkı haline getirdik. Gelenden başımızı alamadık.

71 Toplam, 1 Bugün

6 Başpehlivanda Doping İddiası

| Ankara Haberleri | 12 Temmuz 2013

6 Başpehlivanda Doping İddiası

652′inci Tarihi Kırkpınar Güreşleri’ne katılan başpehlivanlardan Sermest Bulut, Ahmet Serbest, Gökhan Arıcı, Murat Aydoğdu, Ali Altun ve Bekir Seçim‘in Haziran ayında yapılan doping testi sonuçlarında yasaklı maddeye rastlandığı iddia edildi.

652′inci Kırkpınar Güreşleri’nin ikinci gününde er meydanında doping şoku yaşanmış, başpehlivanlardan Serhat Gökmen ile orta boyda güreşen Özer Ay, Türkiye Güreş Federasyonu (TGF) tarafından alınan kararla güreşlere alınmamıştı.

Bu kez de 67 pehlivanın katılmak için kayıt yaptırdığı 652′inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne katılan başpehlivanlardan Sermest Bulut (Antalya), Ali Altun (Antalya), Bekir Seçim (Antalya), Ahmet Serbest (Amasya), Gökhan Arıcı (Kocaeli), Murat Aydoğdu’nun (Kocaeli) Haziran ayında alınan doping numunelerinde yasaklı maddeye rastlandığı iddia edildi.

Durumun pehlivanlara dün tebliğ edildiği öğrenildi. Güreş Federasyonu Disiplin Kurulu’na sevk edilen sporcuların 2′şer yıl men cezası alması bekleniyor.

57 Toplam, 1 Bugün

Chp’li Hamzaçebi’nin Basın Toplantısı

| Ankara Haberleri | 11 Temmuz 2013

Chp'li Hamzaçebi'nin Basın Toplantısı

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Uzlaşılan 48 maddeyi yasalaştıralım’ önerisiyle ilgili olarak, “Öyle anlaşılıyor ki Sayın Erdoğan bu komisyondan kalkmanın bahanesini arıyor. Sayın Başbakan eğer siz demokratik ve özgürlükçü anayasa istiyorsanız, gerçekten samimiyseniz, gelin parlamento kapanmadan seçim barajı ve tutukluluk süresini düzenleyelim” dedi.

Hamzaçebi, CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen ile birlikte TBMM‘de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AK Parti‘nin TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Torba Yasa düzenlemesine TMMOB ile ilgili verdiği önergenin ardından dün gece kariyer mesleğe dayalı olarak faaliyet yürüten Dışişleri Bakanlığı’nın birikimini yok edecek bir önerge daha verdiğini savunan Hamzaçebi, “Dışişleri Bakanlığı’nın başına dış politika heveslisi bir kişinin bakan olarak atanmasından sonra Türkiye, bütün komşu ülkelerle sorun yaşamaya başladı. Dış politika heveslisi bakan, bununla yetinmeyip başka dış politika heveslisi bazı kişileri, bazı cep diktatörlerini Dışişleri Bakanlığı’na alarak merkez memuriyetlerde değerlendirecek. Sayın Cumhurbaşkanı’na bir çağrıda bulunuyorum; hem TMMOB hem Dışişleri Bakanlığı’na yönelik düzenlemeler Türkiye’de demokrasiye ve kamu yönetimine vurulmuş darbelerdir. Bu iki darbeyi Sayın Cumhurbaşkanı önlemeli, iki maddeyi tekrar görüşmek üzere TBMM’ye iade etmelidir” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan’ın yeni anayasa ile ilgili ‘Uzlaşılan 48 maddeyi yasalaştıralım’ önerisini de değerlendiren Hamzaçebi, “Sayın Recep Erdoğan dün yaptığı konuşma ile nasıl kalkmak istediğinin, nasıl bahane aradığının örneklerini vermiştir” dedi. Başbakan Erdoğan’ın bu öneriyi yaparken CHP’yi ana muhalefetin başı olarak tanımladığını anımsatan Hamzaçebi, şunları söyledi:

“Başbakan’ın kibrini biliyoruz. Kibir, aslında korkudan kaynaklanır. Taksim Gezi Parkı etrafında bütün Türkiye’ye yaygınlaşan olaylardan sonra Sayın Başbakan’ın topluma vermek istediği korku, millet tarafından aşılmıştır ve Sayın Başbakan’ın kibri bozulmuştur. Hala muktedirin kibri edasıyla konuşmaya devam ediyor ama bununla toplumu dizayn etmesi mümkün değildir. ‘Ana muhalefetin başı’ 40 yıl önceki söylem. 40 yıl önceki siyasileri taklit ederek, baskı politikasını devam ettirmeye çalışan bir Başbakan var. ‘48 maddeyi yasalaştıralım’ diyor. Peki bu komisyon yeni bir anayasa yapmak üzere masaya oturmadı mı? ‘Uzlaştığımız maddeleri ayrıca yasalaştırırız, uzlaşamadığımız maddeleri bir kenara bırakırız’ şeklinde komisyonun çalışma usullerinde bir cümle yok. Bu komisyon yeni bir anayasa yapmak üzere yola çıktı. Öyle anlaşılıyor Sayın Recep Erdoğan bu komisyondan kalkmanın bahanesini arıyor. Başkanlık sistemi ısrarını bir yandan sürdürecek, öte yandan ‘muhalefetin samimi olduğuna inansam başkanlık sistemi önerimi geri çekerim’ diyecek. O, başkanlık sistemi ısrarını iki nedenle sürdürecektir. Birincisi başkan olmak gibi bir hevesi var ama bu heves kursağında kalacaktır. Partili cumhurbaşkanlığı modeli Türkiye’ye gelmeyecektir. Sayın Başbakan partilere gelip ‘Cumhurbaşkanı parlamento seçsin’ çağrısını bir gün yapacaktır. Bu çağrıyı ne zaman yapacağını bekliyoruz. Çünkü 2014′te cumhurbaşkanlığına aday olması halinde Sayın Recep Erdoğan’ı bu millet cumhurbaşkanı seçmeyecektir. Cumhurbaşkanlığı öyle çantada keklik değil. Sayın Başbakan’ı kibri, üslubuyla baş başa bırakıyoruz. Sayın Başbakan eğer siz demokratik ve özgürlükçü anayasa istiyorsanız, gerçekten samimiyseniz, bunun bazı örneklerini anayasa değişikliği veya yeni anayasa çalışmaları sonuçlanmadan şu anda gösterebilirsiniz. Çağrıda bulunuyorum; gelin parlamento kapanmadan seçim barajını indirelim. Bu, demokratikleşme konusunda çok önemli adım. Gelin tutukluluk süresini uluslararası standartlara indirelim. ‘Toplumsal Barışı Demokrasi ile Güvence Altına Almak’ ismiyle yayımladığımız kitapta 29 tane kanun teklifimiz var. Sayın Başbakan buradan seçsin beğensin, istediklerini yasalaştıralım. Bu örneklerden seçerek bunlardan bir kısmını yasalaştırabilirsek Başbakan’ın demokrasi konusunda samimiyetine inanacağız. Ancak buna hiç ihtimal vermiyorum. Başbakan’ın kafasında demokratik, özgürlükçü bir anayasa yok. Onun kafasında başkan olması dışında hiçbir proje yok. Üzerinde mutabık kalınan maddeler dahi başkanlık sistemi yolundaki bir takım garnitür düzenlemelerden ibarettir. Sayın Başbakan’a ‘Bunların hepsini bir kenara bırakalım gel başkanlık sistemini yapalım’ çağrısı yapsak, koşa koşa gelecek.”

‘BAŞBAKAN’IN BU ÖNERİSİ YENİ ANAYASA YAPILMASINI GÜÇLEŞTİRECEK YA DA İMKANSIZLAŞTIRACAKTIR’

CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen ise, Başbakan Erdoğan’ın yeni anayasa ile ilgili önerisini anlamsız olarak nitelendirdi. Anayasanın bir bütünlüğü olduğunu belirten Türmen, “Anayasanın içine serpiştirilmiş, birbiriyle bağlantılı olmayan maddeleri geçirirsek, anayasa yapılmış mı olacak? Anayasanın yapılmasından beklediğimiz yararlar, toplumla mutabakat, demokratikleşme, 12 Eylül anayasasından kurtulma gibi temel amaçlar var. Bu amaçlar gerçekleştirilmiş mi olacak? Hayır, olmayacak. 48 maddenin geçirilmesi, müzakereleri güçleştirecektir. Geri kalan maddeler anayasanın dışında bırakılacak. Başbakan’ın bu önerisi, yeni anayasa yapılmasını güçleştirecek ya da imkansızlaştıracaktır” dedi.

Dün gece Meclis Genel Kurulu’nda Dışişleri Bakanlığı ile ilgili verilen önergenin devletin temellerine vurulmuş ciddi bir darbe olduğunu savunan Türmen, “Hiçbir tecrübesi, özelliği olmayan, siyasi iktidara yakınlığı dışında hiçbir niteliği olmayan bir kişiyi alacaksınız büyükelçi yapacaksınız. Ondan sonra da merkeze geldiği zaman karar mekanizmalarını etkileyebilecek makamlar vereceksiniz ve ondan sonra bu Dışişleri Bakanlığı’ndan bir politika bekleyeceksiniz. Dışişleri Bakanlığı memurları, siyasi iktidara bağlı olmadan devlete hizmet verirler. O nedenle dışişlerini siyasallaştırmamak, devlet memurlarını partileştirmemek, dış politika çıkarları açısından büyük bir önem taşımaktadır” diye konuştu.

Basın toplantısında soruları da yanıtlayan Hamzaçebi, bir soru üzerine CHP’nin Mısır’da Mursi’ye karşı yapılanı darbe olarak nitelendirdiğini ve bunu kınadığını söyledi. Hamzaçebi, “Konu bu değil, Sayın Başbakan Mursi üzerinden bir mağduriyet yaratmak istiyor. Mısır’da yapılan askeri darbeyi kendine yapılmış gibi değerlendiriyor” dedi.

Hamzaçebi, dün TMMOB düzenlemesiyle ilgili üç siyasi partinin grup başkanvekilleri olarak TBMM Başkanı Çiçek ile görüşmelerine ilişkin soru üzerine, bu düzenlemenin tekliften çıkarılmasını istediklerini, Çiçek’in bu taleplerini AK Parti’ye ileteceğini söylediğini, şimdi bunun sonucunu beklediklerini kaydetti.

İstanbul Milletvekili Şafak Pavey’in İstanbul Belediye Başkanlığı adaylığı haberleriyle ilgili olarak ise Hamzaçebi, “CHP, İstanbul Belediye Başkanı adayını açıklamış değil. Birçok yetenekli arkadaşımız bu göreve layık görülebilir. Şafak Pavey de öyle. Bu göreve kimin aday olacağına partinin yetkili organları karar verecektir” dedi.

77 Toplam, 1 Bugün

  • Ankara sauna masaj

    Tarafından de 17 Haziran 2013 - 0 Yorumlar

    Ankara sauna masaj Başkentte insanların rahatlamak için en çok hangi yöntemlere başvurduğunu biliyor musunuz? Yapılan son araştırmaların neticelerin...

  • Ankara Masöz

    Tarafından de 25 Haziran 2013 - 0 Yorumlar

    Ankara Masöz Günlük temponun en yoğun olduğu şehirlerden biri olan Ankara’da, nüfusun çoğunluğunu oluşturan çalışan kesim de yoğun baskı ...

  • Bakan Bayraktar, Avrupalı Bakanlara Iklim Değişikliğini Anlattı

    Tarafından de 18 Temmuz 2013 - 0 Yorumlar

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Türkiye’de iklim değişikliği ile mücadele kapsamında alternatif enerji kaynaklarının geliştirilmesi...

  • Masaj Salonu

    Tarafından de 03 Temmuz 2013 - 0 Yorumlar

    Masaj Salonu   Önemli olan masaj yaptırdığım masörün uzmanlığı deyip geçmeyin. Masaj yaptırdığınız kişi kadar masaj salonlarının t...

  • Kazan’da Trafik Kazası: 3 Yaralı

    Tarafından de 23 Eylül 2013 - 0 Yorumlar

     Kazan’da meydana gelen trafik kazasında 3 kişi yaralandı. Edinilen bilgiye göre Ankara’dan Kazan’a giden Ömer Eriş’in kullandığı 06 EE 953...